Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

(18 Ekim 1922 tarihli gizli celsede Lozan’a gidecek heyet görüşülüyor:)

Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Ekonomik bozukluklardan bahsediyor) “Memlekette misafirlikten başka bir sıfatımız yoktur. Lozan’a gideceğiz Allah yardım eder inşallah, yapılacak şeyleri elimizden geldiği kadar yaparız demekle olmaz, kuvvetli bulunmalıyız. İnşallah demekle olmaz.”

(Lozan’a gidecek murahhaslar konusunu başka güne bırakıyorlar ama konu Meclis’te görüşülmeden Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nde murahhasların adı çıkıyor. 2 Aralık (Teşrinisani) 1922 Sulh Konferansına giden murahhasların tahsisatları hakkında önerge görüşmesi.) 

Selahattin Bey (Mersin); “Efendim! Giden murahhaslar kimin murahhaslarıdır? Kimin namına gidiyorlar ve kim gönderiyor?” 

Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi- Sivas); “TBMM’nin ve onun Heyeti Vekilesi’nin… Hükümetiniz namına gidiyor!

Selahattin Bey (Mersin); ” .. bu kadar büyük sorumluluğu alan bir vazifeye Meclisi Ali’nin itimadına mazhar olmaksızın Hükûmet nasıl murahhas tayin eder ve nasıl mesuliyeti üzerine alır?”

Hüseyin Rauf Bey; “Heyet-i Vekile o kuvveti ancak Meclisi Âlinizden almıştır.    

Selahattin Bey; Biz onu vermedik.”    

Hakkı Hami Bey (Sinop); “İrade-i Milliye Beyefendiler; Heyeti Celile’nizce mutlak ve mutlak karara iktiran şeydir (ulaşmıştır).  Yoksa herhangi bir zatın imzası irade-i milliyedir demek efendiler, bu, eski saltanatın devamından başka bir şey değildir. …   Yıktığınız şeyin şekli, şekli diğere inkılâbından (eski şekline dönüştürmekten) başka bir şey değildir. (Alkış) ..   Efendiler! İrade-i Milliye’nin en beliğ bir misali ilk defa Meclisi Âliniz tarafından bu memlekette neşredilen ilk beyannamedir. .. Onda diyor ki; “TBMM emriyle Reis Mustafa Kemal Paşa’dır.”  İşte efendiler irade-i milliye bu idi. Fakat bundan sonra ne gibi itiraza uğramıştır bilmiyoruz. Böyle bir daha tecelli edememiştir. Rauf Bey bir şeyler geveleyince, başka pislikleri de ortaya koyuyorlar. …. Hükûmet Gazetesini görmediniz mi efendim! Müşirlik , feriklik , zabitlik .. rica ederim bunlar Meclisi Aliden geçmiş midir? Heyeti Vekile kendiliğinden herhangi bir zata müşirlik tevdi edemez ve Meclis Reisi de Meclis’e arz etmeksizin onu mucibince irade ettim mahiyetinde bir şey yapamaz. Yaparsa, bence, eski saltanatı idame olur. Efendiler! İrade-i milliye demek bu demektir. Bunun haricinde yapılan muamele, tekrar tekrar arz ediyorum, dünkü yıktığınız tahtın öteden beri devamından başka bir şey değildir.” 

Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “Biz buna razıyız. Bundan sonra böyle olmayacağına söz veriniz.”

Hüseyin Rauf Bey (İcra Vekilleri Reisi, Sivas): “Bir şey söyleyemem.” 

Ziya Hurşit (Lazistan); “Zapta geçiyor.”

Hüseyin Avni Bey (Erzurum); ”Efendiler! Emniyetsizlik en büyük vazifeşinaslıktır. Hiç kimseye emniyet edemem.”

Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267 – Sf. 1324) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın