1- Arpalık ve maişetlerin (Devletin bazı arazileri yararlılığı görülenlere vermesi, maişet ise geçim demek) iltizam (ömür boyu , sürekli mülk kullanma hakkı) ….verilmeyerek, emanet yoluyla ve belli bir ücret karşılığında ehliyetli ve insaflı naiplere (naip; başkasının yerine, burada devletin yerine bir işi idare eden güvenilir kişi) verilmesi. (1)
2- Anadolu ve Rumeli kadılarından hastalıklı ve ihtiyar olanlar hariç, kazalarını (karar verme yetkilerini) naipliklere vermeyerek bizzat kadılıklara gitmeleri.
3- Kadılıklara, hizmetkâr, cehele (cahil) makulesinden (takımından, gurubundan) hiç kimse tayin edilmeyerek, imtihansız olarak kadı tayin olunmaması.
4- Hiçbir yerde halka zulüm ve eziyet yapılmaması ve yapanların kadı defterinden silinerek (halka zulüm ve eziyet yapan kadıların görevlerine son verilerek), hakkından gelinip, yerine uygun olanın tayin edilmesi. “Sultan Selim, sınav yapılmadan kimseye müderris yani Profesör unvanı verilmemesini, .. sınavda ancak “âlâ” (pekiyi) derece ile geçenlerin Profesör yapılmalarını… ve mutlaka hepsinin kendi fermanıyla olmasını emrediyor.
Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 134, 135) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Kadılara, öğretmenlere ve bazı kamu görevlilerine görev sürelerince geçimlerini karşılamak üzere, maaş yerine arpalık denilen kıymetli araziler veriliyordu. Son zamanlarda görevine son verilmiş kadıların bile bu arpalıkları devam ediyormuş. Bu emirle onu ortadan kaldırıyor.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Böylece, Üçüncü Selim kadı ve müderris belirleme yetkisini Şeyhülislam’ın elinden alıyor.
BAKKAL’IN YORUMU (2008): Osmanlı Devlet geleneğinde bürokratların göreve gelişlerinde hassas bir seçim söz konusuydu, yani atamalar bugün ülkemizde olmadığı kadar ciddiyetle yapılan bir işti.
Yorum bırakın