Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (24.11.1921 ile 1.12.1921 tarihleri arasında Hükûmetin yetki ve sorumluluğu ile ilgili kanun teklifi görüşülüyor, Kemal Paşa konuşuyor:)

    “Bir bakanlar kurulu ki; halkın iradesinin temsilcisi olacaktır, ispat edeceğim ki onun eline salahiyet (yetki) verdiğiniz zaman o istediğini yapacaktır ve haberiniz olmayacaktır. Sorarım size; bakanlar kurulu sizin buradan dağıtılmanıza karar verirse ne yaparsınız? Gülemezsiniz! İstanbul Meclis-i Mebusan’ına giden zat-ı aliniz (yüce şahsınız) o zaman da ‘gülerim’ dediniz ama o zaman bunu yapamadınız, kulaklarınızdan tutup kapı dışarı atmışlardı! İşte bunu o Saray ihdas etmiştir (ortaya çıkarmıştır, yapmıştır). Şimdi, millet kumandanları var.” …….. ” Bu hükûmet demokratik bir hükûmet midir, sosyalist bir hükûmet midir yani şimdiye kadar okuduğumuz kitaplarda ismi geçen hükümetlerden hangisidir? Buyurdular (sordular). Efendiler bizim hükümetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve hakikaten (gerçekten de) kitaplarda mevcut olan hükümetlerin bilimsel niteliği dolayısıyla, hiç birine benzemeyen bir hükümettir. Fakat millet hâkimiyetini ve millet iradesini (isteğini, buyruğunu) tek gerçekleştiren bir hükümettir, bu nitelikte bir hükümettir. Bilimsel ve sosyal yönden bizim hükümetimizi ifade etmek gerekirse halk hükûmeti deriz.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları II – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 656 ile 662 arası) kitabından birebir alıntıdır.

  • (11.8.1921 Komisyon kararı görüşülüyor. Kemal Paşa;)

    “Efendiler, 107 imzalı olan bu önerge içeriğinin bilhassa ikinci maddesi Başkumandanlığa aittir. Böyle bir önerge verilebilmesi için önce Başkumandanlık Kanununun lağvedilmesi (ortadan kaldırılması) gerekir. Bu kanun mevcut (vücut bulmuş, var) iken böyle bir madde okunamaz, böyle bir madde görüşülemez.” “… ben ifayı vazife ederken (görevimi yaparken) şöyle böyle heyetlerle görevime müdahale (dâhil olmak, içine girmek) ettirmem efendiler. Bunda, memleket için, ordu için kötülükten başka bir şey yoktur.”   Ayrıca Anadolu’nun her tarafında başlayan ayaklanmalarla ilgili olarak da; “Bunu millet yapıyor ve bu yapılan kötülüklerle maatteessüf (esefle üzüntüyle belirteyim) düşman parmağı vardır. Ne yapalım? Bu, milletin kusurudur. Saf millet, hakikati güç görür bir millettir, iğfal ve ızlâl olunuyor (kandırılabiliyor ve felakete düşürülebiliyor).”

    Paşa devam ediyor; “Harbi Umumi’de (Genel Savaşta, 1.Dünya Savaşı’nda) dâhil olduğumuz (içinde olduğumuz, birlikte olduğumuz) zümrenin (gurubun, devletlerin) mağlup olması (yenilmesi) yüzünden duçar olması gereken (uğratılması gereken) cezayı, Suriye ve Irak gibi memalik-i vâsiamızın (ülkemizin büyük bir kısmının) idaresi ve geleceğinin tayini (geleceğinin belirlenmesi) hakkını o memleketler halkına terk etmek suretiyle hukuk-u hâkimiyetimizden (egemenlik hakkımızdan) feragat ederek (vazgeçerek) çekmiş bulunuyoruz. Hiçbir mağlup (yenilmiş) devletten bu kadar vasi (geniş, büyük) ve bu kadar zengin memleketler alınmamıştır.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 575) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1994): İsyanların bir iki tanesi, Mustafa Kemal’in ihtilalini benimsemeyip, Padişaha bağlı olan güçler tarafından çıkartılmaktadır, büyük bir kısmı ise Çerkez isyanlarıydı.

  • (29.1.1921 günü Sadrazam Tevfik Paşa’ ya yazdığı mektuptan okuyor;)

    “Zat-ı Şahane (şahane kişi, padişah), BMM’yi tanıdığını kısa bir Hatt-ı Hümayun (Padişah tamimi, yazısı) ile ilan buyuracaktır.” (1) (diyor. Ve konuşmasına devam ediyor;)Efendiler Zat-ı Şahane’yi zannediyorum ki içinizde benim kadar tanıyan azdır. Ben kendileri ile daha padişah olmadan önce seyahat ettim, refakatinde (yol arkadaşlığında) bulundum. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) ahlâkına, âdâtına (adetlerine, yaşama biçimine), efkârına (fikirlerine) diyebilirim ki yakından vâkıfım (bilgi sahibiyim)… İngilizler esir ettikleri İslam âlemine karşı daima baskılarını koruyabilmek, mazhar-ı suhulet olmak (bunu sessizce yapmak) için kıymetli bir alete, bir vasıtaya (araca) muhtaçtırlar. .. İngilizler nazarında (gözünde) bu kıymetli araç Makam-ı Hilafete oturtacakları zattır (kişidir)… Bu, İngilizlerin avucunun içine giren şey Zat-ı Şahanedir.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf.474) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2007): Tabii ki bu çok ağır hatta imkânsız bir talep, o zaman ülkede iki devletin varlığı kabul edilmiş olur.

  • (Mustafa Kemal Paşa 22.1.1921 günü;)

    “Varlık nedenlerinin kalmadığına inandıkları dakikada bütün millete hitaben bizzat kendileri komünizmin bu memleket içinde tatbik (uygulama) kabiliyeti olmadığını kendileri ifade ederler ve dağılırlar.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981 – Sf. 453) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN NOTU (1994): Mustafa Kemal Paşa bu konuşmasında Halk İştirakiyyun Fırkası’nın, yani Komünist Partisinin Rusya’dan kumandalı olduğunu söylüyor. Bu partiyi zaten kendisi taktik nedenlerle kurdurmuştu, hem Sovyetlerden yardım almayı hem de İngiltere’ye karşı elini güçlendirmeyi hedefleniyordu, ayrıca 1919 ve 1920 yıllarında Komünizmin Türkiye için bir kurtuluş yolu olacağını düşünenler de bir hayli fazlaydı. Çerkez Ethem’in kuvvetleri komünist bir halk kuvveti şeklinde kurulmuş ve öyle idare edilmişti. Komünizmi umut olarak gören kesimin gazını almak ve onları bilinir yapmak için kurulmuştu.

  • (Mustafa Kemal Paşa kendisinin duymuş olduğu ve Reşit Bey’e ait bir sözü, 8.1.1921 günü Meclis’te söylüyor;)

    “.. Bizim için hayatımız, haysiyetimiz (onurumuz), bizim menfaatimiz bu milletin bu vatanın hayat ve menfaatinden üstündür. Biz İran’da da Turan’da da kendimize yaşayacak yer buluruz…” Ve Mustafa Kemal devamla; “… Ethem, Tevfik ve Reşit Beyler, doğrudan doğruya, beraberlerinde kalan bir kısım kuvvetle, en son vaziyette 300 kişi kadar görülmüştür, bunlarla kayıtsız şartsız Yunanlıların emrine tabi olmuşlardır.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 415) kitabından birebir alıntıdır.

  • (3.1.1921 günkü konuşması:)

    “Komünizm prensiplerinin, kaidelerinin uygulanmasının anlamını, anlamış olanlarımız aracılığı ile bütün memlekete ve bütün millete anlatmaktır. Eğer bu hakâyık (haklılık) milletimizin çoğunluğu tarafından tamamıyla anlaşılmış olursa ya kabiliyetimiz vardır yaparız veyahut da tatbik kabiliyeti (uygulanabilirliği) yoktur, anlarız, ürkeriz, yapmayız. .. Türkiye Komünist Fırkası’nın (partisinin) kuruluş şeklinde ayrıntılı bir biçimde haberim vardır.” diyor.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981 – Sf. 400, 401) kitabından birebir alıntıdır.

  • (29.11.1920 günü Mustafa Kemal;)

      “… düşmandan tahliye olunan yerlerdeki ahali ya düşmanla beraber kaçıyorlar yahut düşmana yalvarıyorlar, aman burada oturunuz , bizi müdafaa ediniz..” 

    30.12.1920 Çerkez Ethem ile ilgili oturuma devam;

    “Beyefendiler gayet elim (üzücü) bir durum karşısında bulunuyoruz. Eğer Hükûmet varsa (BMM Hükümetini kastediyor) ve hükûmet bir kuvvete dayanıyorsa, yapılacak şey, bu kuvvetin eserlerini göstermek veyahut Hükûmet yoktur. Hükûmetin dayandığı kuvvet yoksa Birinci Kuvve-i Seyyare Kumandanının (Birinci Gezici Kuvvetler Birliği Komutanı Çerkez Ethem’in) diktatörlüğünü kabul etmek lâzımdır.” diyor.

    (Karesi (Balıkesir) Mebusu Basri Bey’in konuşması;)

    “.. bu güne kadar milli mücahit (milli savaşçı, kahraman) olarak alkışlanan Ethem Bey …. Riyaset Makamında (BMM Başkanlık makamında) alkışlanan Ethem Bey eğer kötü ise, kötülüklerini daha önceden görmek icap ederdi (gerekirdi).. Ethem Bey’de bir ihanetten çok bir idaresizliğin sonucu vardır… Bizim Livamız dâhilinde hiç çapulculuk yapmamıştır.”

    Mustafa Kemal; “Ethem Bey şakidir (eşkıyadır). İdare edilerek kullanılıyordu. Şaki daima şakidir.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 393) kitabından birebir alıntıdır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Ethem, mütegallibe yani toprak sahibi güç sahibi bir zorbadır. Hakkında çok bilgi var. Bu Meclis görüşmeleri onun ortadan kaldırılması ile ilgilidir. Mebusların önemli bir kısmı Ethem Bey’i seviyor.

  • (24 Nisan 1920 günü Meclis konuşması;)

    “Bu esnada Padişah Boğaz içinde bulunan İngiliz zırhlılarının Saray’a dönük olan toplarını göstererek, görüyorsunuz, dedi, ben artık memleket ve milleti nasıl kurtarmak lâzım geleceğini düşünmekte tereddüde düşüyorum ve ellerini kaldırarak; ‘İnşallah millet mütenebbih (tembihleniş, uyarılmış) ve müteyakkız (hazırlıklı) olur, bu üzüntülü vaziyetten (durumdan) gerek beni ve gerekse kendisini tablis eder (kurtarır)’ buyurmuşlardı.”

    Alıntı: Atatürk’ün TBMM Konuşmaları I – Kâzım Öztürk (Kültür Bak. Yay. 1. Baskı 1981- Sf. 11) kitabından birebir alıntıdır.

  • “Meclis-i Mebusan’a 451 kişi seçildi, bunun 14 kişisi mükerrer (tekraren, yani birkaç yerden birden seçilmişler) seçildikleri için 437 kişinin adı geçiyor. BMM Ankara’da açıldığı zaman, 338 kişilik mebus listesinin 115 kişisi katılmıştı. Mayıs ayı sonunda 62 mebus daha katıldı ve üç mebus ta Aralık ayında geldiler.”       

    (Mustafa Kemal Paşa;) “İç isyanları bastırmak Yunan saldırısını tutmaktan daha önemlidir.”  

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 593) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Kitabın 571 den 574 üncü sayfasına kadar mebusların listesi var. Büyük Millet Meclisinin açılmasından sonra iç isyanlarda adeta bir patlama yaşanıyor. Mazhar Müfit anılarını buraya kadar yazmış. Temmuz 1920 ile 29 Ekim 1923 tarihleri arasındaki dönemle ilgili hatıraları yok?

  • “28 Ocak 1920 günü İstanbul’da, Meclis-i Mebusan’da kabul edildi; 

    Madde 1- … Savaş sonrası işgal altında kalan yerlerde kamuoyuna başvurulacak, tamamıyla bağlı Osmanlı çoğunluğu ile meskûn (yerleşilmiş) bulunan kısmın tamamı.. hiçbir sebeple ayrım kabul etmez bir bütündür.

    Madde 2- Elviye-i Selase’de  (üç livalarda, Kars, Artvin, Ardahan’da) tekrar kamuoyu yoklamasına gideceğimizi kabul ederiz. (1)

    Madde 3- Batı Trakya, burada yaşayan insanların hür bir irade ile beyan edecekleri kamuoyu sonucuna tabi (bağlı) olmalıdır.

    Madde 4- İstanbul şehri ile Marmara Denizinin emniyeti her türlü zarara karşı dokunulmaz olmalıdır. …

    Madde 6- … Siyasi, adli (hukuki), mali (ekonomik) ve diğer gelişmemize engel kayıtlara (bağlayıcı antlaşmalara) karşıyız.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 541, 542) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993): Kamuoyu yoklaması, Wilson Prensipleri’nin ve Milletler Cemiyeti’nin bağımsızlık belirlemedeki en önemli kuralı. Misak-ı Millinin 541 ve 542. sayfalarda tamamı var.

  • “Mustafa Kemal Kasım 1919’da Hâkimiyet-i Milliye gazetesini çıkartıyor. Arkadaşları ile birlikte 27 Kânunuevvel (Aralık) 1919 günü Sivas’tan Ankara’ya geliyor. İstanbul’da toplanan Meclis-i Mebusan 12 Kânunusani (Ocak)1920’de toplanıyor. 16 Mart 1920’de İstanbul İngilizler tarafından işgal olunur. Tekrar Damat Ferit Paşa kabinesi kurulur.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ali Rıza Paşa’nın 5.10.1919 tarihli isimsiz bir telgrafı; “Hükûmetin gücüne riayet olunması (uyulması) ve yabancılar ile siyasi ilişkiye girilmemesi ve Mebus seçiminde ahalinin (halkın) hürriyetine katiyen tecavüz olunmaması konularının tarafınızdan garanti edilmesini talep ediyor. diyor.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 372) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Damat Ferit Paşa daha fazla dayanamıyor ve 2 Ekim 1919’da istifa ediyor. Ali Rıza Paşa kabinesi kuruluyor. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya iyi gözle bakan Ali Rıza Paşa kabinesine şöyle bir telgraf çekiyor;

    “…. Azledilen (memuriyetten atılan) Sivas Valisi Reşit Paşa’nın asli görevine döndürülmesi ve Bitlis eski Valisi Mazhar Müfit, Van eski Valisi Haydar Beylerin derhal boş vilâyetlere tayin ve istihdamları (işe yerleştirilmeleri) talep olunur.

    Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye’si Namına Mustafa Kemal”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 367) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Şunu söyleyeyim ki, Heyet-i Temsiliye zamanında Sivas’taki mektepte (kongre binasında) içki yasak idi.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ekim 1919

    ..bugün Eskişehir’de bulunan İngiliz kuvvetleri komutanı bir İngiliz Heyeti ile birlikte Mustafa Kemal Paşanın yanına gelerek İngilizlerin Harekât-ı Milliye’ye karşı tamamen tarafsız bulunduklarını ve iç işlerimize kesinlikle müdahale etmeyeceklerini temin etmişlerdir. .. İngilizler Merzifon’da bulunan kuvvetlerinin geri alınması halinde memnun olup olmayacağımızı sormuşlar, pek memnun olacağımızı bildirdiğimizden, derhal oradaki kuvvetlerini bütün ağırlıklarıyla beraber Samsun’a çekilmişlerdir. Dün İstanbul’daki Fransa Sefaretinde (büyükelçiliğinde) “Fulon” isminde bir Fransız bizimle görüşmek üzere görevli olarak buraya (Sivas’a) gelmiştir. Elinde, milli hareketimize tamamen taraftar olduklarına, Hükümet’in (İstanbul’daki Hükümetin) sessizliğe mahkûm olduğuna, her türlü arzularımızın Fransızlarca maalmemnun (çok memnuniyetle) tatbikine amade (uygulamaya hazır) bulunduklarına ve talimat verilmesini beklediklerine dair France Despre’nin yaverinden de bir mektubu taşıyordu. .. İki gün önce yanındaki iki General ve on beş kadar subaydan kurulu bir heyet bulunan Amerika araştırma heyeti başkanı General Harbord dahi (bile), Sivas’a gelerek, harekât-i milliyemizin meşruiyetini (haklılığını) ve gereğini ve merkezi Hükûmetin zaaf (zayıflıklar) ve gayri meşruiyetini beyan ve bütün maksatlarımızı ve kuvvetli olduğumuzu ve haklı olan taleplerimizin kabulünden başka çare olmadığını derhal İstanbul’a bildirmiştir.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 313) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1993): Halit Paşa, yıllarca İstiklâl Mahkemesi başkanlığı yapan Ali Çetinkaya’nın Meclis’te öldürdüğü, çok asabi bir mebus. Mustafa Kemal Paşa, Halit Paşa’yı Trabzon’a Tümen Kumandanı yapmak istiyor, bu tayinin kendisinin başını ağrıtacağını düşünen Kâzım Karabekir Paşa karşı çıkıyor. Ayrıca Karabekir, Halit Paşa’nın Ermeni tehcirinde Ardahan’daki tutumundan dolayı sicilinin bozuk olduğunu da biliyor.  Mustafa Kemal Paşa, sonunda Halit Paşayı Kuvayı Milliye (Milli Kuvvetler) komutanı yaparak Ona Harput Valisi Ali Galip Bey’i tevkif ettiriyor. Sonunda Halit Paşa, kendisini istemeyen Kâzım Paşa’ya kafa tutuyor.

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 301 ile 304 arası) kitabından notlar alınmıştır.

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 301 ile 304 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • “Diyarbakır’daki 13. Kolordu komutanı Vekili Cevdet Bey; “Milli güvene sahip bir Hükûmetin kurulmasına kadar, merkezi hükûmet ile haberleşmenin kesilmesi ve görüşme merciinin (makamının, muhatabının) Sivas Heyet-i Temsiliye’si olarak kabul edilmesi sakıncalıdır. Her şeyin başında, böyle bir hareket, Hilafet kurumuna karşı isyan telakki edilir (isyan olarak algılanır).

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal; “Ferit Paşa sizi kandırıyor, gerçekleri ve olayları sizden saklıyor, milletin gerçek duygu ve isteklerine vakıf (bilgi sahibi) olursanız, sizi aldatanları cezalandıracağınızdan emin bulunuyoruz. Taktiğini kullanmak yoluna girmeliyiz.” diyor.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Mustafa Kemal merakla sordu; “Kimdir bu Karakol Cemiyetini kuranlar?” Kara Vasıf Bey; “Benim.”  Mustafa Kemal; “Pekâlâ Başkumandanınız, Erkân-ı Harbiye Reisiniz (Genelkurmay Başkanınız) kim?” Kara Vasıf; “Hepsi sizsiniz… Maksadım bir terör ve tedhiş (şiddet) uyandırarak zaafa duçar olanları (rehavete kapılmış olanları) silkindirmeyi temin eylemekten ibarettir.” der.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Orbay Paşa, Bekir Sami Bey, Hoca Raif Efendi, Şeyh Fevzi Efendi, Mazhar Müfit Bey, Hakkı Behiç Bey, Hüsrev Sami (Gerede) bey, Kara Vasıf Bey, Ömer Muhtar Bey, Niğdeli Mustafa Bey.”

    Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber I – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.