Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “1937 Yılında Mustafa Kemal’in kanamaları ve vücudunun muhtelif yerlerinde kaşıntılar kendisini gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalemi, bu durumu Sağlık Bakanlığına “Köşkte karınca baskını olduğu” şeklinde bildirdi. Sıhhat Vekâleti Müsteşarı şöyle yazıyor; “Köşk’ün bazı yerlerinde gerçi bazı karıncalar bulundu. Hatta uzmanlar bunların Çin’den Avrupa’ya geçen karıncalar cinsinden olduğunu da ilmen ispat ettiler.” Ama Atatürk’te görülen kaşıntıların başka bir sebepten olabileceği ihtimali hiç kimsenin aklına gelmedi. Ancak karıncalara hücum için, Genelkurmaya başvuruldu. Deniz Kuvvetlerinden mütehassıslarla ekipler işe saldırıldı.

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 547) kitabından birebir alınmıştır.  

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Paşa’nın hastalığını kendisinden gizlemek için ne madrabazlıklar yapılmış ve ne kadar tuhaf işler yapılmış?

  • “Prof. Dr. Herbert Melzig; “Kendisini sofra başında ve içtiği zaman daha iyi buluyor. Asıl şahsiyeti ve iş âlemi o zaman beliriyor. İçmeden önce sakin, iddiasız, hatta mahcup bir insan!””

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • “21 Haziran 1934’de Soyadı Kanunu çıktı. 24 Kasım 1934 günü çıkartılan bir kanunla önceden “Kemal Öz” diye verilen soyadı değiştirilerek Atatürk oldu.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 470) kitabından birebir alınmıştır.

      

  • Serbest Fırkanın Başkanı Fethi Bey Mustafa Kemal Paşa ile görüşüyor ve Paşa;

    “En çok kavgalı olduğunuz geceler (İsmet ile Fethi kavgası) sizi soframda birleştireceğim. O zaman tekrar ayrı ayrı her birinize soracağım; “Sen ne dedin ve ne için dedin? Senin cevabın ne idi ve neye dayanıyordu? Bu günden itiraf ederim ki bu, benim için pek yüksek bir zevk olacaktır.” .. Gazi Serbest Fırka için parayı da sağladı….. Ağaoğlu Ahmet Bey Batı türü bir demokrasinin tek savunucusuydu. Gazi Fethi Bey’i Ağaoğlu’na gösterir. “Serbest Fırka Reisi; Fethi Bey. Tabii Fethi Bey ile beraber çalışacaksınız.” Ağaoğlu Fethi Bey’e sorar; ” Ya teminat (güvence)?”  “Aramızda mektuplar yazıp yayınlayacağız”. Der. Gazi bu teminat mektubunu yazar…. Serbest Fırka önce liberaldi….. Fethi Bey İzmir’e gidiyor, Vali Kâzım Dirik asayiş nedeni ile nutuk atılmasına karşı çıkıyor. Halk, Cumhuriyet Halk Fırkasının gazetesinin basıldığı matbaayı basmaya gidiyor, polisler halkın üzerine ateş açınca 14 yaşında bir öğrenci öldürülüyor. Ve kucağında ölen çocuğunun cesedini taşıyan ihtiyar bir baba, oğlunun cesedini Fethi Bey’in ayaklarına bıraktı ve; “İşte size bir kurban! Başkalarını da veririz! Kurtar bizi kurtar!” diye inledi. Mahalli seçimlerde Samsun hariç her yerde CHF kazandı, bu zafere Halk Fırkası mensupları bile inanamadı. Serbest Fırka üç aylık iken 17.11.1930’da kendi kendisini feshetti. 23 Aralık 1930’daki Menemen olayı…”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Mustafa Kemal İş Bankası’na 750.000 lira ile ortak olmuş. Vasiyetinde buradan gelen gelirin büyük bir kısmının Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kurumlara, bir miktarını da kız kardeşi ile bazı yakınlarının aylıklarına ayırtmış.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 315) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Bu 750.000 lira çok büyük bir para. Subay maaşı 400 lira!

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Kemal Paşa’nın mirası hakkında en ayrıntılı bilgi, Cem İpekçi’nin Türkiye’de Geri kalmışlığın Tarihi isimli kitabından;

    “İkinci miras: Mustafa Kemal Atatürk.

    Mustafa Kemal malvarlığının bir kısmını Cumhuriyet Halk Partisine, bir kısmını evlatlık edindiği kişilere ve İsmet İnönü’nün çocuklarına verilmesini vasiyet eder. Malvarlığının çok büyük bölümünü ise devlete bağışlar. Bu bağış işi olmasaydı bile yasal mirasçısı olmadığı için bu mallar zaten devletin mülkiyetine geçecekti.

    Hayata 28 lira maaşla başlamış ve öldüğü zaman maaşı 5.000 liradır. Ayrıca babadan kalma bir malvarlığı da olmadığına göre bu zenginliğin nasıl oluştuğunu düşünmemek mümkün değil.

    1938 yılında sağlığı iyice bozulan Atatürk, 5 Eylül’de mutemedi ve Çankaya Köşkü Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ı yanına çağırtarak, mal varlığını tespit etmesini ister. Soyak’ın hazırladığı liste şöyledir: 1) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri, 2) Çeşitlerde 650 bin fidan. 3) 400 dönüm Amerikan Asma Fidanlığı. Burada 560 bin kök bağ çubuğu 4) 220 dönüm bağ. Burada 88 bin adet bağ çubuğu vardır. 5) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe. 6) 220 dönüm 6 bin 600 ağaçlı zeytinlik 7) 27 dönüm 1.654(bin altı yüz elli dört) ağaçlı portakallık. 8)15 dönüm kuşkonmazlık 9) 100 dönüm park ve bahçe 10) 2 bin 650 dönüm çayır ve yoncalık 11) 1.450 (bin dört yüz elli) dönüm yeni tesis edilmiş orman. 12) 148 bin dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar. 13) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgâh, bütün mefruşat ve demirbaşları ile beraber. 14) 7 adet 15 bin baş koyunluk ağıl 15) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar. 16) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır. 17) 7 adet umumi ambar 18) 4 adet hangar ve sundurma 19) 4 adet lokanta, gazino, ve eğlence yerleri, lunapark. 20) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın. 21) 2 adet, çiçek ve süsleme nebatı yetiştirmeğe mahsus yer. (Toplam Bina 51 adet) 22) Bira Fabrikası :(Yılda 7 bin hektolitre üretme kapasitesine sahip.) 23) Malt Fabrikası: 24) Buz Fabrikası; (Günde dört bin ton buz üretme kapasitesine sahip) 25) Soda ve Gazoz Fabrikası: (Günde 3 bin şişe soda ve gazoz üretebilecek kapasitede.) 26) Deri Fabrikası: 27) Ziraat Aletleri ve Demir Fabrikası: 28) Süt Fabrikaları; Biri Ankara diğeri ise Yalova’da olan bu iki fabrika günde 30 bin litre süt ve bir ton tereyağı üretme kapasitesinde. 29) İki Yoğurt İmalathanesi; 30) Şarap İmalathanesi: Yılda 80 bin litre şarap üretme kapasitesine sahip. 31) Değirmen 32) İstanbul’daki bir çelik fabrikasının yüzde kırk hissesi. 34) Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da kurulu iki tavuk çiftliği 35) Yalova’da ki Çiftliklerde İki Hususi İskele ve Liman Tesisatı 36)Üçü Ankara’da ve İKİSİ İstanbul’da; Beş Satış Mağazası’nın bütün tesisat ve demirbaşları. 37)Orman Çiftliğinde; Hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. 38)Yalova Çiftliğinde; Hususi Su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. 39) Silifke Tekir Çiftliğinde; hususi sulama tesisatı, beton köprüler. 40)Orman Çiftliğinde kurulu Çiftlik Müzesi ve ufak mikyasta Hayvanat Bahçesi tesisatı. Bunların işletme levazımı ve bütün demirbaşları.41) 13 Bin Baş Koyun; Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıyla bunların melezleri. 42) 443 Baş Sığır, Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri,  yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri. 43) 69 Baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri Koşum ve Binek Atları 44) 2 bin 450 Baş Tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli ırklar. 45) 16 adet Traktör, 13 adet Harman ve Biçer Döver Makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan Ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edavatının Tamamı. 46) 35 Tonluk bir adet Deniz Motoru. Yalova çiftliğinde. 47) 5 adet, Çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan Kamyon ve Kamyonet. 48) 2 adet Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan Binek Otomobili. 49)19 adet, Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan, binek ve Yük Arabası.”

    Kaynak; İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi Sf. 261, 264 arası

  • “1 Temmuz 1927’de Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’lar askerlikten emekli oldular.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • “15 Haziran 1927’de 1057 sayılı kanun ile Türkiye Cumhuriyet dâhilindeki bütün resmi ve mili binalar üzerinde bulunan eski saltanat devrinden kalma tuğra ve övgüler kaldırıldı.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • Madde 1; Türkiye Büyük Millet Meclis azaları (üyeleri) ile genel idari ve mahalli ve bütün müesseselere ait memurlar ve görevliler.. şapka giymek mecburiyetindedirler.

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Abdülaziz zamanında Münif Paşa, Padişah’a yazı hakkında dilekçe sunuyor. Enver Paşa harflerin bitişik değil de ayrı ayrı yazılmasını orduda uyguluyor ve askerin okuryazarlığı üzerinde çok duruyor. 8 Şubat 1928’de İstanbul’da ilk hutbe okundu, 1.11.1928’de harf devrimi oldu.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Gazi, Kastamonu Müftüsü ile konuşuyor; “.. Şimdi sorarım, bizim kıyafetimiz medeni midir? Milli midir? Beynelmilel midir? (uluslararası mıdır)”  Müftü; “Hayır! Asla !” Gazi; “O halde kıyafetsiz bir millet medeni olur mu?” Müftü; “Katiyen (Kesinlikle olmaz)” Gazi; “…bizim milletimize layık olan kıyafet, medeni ve beynelmilel kıyafettir öyle giydireceğiz. Ayakta iskarpin, fotin, bacakta pantolon, yelek gömlek kravat yakalık, ceket ve başta;  güneş muhafazalı serpuş!” der.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 246 ile 249 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Medeni ve uluslararası geçerliliği olan bir kıyafet tarihte görülmemiş duyulmamış bir şey. Amaç; kıyafetleri ile de farklılık arz eden Kürt ve Laz etnik guruplarını genele benzetmek, buna direnecekleri bilindiği için baskı uygulayarak sindirme yolunu seçmek. O dönemde, ülkede, bu türden toplum üst yapısı ile oynamanın, gelecekte olumlu bir sonucunun olamayacağı düşünülememiş. Toplumun, üretim biçiminin değişmesi ile kıyafetinin de ona göre değişeceği, bu değişimin de ihtiyaçtan kaynaklanacağı için dayatmacı, taklitçi veya ucube olmayacağı bilinmiyordu.

       

  • “Kürt İsyanından (Şeyh Sait İsyanı) 10 gün sonra, 25.02.1925’de Başvekil Fethi (Okyar) Bey Terakkiperver (Gelişmeci) Cumhuriyet Fırkası (Partisi) Reisi Kâzım Karabekir Paşa ve Umumi Kâtip (Genel Sekreter) Ali Fuat Cebesoy ve Rauf (Orbay) Bey’i davet ederek kendilerine şu tebliğde bulundu; “Size, Fırkanızı kendi kendinize dağıtmanızı tebliğ etmeye, beni memur ettiler. Dağıtmazsanız geleceği çok karanlık görüyorum. Kan dökülecektir. Sizinle bu şekilde konuştuğum için çok üzgünüm. Bilirsiniz ki ben her türlü örfi (sıkı, baskıcı) muamelelerin karşısındayım.” .. Kürt İsyanından sonra Parti gurubunda kendisini şiddetle eleştiren Recep Peker’e karşı Fethi Bey; “Yazık ki idaresizliği ile Kürdistan meselesini çıkartan bir insan, burada beni tenkit ediyor. Aldığımız tedbirler kâfidir. Lüzumsuz şiddetlerle ben elimi kana bulayamam” der.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 220 ile 221 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Fethi Bey elini kana bulamadı, istifa etti, İsmet Paşa Başbakan oldu.

