“Türkiye, kuvvetli değiştikçe, dostluğunu da değiştirmede alışılmamış bir manevra kabiliyeti sergiledi.
Mustafa Kemal’de bir yandan, dünya kuvvet dengesinin çözülüp yeniden düğümlendiği bir dönemde Türkiye’nin başında olmasının; diğer yandan da üstün siyasal yeteneklerinin, daima alabileceğinden daha azına razı olmayı ve yapabileceğinden daha çoğunu yapabilecek izlenimi vermeyi bir politika haline getirmesinin avantajlarından yararlanarak bu manevralara daha ritmik bir görünüm verebilirdi.”
Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 314, 315) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1995): Yalçın Hoca bundan sonra “bazı sorumsuz Gürcü Profesörlerinin Kars ve Ardahan ile ilgili gazete yazılarından bahsediyor. Bunları önemsiz buluyor. Ama Türkiye’deki sınıf mücadelesinin 1930’lu yıllarda budanmış olması, “Serbest Fırka” denemesinin burjuvazinin gözünü korkutmuş olması, Türkiye’yi emperyalizmin kucağına atacaktı, bu determinizmin gereğiydi, tehdit masalı da senaryoyu tamamladı diyor. Bence de genel olarak doğru düşünce, ancak, bu resimde eksik kareler, karakterler ve iç ve dış unsurlar da olmalı.
Yorum bırakın