“Süreyya, kızı Melahat’ı Latife’nin kardeşi İsmail’e verdi. Kız çok açık bir kız idi. İsmail deli ve edepsiz biri. Zamanla Gazi Latifeyi boşadı, Süreyya da kızını İsmail’den boşattı. Sonra Melahat’ı Dr. İhsan’a verdi…. Mustafa Kemal Süreyya’yı Mebus yaptı. .. bir gece Gazi’de imişler. Tertip üzerine Dr. İhsan’ı bir hastaya çağırmışlar. Rivayete göre çağırtan da kaynanası imiş. İhsan Mustafa Kemal’in otomobili ile gitmiş. Yarım saat sonra aynı otomobil ile dönmüş. Nöbetçi erler “Yasak!” demişler. İhsan: “Ayol ben buradan gittim. İşte otomobil de Gazi’nin. Beni tanıyorsunuz.” demiş. Erler “Öyle fakat sizi buraya koymamak için emir var.” demişler. İhsan fenalaşmış. Bakmış ki çare yok, evine dönmüş. O geceyi İhsan evinde, Melahat’ta Gazi’de geçirmiş. İçilmiş, Melahat’a çırılçıplak dans ettirilmiş, her şey olmuş!!!! Zavallı İhsan deli birisi oldu, İntihara kalkıştı. Süreyya rezil olduğunu anlamış… İhsan karısının olayını bir mektup ile Mustafa Kemal’den sormuş. O da kızmış, polis marifeti ile hepsini toplatıp trene bindirip İstanbul’a defetmiş… Mükemmel Cumhuriyet, Mebusunu bile polisle tutup sürüyor….. geçende Dr. Fikret’e rast geldim. Fikret: “İhsan büyük bir mevkie geçmek peşinde idi. Gazi’den mebusluk, Cumhurbaşkanlığı kâtipliğini istiyordu. Bir gün Gazi’deydim. İhsan ve Melahat’ta oradaydı. Gazi Melahat’ı öptü, Melahat’a sen de beni öp dedi. Melahat’ta öptü. Sonra Gazi kocasına, “İhsan! Karının dudaklarında çok boya varmış. Mendilinle yanağımı sil dedi. O da gitti sildi. Bunu gözümle gördüm.” dedi.”
Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1477, 1478) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
Yorum bırakın