Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

(9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar.  Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali Beyler onu yatıştırırken, Deli Halit Paşa;)

“-Hüseyin’i mutlaka öldüreceğim, hıncımı alamadım.” deyip duruyordu.   Salih Bozok’un kulağına; “-Sen gitme! Kal! Kapıyı tut. Hüseyin’i çağırt gelsin, içeri gönder, ben onu tepelerken odaya kimse girmesin.” demiş. Meclis salonunda oturumu izleyen Hüseyin Bey’i bir desise ile dışarıya çıkartmış.  Afyon Mebusu, Ali Bey (Kel Ali Çetinkaya) araya girmek istemiş… Halit Paşa birden geri dönmüş iki cebinden çıkardığı tabancaları Ali Bey’e yönelterek; “-Al sana Kel Ali!” diye boşaltmış. Ali Bey kaçarken düşmüş, Halit Paşa üstüne atılıp kafasına silah sıkmak isteyince, Rize Mebusu Rauf Bey elini tutmuş, bir el de ateş etmiş.  Zeki Bey heyecanla soruyor; “-Paşa ne oluyor?”  Paşa; “-Kel’i altıma aldım, hergele Rauf beni arkamdan vurdu!” cevabını veren Halit Paşa sarsılıyor.

…dediklerine göre,  Ali Bey, sırf arkadaşı Rauf Bey’i sorumluluktan kurtarmak amacıyla Halit Paşa’yı kendisinin vurduğunu söylemiştir.”

Alıntı: Cumhuriyet Devrinde Siyasi Cinayetler – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Yayınları 1952 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU (1995): Halit Paşa, saldırgan ve sinirli bir adam. 9 Şubat 1925’te vuruldu, 14 Şubat 1925’te yani beş gün sonra saat;14’te ölüyor. Yaralı olarak, Meclis Muhasebe odasına yatırılıyor. İstanbul’dan gelen Operatör Orhan Bey cerrahi müdahaleyi bu odada yapıyor. Adamı hastaneye kaldırmıyorlar. İfadesi alınamıyor ama Mustafa Kemal ile ve Erzurum Mebusu Gözü Büyük Hoca ile konuşuyor. Öldükten sonra ceset Memleket Hastanesine götürülüyor. “Feth-i meyyit” muamelesi görüyor yani otopsi yapılmıyor.

BAKKAL’IN NOTU (1995): Bu konuda Rıza Nur’un iddiası çok ilginç; “Deli Halid’e Mustafa Kemal mebusluk teklif ettiği zaman ben orada idim. Zavallı Halid; “İstemem.” dedi. “Ben Mebusluk yapamam, Pek sinirli bir adamım, kürsüye çıkar bir şey söylerim, bir Mebus itiraz eder, ben itiraza alışmamışım, tabancayı çıkarır vururum. Beni yapmayınız.” dedi. Hâlbuki bizzat Mustafa Kemal kendisini öldürttü.” Rıza Nur, Hayatım ve Hatıratım III Sf. 686, 687

BAKKAL’IN NOTU (1995): Ayrıca bu konu hakkında Yalçın Küçük Hocanın notu var; “Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir Paşa’dan Albay Halit’i Ankara’da oluşturulabilecek özel cezalandırma kuvvetlerinin başına istiyor. Halit uzun süre Ankara’da hükümet adına şiddet dağıtıyor. Hep birlikte Meclis salonundan çıktılar ve tabancalarına sarıldılar. Ali Çetinkaya (Kel Ali) kaçarken, ayağı takıldı, düştü, Halit Paşa üzerine çullandı. Bu anda üç-dört el silah patladı. Halit Paşa yere yıkıldı. Mustafa Kemal Paşa ve savcıya haber verildi.  Halit Paşa hastaneye kaldırılmamış Meclis binasında yatıyordu. 12 Şubat 1925 İstanbul’dan operatörler geliyorlar. Meclis binasında Halit Paşa’yı ameliyat ettiler. Sağlık durumunun iyiye gittiğini söylediler. Fakat Halit Paşa yine hastaneye kaldırılmadı ve iki gün sonra ansızın zatürreeden öldü.” Yalçın, Küçük, Aydın Üzerine Tezler III Sf. 432

Posted in , , , , , , , ,

Yorum bırakın