  • “Hanedan üyelerinin, damatlar da dâhil olmak üzere erkek kadın bütün mensuplarının en fazla 10 gün içerisinde memleketi terk etmeleri gerekiyordu. Saraylar ve eşyaları devlete kalıyordu. Halife ve çocuklarının çıkartılması için on gün de beklenilmedi. Kanun çıkar çıkmaz, bir gece İstanbul Valisi, Halife ile yakınlarını sınır dışına çıkarttı.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eski Bakanlardan Hilmi Uran’ın anlattığı bir fıkra. Kaymakam iken bir köylüye sormuş; “Hemşerim sen ne iş yaparsın?” Köylü; “Esaslı bir işim yoktur Bey, ikide bir askere gel derler, gider gelirim.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Venizelos’un Lozan’daki konuşması;)

    “… M. Venizelos bildirmek ister ki; Onun hükümeti, müdahalesine karşılık toprak isteğini hiçbir zaman şart koşmamıştır. Yunanistan ancak müttefiklerine karşı sözünü tutmakta ve müttefiklerin savundukları esasları savunmak için harbe girmiştir.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Bu çok önemli bir belge. Müttefikler Yunanistan’a, kâr ve zararın Yunanlılara ait olduğunu ancak 21 Haziran 1921 den sonra bildirmişlerdir.

  • “Lord Gurzon, Musul meselesinin Birleşmiş Milletlere gitmesini söylüyor ve diğer delegeler de destekliyor. Hatta Gurzon Musul için savaşabileceklerini söylüyor. İsmet Paşa; “Dünyada hiçbir kimse Musul meselesinden dolayı barışın tehdit edilmesini istemez.” diyor. Lord, “… Cihan kamuoyu belirince İsmet Paşa’nın bundan hayret duyacağını” espri yaparak söylüyor.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Öyle görünüyor ki, Mustafa Kemal hiçbir zaman aşık olmadı…. Ömer Lütfi ile evli olan bir İtalyan Madam Corrine ile mektuplaşmışlar. Fikriye intihar ediyor, Zehra’da Fransa da intihar ediyor.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 483 ile 488 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1 Kasım 1922’de ilk bölüm başladı, 22 Şubat 1923’te kesintiye uğradı, 23 Nisan 1923’te tekrar başladı ve 25 Temmuz 1923’te imzalandı.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 93, 94) kitabından birebir alınmıştır.

  • ” Birinci Meclis, 1 Nisan 1923’te kendi kendisini feshederek seçime gitti. Ancak, 15 gün sonra 15 Nisan 1923’te Hıyanet-i vataniye kanunundaki değişikliği yaptı; Kanun’un 1. Maddesi şöyle değişti; “1922 yılına kadar tekemmül etmiş olan (geliştirilmiş olan) devlet şekline her ne surette olursa olsun karşı gelenlerin vatan haini sayılmaları..” Bu madde ile seçimlerde mevcut rejimin aleyhine yönelebilecek propaganda çabaları önlenmiş oldu. .. Bütün memlekette birinci gurup adayları kazandı. Karşı cepheden tek Mebus seçilemedi. Gazi aynı zamanda hem Ankara hem de İzmir’den mebus seçilmişti. Daha sonra Ankara Mebusluğunu tercih etti. İkinci Meclis 270 Mebus ile 2  Ağustos 1923 te açıldı.””

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 86 ile 90 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Fesih olmuş Meclis’e kanun çıkarttırılıyor ve seçime şaibe karıştırılıyor.

  • “Zübeyde Hanım 14 Ocak 1923’de İzmir’in Karşıyaka semtinde öldü. 27 Ocak’ta Mustafa Kemal annesinin mezarına gitti.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • “5 Mart 1923 günü Lozan görüşmelerinin arasındaki meclis tartışmaları; Ali Şükrü Bey; “Ben de söyleyeceğim, ben de söz isterim!” Fakat Gazi de hiddetliydi.  “Bir haftadır söylüyorsunuz artık memlekete zarar veriyorsunuz.” diye bağırırken diğer taraftan da ellerini cebine sokarak birden sert ve şiddetli adımlarla Ali Şükrü Bey’in üzerine yürüdü. . bir dövüşme havası başlamıştı. Ali Şükrü Bey; “Kimseyi itham etmeye hakkınız yoktur.” diye bağırıyordu. Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey “Meclis’te emniyet yok mudur?” diye feryat ediyordu. Meclis başkanı Ali Fuat Paşa elindeki çanı tartışanların ortasına attı ve büyük bir kavgayı önledi. Ve Ali Şükrü Bey 27 Mart 1923’ten beri ortada yoktu.”

    Alıntı: Tek Adam III – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 80, 81) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in, Muhafız Alayı’nın başı olan Laz Topal Osman tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı.