Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

(Kâzım Paşa’nın Trabzon Mebusu Hilmi Bey hakkında yazısı:)

          “Erkânı Harbi Umumi Riyasetine (Genelkurmay Başkanlığı’na) Kars 23.11.1337

            .. Hilmi Bey hakkında hiçbir fena muamele yapılmadığı halde, bir takım iftira ve yalanları havi (içeren, ihtiva eden) telgraf keşidesi ile memlekete bir fesat tohumu saçmaya başlamış ve bilhassa ordu hakkında, aleti şer (kötülük aleti) tabirini (nitelemesini) kullanmak cüretkârlığına kadar varmış olduğundan mumaileyh (söz konusu kişi) hakkında derhal muamelei kanuniyenin tatbik ve icrasıyla ordunun hukuk ve haysiyetinin muhafaza buyurulması, aksi halde tahaddis edecek (meydana gelecek) vekayiden (olaylardan) ordunun mesuliyet (sorumluluk) kabul edemeyeceği.  

                                  Şark Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir.”

(Hilmi Bey kazım Paşa’yı şikâyet ediyor:)

“Büyük Millet Meclisi Riyasetine (Başkanlığına);

  Şark Cephesi mezuniyetimden (görevimden) bilakaydüşart (kayıtsız şartsız) istifade edebilmek hukukuma (yararlanma hakkıma) tecavüz ve beni aleti şerleri vasıtasıyla (ona alet olan şerli adamları aracı ile) vapura binmekten men etti. Büyük Millet Meclisi’nin  kararları herhangi bir kumandanlık tarafından tasdik edilmedikçe kabili icra olmadığına (uygulanamayacağına) bir misal daha….”  

(Dâhiliye Vekâletine de durumu bildiren bir telgraf çekiyor;) 

              “Reisi Sani (ikinci başkan) Adnan, Eskişehir Eyup Sabri, İzmir Yunus Nadi, İzmir Mahmut Esat, Erzurum Hüseyin Avni, Trabzon Hafız Mehmet Beylere çekilen müşterek telgraflar; Şark Cephesinin mütecavizane (saldırganca) müdahalesiyle mezuniyetimden serbest istifadeden men edildim. Vapur dolapları içinde bırakılarak, bindirilmedim.”

(Trabzon Mebusu Hilmi Bey’in Kâzım Paşa’ya cevabı:)

      “Paşa …. Yahya tutulamadı fakat kardeşi ve altı adamı gece yarıları hanelerinden zorla alınarak, kalede askeri hapishaneye tıkılmış ve tahammülün fevkinde (dayanıklılıklarının üzerinde) işkenceler yapılmıştır.  Cümlenin (hepsinin) kolları bağlanarak süngülü muhafızlar marifetiyle şadaidi malum bir mıntıkaya (şiddetli oluşları ile bilinen bir yere) çırılçıplak gönderilmişler. Ve her tevakkuf mahallinde (durdukları yerde) altlarını pisletinceye kadar tahkir (aşağılanmış) ve darp edilmişlerdir (dövülmüşlerdir). Vilâyete sordum, haberim yoktur diyor. Sami Beyle mübahaseye (konuya) bu kapıdan girdim. İleri geri konuşuldu. Ben, benim değil, Bolşevik idarenin, memleketin vahdet (birlik) ve selametini ihlal ettiğine kaniim (inanıyorum).

(Hilmi Bey Kâzım Paşa’ya cevabında kendisine yapılan kötülüklerden bahsederek:) 

Ortada çirkin ve gayriahlaki bir hareket var.   Bana izafe edilmek (yakıştırılmak) istenen yalancı sıfatına yalan söyleyenler layıktır. Ve henüz bu yalancılarla teşriki mesai ettiğinizi (birlikte hareket ettiğinizi) görmek kadar elim bir hal tasavvur edemiyorum (düşünemiyorum).”                               30.11.1337 Trabzon Ardahan Mebusu Hilmi”

Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 215, 216) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın