“26 Mayıs 1915’de Başkumandan Enver Paşa Dâhiliye Nezaretine bir yazı yolladı.
Tehcir Emri: “Ermenilerin Doğu Anadolu Vilâyetinden Zeytun’dan ve buna benzer yoğun bulundukları yerlerden Diyarbakır Vilâyeti güneyine Fırat Nehri vadisine Urfa Süleymaniye yakınlarına gönderilmesi şifahen (sözlü olarak) kararlaştırılmıştı. Yeniden fesat yuvaları meydana getirilmemesi için Ermenilerin göç ettirilmelerinde şu düşünceler esas alınmalıdır:
a)Ermeni nüfusu gönderildikleri yerlerdeki aşiret ve Müslümanların sayısının %10’unu geçmemelidir.
b)Göç ettirilecek Ermenilerin kuracakları köylerin her biri 50 evden çok olmamalıdır.
c)Ermeni göçmen aileleri seyahat ve nakil (yer değiştirme) suretiyle de olsa yakın mesafelere evlerini taşımamalıdır.
26 Mayıs 1914’te aynı gün, Dâhiliye Nezaretinden (Dâhiliye Vekâleti ile aynı anlama geliyor) Başvekâlete şu yazı gelir: “Harp sahasına yakın Ermenilerin bir kısmının, belirtilen yerlere, Halep civarlarına, Musul tarafına iskân edildikleri” diyor. Ve 27 Mayıs 1915’de “Seferi Durumda Orduya ve Hükümete Karşı Gelenlere Sert Cevap Verileceğini Belirleyen Geçici Kanun” çıktı.”
Alıntı: Ermeni Dosyası – Kâmuran Gürün (4. Baskı 1992, Sf. 277, 278) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (2007) Tehcir, hicret ettirmek demek zorunlu göçürtmek demek. Osmanlıda vatandaşını göçürtme uygulaması yok, bu ittihatçı faşist paşaların döneminin uygulaması, vahşi ve kanlı uygulama. yazılı emirde İskân edildikleri derken yerleşim projesinden bahsediyor olması lâzım. İskân edildi yani yerleştirildi işlem bitti anlamına gelmiyor sanırım. Eğer iskân bitti ise demek ki Tehcir Başkomutanın yazısından çok önce yani yazıda da belirtildiği gibi şifahi emir ile başlamış oluyor.
Yorum bırakın