İngiliz Büyükelçilerinin en ünlüsü, daha sonra Lord Stratfort de Redcliffe olan Stratfort Canning, Mahmut’u huyuyla ve politikalarıyla bir despot ve bir halife olarak hatırlamakta…. , “Hayata politika ve çıkarlar açısından keyfi biçimde yaklaşmaktan hiç kaçınmazdı.” demektedir. İngiliz deniz subayı Adolphous Blade ise, Konstantinapol’de uzun yıllar geçirmiş biri olarak, Mahmut’un katı inatçılığından yakınmış, reformların, sultanın despotluğu üzerindeki doğal kontrolleri ortadan kaldırdığını ileri sürmüş ve “Halkının tüm özgürlüklerini elinden aldı.” demiştir. Prusya’nın en büyük askerlerinden Helmut Von Moltke ise, dört yıl Osmanlı hizmetinde bulunduktan sonra, Mahmut’un niteliklerini esas olarak sıkıcı bulmuş, “İmparatorluğun herhangi bir yerindeki bir başka otoriteyi yerle bir eder ama yerine kendi binasını dikecek becerisi yoktur.” diye yargılamıştı. .. Moltke; “Çar kendi imparatorluğuna kuzeyde ve güneyde stratejik değer taşıyan topraklar kazandırdı ama Mahmut iki kıtadaki tarihi mülkünden kayba uğradı.”
Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN YORUMU (1996): Mahmut Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırarak, saltanatın muhalifi sayılabilecek olan bu kurumu yok etmiş oldu. Dolayısı ile pervasızca despotluk yapabildi.
Yorum bırakın