Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya derhal yakalanıyorlar ve bir daha özgürlüklerine kavuşamadan kurşuna diziliyorlar. Bu durumda liderlik, Şeyh Sait’e geçiyor; Sait, hiç hazırlığı olmadığı bir alanda büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyor.
İhsan Nuri ve arkadaşlarının hareketinden sonra Halit ve Yusuf Ziya, sonradan serbest bırakılan Hacı Musa’nın yakalanmasına karşın Şeyh’in tutuklanmamasını ilginç buluyorum; Şeyh’e Askeri Mahkeme’ye gelmesi için celp çıkarılıyor ve ancak Şeyh, yaşlı ve yorgun olduğunu, bu nedenle gelemeyeceğini bildirince, çağrılmaktan vazgeçiliyor. Bunu, Hükümet’in Şeyh’in başlatacağı bir ayaklanmadan fazlaca çekinmediği biçiminde anlıyorum. Ankara Hükümeti’nin, Şeyh’in yapacağı hataların yardımıyla, bir envanter çıkarmak istediğini sanıyorum; nitekim, Şeyh Sait, içlerinde Cibran Aşireti’ne düşman olanların da bulunduğu bir çok aşirete mektupla ayaklanma davetiyesi gönderiyor. Bunların anında Hükümet tarafından öğrenildiğini düşünmek durumundayım; İsmet Paşa’nın, anılarında, «Şeyh Sait’in uzun zamandan beri kuşku ve hazırlıkta bulunduğu anlaşılmıştır» demesi de böyle bir düşünmeyi güçlendiriyor. Sf. 729
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 729) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın