(16 Nisan 1924 Tarihli Gizli Celsede, Lozan’da Kabul Edilmiş Olan, Yurtdışına Sürgün Edilecek Yüzellilikler’in Tespiti Görüşülüyor:)
Ferit Bey (Dâhiliye Vekili) (Kütahya); “..Affı Umumi (genel af), Lozan Muahedenamesi icabıdır (gereğidir). Müddeti muayyene (belli bir zaman) zarfında (içerisinde) tekmil ceraimi (bütün suçları), gerek Türk tebaası gerek ecnebi tebaası için bütün ceraimi af (genel af) mahiyetindedir. Yalnız Heyeti Murahhasamızın ısrarı üzerine 150 kişilik bir listenin aftan istisnası (ayrı tutulması) hakkında … Dâhiliye Vekâleti, Emniyet Umum (Genel) Müdürlüğü de bunun tertibi (düzenlenmesi) ile meşgul olmuştur. .. takriben 600 kişiye baliğ olmuştur (ulaşmıştır). Mademki ahden (verilen söz gereği, antlaşma gereği) mutlak bu 150 olacak, 151 olmayacak, ne yapmalı? .. Sonra bunun içinde evvela bilfarz (diyelim ki, farz edelim ki) Vahdettin vardır. Sonra bunu çıkardık, çünkü Hanedan kanunu dolayısıyla çıkmış olduğundan buna hacet (ihtiyaç) kalmadı.” Sf. 434, 435
Akçora Oğlu Yusuf Bey (İstanbul); ” .. ben istiyorum ki; daha isimler okunmadan evvel hükûmet namına bu 150 kişiyi hangi prensiplere müsteniden (dayanarak) tefrik edilmiş (ayrılmış) olduğunu, muayyen (belirgin), hukuki, sarih (açık), bir surette söylesin. .. ..Prensipler bu suretle taayyun ettikten (oluştuktan) sonra bir hüküm vereceğiz. Çünkü çok veballi, vicdanımız üzerinde bizi daima rahatsız edecek bir rey vermekle mükellef (sorumlu) bulunuyoruz.”
Ferit Bey (Dâhiliye Vekili) (Kütahya); “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain, ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (cephesi, görüntüsü) ve nevi (çeşidi) itibariyle ancak tasnif kabil olur (sınıflandırmak mümkün olur). Yoksa prensip nedir? .. evvela firari Vahdettin maiyeti, Sevr Muahedesini kabul ve imza eden kabine ve Heyeti Murahhasa, sonra Kuvayı İnzibatiye, sonra Çerkez Ethem ve avanesi, İzmir Çerkez Kongresine murahhas olarak katılanlar, Hıyaneti vataniyede bulunan memurini mülkiye (idare memurları) ve askeriye, polis rüesası (şefleri, reisleri), hain gazeteciler, sonra hıyaneti vataniyede bulunan diğer eşhas (şahıslar).”
Halil Bey (Zonguldak); “Bendeniz bu kadar kulak kabarttım, bu listenin içinde ne bir tek Ermeni, ne bir tek Rum, ne bir tek Yahudi vardır.”
Ferit Bey (Devamla); “Ahden (Lozan Antlaşmasında) kabul etmişiz.”
Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları IV – İş Bankası Yayını, (Sf. 434 ile 449 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1995): Lozan’da, bizim ülkemizden göndermek istediğimiz kişiler var bunlar 150 kişidir gönderebilir miyiz diye konu başlığı açmışız ve gönderme kararı çıkmış. Bunun teklif edilmesi adli kapitülasyonların varlığı ile ilgili, yani bizim hukuk sistemimize güvenmedikleri için kontrole tabi olmuşuz. Çok ilginç birşey de bu 150 kişi için bir çalışma yapılmamış tahmini bir rakam konuşulmuş, sonrasında da çok tirajı komik şeyler oldu. Meclis bu yüzelliliklerin listesini düzenleme işini hükümete bırakıyor. Ayrıca, Karesi Mebusu Süreyya Bey, bu listeye Rum, Ermeni ve Yahudilerin de 1922’den sonra işledikleri suçlar var ise, konulabileceklerini iddia ediyor. Dâhiliye Vekili istemiyor, Rumların atılamayacaklarını Venizelos istemiş, tutanaklarda var diyor. Süreyya Bey bunun tutanaklarda olmadığını ispat ediyor, Ferit Bey tekrar kıvırtınca da, onun yalan söylediğini söylüyor, Meclis Başkanı Fethi Okyar Bey imdada yetişip “kifayeti müzakere” yani “tartışma yeter” diyor.
Yorum bırakın