“Ziya Hurşit her zamanki gibi, neşeli, metin, hatta sabırlı;
‘- ..gerçeği ortaya koyarak, kanunun müsaadesinden yararlanmaya çalışarak kendi kendimi savunacağım. Ben, Teşkilat-ı Esasiye Kanununu tağyir (ortadan kaldırma) ve tebdile (değiştirmeye) kalkışmadım. BMM’sine görevini yapmaktan men etmek te hatırımdan geçmemiştir. Yalnız suikast yapacaktım. … ben ne Hükûmeti devirmeyi, ne de Teşkilat-ı Esasiye Kanununun tadilini falan istemedim. Kimseyi silahlı isyana davet etmedim. Bu nedenle beni, ancak, tevkif edildiğim zaman geçerli olan 46. maddeye göre cezalandırabilirsiniz. O da şudur; Suikast fikri gerçekleşmemişse, kanunun açıklığının olmadığı yerlerde cinayet telakki olacak suçu, bir yıldan eksik olmamak üzere kalebentliğe çevrilir. Ben suçu işledikten sonra, Hükûmeti devirmek isteseydim, memleketten bir tarafa ayrılmaz, burada kalırdım. Hâlbuki siz de anladınız, ben Sakız’a kaçacaktım. Kısacası; kanun açıktır. Kanunun açıkça cezalandırdığı fiillerden başka hiçbir şekilde ceza verilemez.’”
Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü I – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 104, 105) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın