Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Lenin, sömürge meselesinin bütün önemini ve etki alanını idrak eden ilk teorisyen ve politikacılardan biridir.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi II – Wolfgang Leonhard, (Kültür Bakanlığı Yayını, Baskı 1976, Sf. 97) kitabındaki bilgiler günümüz Türkçesine çevrilerek alınmıştır.

  • 1838’de İngiltere ile yapılan “Gümrük Antlaşması” ile iktisadi yapımızın bel kemiği kırılmıştır. İmparatorluk zanaata dayalı sanayi bünyeyi gümrüksüz İngiliz sanayi mamullerine (ürünlerine) açmıştır. Yerli ipekçilik ve dokumacılık öldürülmüştür.

    Alıntı: İsraf Ekonomisi, Agâh Oktay Güner (s.119) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Faşist rejimlerin ideolojisine göre, halkın gerçek iradesi, bir adamın Führer’in veya bir partinin aracılığı ile ifadesini bulur. … Rejimleri birbirinden ayıran politik yöneticilerin seçilmesindeki usuller (biçimler), fiili iktidar sahiplerini seçme biçimleri, egemenliğin hukuki bir masal olması şeklinden iktidar olması gerçeğine geçmesinin yollarıdır.”

    Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 40, 41) kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • Dünyada ilk düzenli radyo yayını 1922 yılında ABD’de yapıldı, Türkiye’de ise 1927’de İstanbul’da yapıldı. Televizyon yayını ABD’de 1929’da başladı, Türkiye’de 1952’de İTÜ’de başladı.

    Alıntı: İsraf Ekonomisi – Agâh Oktay Güner (s. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1960 yılında memur sayısı 400.000 iken 1971 yılında 800.000’e çıktı.

    Alıntı: İsraf Ekonomisi – Agâh Oktay Güner (s. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanları eğitirsek cahilliği, kazanç getirecek işler öğretirsek fakirliği ortadan kaldırırız.” 

    Alıntı: Tarım Kentleri – Tahsin Yahyaoğlu, (Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sovyet Rusya’da 1917 yılında bir akademi ve doksan öğretim görevlisi var iken 1934 de 30.000 bilim adamı ve 1.000 araştırma enstitüsü açılmıştır. Bu enstitülerin 1940’ta 2.256’ya çıktığı iddia ediliyor.

    Alıntı: Milliyetçi Sanayi Sistemi – Ali Bayındır, kitabından alınmıştır.

  • Nükleer enerji; uranyum U235’in fisyonu yani zincirleme reaksiyonun sonunda meydana gelen patlamada meydana çıkan büyük enerji reaktörlerde kontrol altına alınarak kullanılabilir. Kontrolsüz zincirleme reaksiyon atom bombasını meydana getirir. Uranyumun bir kilogramı 24 milyon KWh bir enerji verebilmektedir.

    Alıntı: Milliyetçi Sanayi Sistemi – Ali Bayındır, kitabından alıntıdır.

     

  • 260 milyon ton demir rezervi var. Krom: Dünya krom madeni üretiminde %11,7 ile beşinci sıradayız. Boraks: Amerika’dan sonra üretim bakımından Dünya’da ikinci rezerv bakımından ise birinciyiz. Bu maden ilaç, cam, metal, emaye ve jet yakıtında kullanılır. Bu maden “Türk-Boraks Şirketi” adı altındaki bir Amerikan şirketinin tekelindedir. Dünya piyasası da bu tröstün elindedir.

    Alıntı: Milliyetçi Sanayi Sistemi – Ali Bayındır, kitabından birebir alıntıdır;

  • Başbakan Şükrü Saraçoğlu şekere zam yapıldığı için kulağına bir şikâyet gelince “Şeker lüks maddedir, ne yapalım parası olmayanlar yemeyiversinler” demiştir.

    Alıntı: Milliyetçi Sanayi Sistemi – Ali Bayındır, kitabından birebir alınmıştır.

  • “Diyalektik; bütünlüğü içinde, bütün varlık biçimlerine esaslı (önemli derecede) olumsuzluğun sızmasıyla ve bu olumsuzluğun o biçimlerin içerik ve hareketini oluşturmasıyla ilgilidir.”

    Alıntı: Mantık ve İhtilal – Herbert Marcuse kitabından birebir alınmıştır.

  • “Einstein; “Tecrübe edebileceğimiz en güzel ve en derin heyecan mistik heyecandır. Her hakiki ilmin tohumudur. Bizim nüfûz  (etki) edemeyeceğimiz şeylerin gerçekten var olduklarını bilmek, bizim en ilkel şekillerinde idrak edebileceğimiz en ileri anlayış, en parlak güzellik halinde tecelli (ortaya çıkma şeklinde görünmek) ettiklerini bilmek, bu bilgi, bu duygu hakiki dinin merkezidir.””

    Alıntı: Nasyonalizm, Sosyalizm, Mistisizm – Peyami Safa, (Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Robert Owen, kendisi patron olduğu halde sosyalizmin temellerini atan kişi.”

    Alıntı: Nasyonalizm, Sosyalizm, Mistisizm – Peyami Safa (Sf. Bilinmiyor) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Her güzel fikir, taassuba  (tutuculuğa), yobazlığa, dogmatizme düştüğü zaman soysuzlaşır.”

    Alıntı: Nasyonalizm, Sosyalizm, Mistisizm – Peyami Safa (Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanların ve toplumların para kullanarak veya kullanmadan zaman içerisinde çeşitli mallar üretmek ve bunları bugün veya gelecekte tüketime sunmak üzere toplumdaki fertler veya guruplar arasında bölüştürülmek için, sınırlı üretim imkânlarını kullanmak konusundaki seçeneklerini inceleyen bilimdir.”

    Alıntı: 100 Soruda Ekonomi El Kitabı – Sadun Aren kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • “İnsanların çeşitli tatminlere karşı duydukları arzudur. Mal ve hizmetlerin ihtiyaç giderme özelliğine fayda denir. Bir malın elimizdeki miktarı azaldıkça Marjinal Fayda’sı artar.”

    Alıntı: 100 Soruda Ekonomi El Kitabı – Sadun Aren kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • “İhtiyaçlarımızı tatmin etme özelliği olan şeylere denir. İhtiyaçlarımızı dolaylı tatmin eden mallara Üretim Malları veya sermaye ya da yatırım malları denir.”

    Alıntı: 100 Soruda Ekonomi El Kitabı – Sadun Aren kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • “İyi bir fikrin aşırı uçlara doğru itilerek sivrileştirilmesinin ve yanlış yorumlanarak bir yalan halini alabilmesinin en güzel örneğini bize Marksist-Diyalektik ideoloji açıkça göstermektedir. Marks zamanın sosyal hayatının, üretimin sanayileşmesi sonucu ortaya çıkan bütün zorluklarını ve tabiata aykırı durumlarını ilk defa görenlerden biri olmuştur. Marks’ın doktrinini gerçeklere uygun bir hale sokmak isteyen revizyonist hareketler baş gösterdi. Bu çeşit akımlara karşı girişilen mücadelenin sonucunda Marksizm-Leninizm doğdu. Bu yeni hareket artık “gerçek gelişme teorisine” uymak istemiyor tam tersine tarihin akışını zor kullanarak ille de Marks’ın teorisine uygun bir kalıba sokmaya çalışıyordu. … Emperyalizm çağında kapitalizm birçok halkalardan meydana gelmiş bir zincirdir. Bu zincirin halkalarından birini oluşturan az gelişmiş bir memleketi hedef alıp zinciri oradan kırmak mümkündür. Nitekim bu böyle olmuştur, Kölelik düzenini köleler ve feodalizmi serfler yıkmamıştır. Kapitalizmi de yıkan işçiler olmamıştır.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 1976 – 2.Baskı, Sf. 514 ile 521 arası) kitabından dili içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • “Marks’a göre kapital; “ücretli işçilerin istismarı ile artıkdeğer getiren değer.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 1976 2. Baskı, Sf. 445) kitabından dili içi çevirisi yapılarak alınmıştır;

  • “Tek tanrılı dinlerin ortaya çıkışı, Engels’e göre doğunun zalim (baskıcı) krallarının ortaya çıkışının bir sonucudur.”

    Alıntı: Bugünkü Sovyet İdeolojisi I – Gustav A. Watter, (Kültür Bakanlığı Yayınları, 1976 2. Baskı, Sf. 418) kitabından dili içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2011): Mısır’a hayat veren Nil nehri çok uzun bir alanda hem hayat veren hem de yıkıcı tahribatlar yapabilen bir nehirdir. Mezopotamya’yı sulayan Fırat ve Dicle nehirleri de buna benzer. Bu havzaları güvenli hale getirmek için o zamanın şartlarına göre büyük ve güçlü devletlere ihtiyaç var. Mısır krallığı ve Sümerler gibi. Bu krallıkların Nil ve Mezopotamya ile mücadelelerinde insanları anormal bir çalışma temposu ve şartlarına tabi tutabilmeleri için onları bu ağır işlerde motive edebilmeleri için din ve Tanrı unsurunu kullanmış olduklarını görüyoruz. Bu yörelerin çalışma zamanı olan yaz mevsiminin çok sıcak olması insanların çalışma isteğini de bitirmektedir. Avrupa, meselâ Tuna ve diğer nehirlerin kontrolü ya da bu projelerde çalışmak daha kolaydır. İşte bu coğrafyanın mistisizme kurban oluşunun önemli bir sebebi budur. Bütün peygamberlerin bütün tek tanrılı dinlerin bu coğrafyadan çıkması bundan mıdır?