Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

24 Nisan 1920 tarihinde yapılan 2. İçtima ve 1. Celse;

Mustafa Kemal Paşa (Ankara – Devamla); “-….Erzurum Kongresi bu hududu çizmiştir. .. Bu hududu Milliyi suhuletle (barış içerisinde) ipka (yerleştirmek) için demiştir ki; mütarekenâmenin (ateşkes antlaşmasının) imza olunduğu 30 Teşrinievvel (Eylül) 1918 tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır. … şark Hududuna Elviye-i Selaseyi (Üç vilâyet; Batum, Kars, Ardahan) dâhil ederek …. garp (batı) Hududu Edirne’den bildiğimiz gibi geçiyor. .. Cenup (güney) Hududu İskenderun Cenubundan başlar…. Şark parçasında da Musul Vilâyeti, Süleymaniye ve Kerkük havalisi bu iki mıntıkayı biri birine bağlayan hat. Arkadaşlar bu hudut sırf askeri mülahazat (anlayışlar) ile çizilmiş bir hudut değildir, hududu millidir. Fakat bu hudut dâhilinde tasavvur edilmesin (zannedilmesin ki) ki anasırı islamiye’den (İslam unsurlarından) sadece bir cins millet vardır. Bu hudut dâhilinde, Türk vardır, Çerkez vardır ve anasırı sairei İslamiye (diğer İslam unsurları) vardır… Bu hudut, … bütün maksatlarını, bütün manasıyla tevhid etmiş (birleştirmiş) olan kardeş milletlerin hududu millisidir. Bu hudut meselesini tespit eden maddenin içerisinde büyük bir esas vardır. Fazla olarak o da bu vatan hududu dâhilinde yaşayan anasırı islamiyenin her birinin kendine mahsus olan muhitine, âdâtına (adetlerine), ırkına mahsus olan imtiyazatı (ayrıcalıkları) bütün samimiyetle ve mukabilen (karşılıklı olarak) kabul ve tasdik edilmiştir (onaylanmıştır). Bittabi (tabii ki) buna ait teferruat (ayrıntı) ve tafsilat (açıklama) yoktur. İnşallah mevcudiyetimiz (varlığımız) tahlis edildikten (kurtulduktan) sonra (İnşallah Sadaları) kardeşler beyninde (arasında) hal ve fasledileceğinden (çözümleneceğinden) bırakılmış ve teferruatına (ayrıntıya) girilmemiştir.”  (1)

  “..Kongrenin (Erzurum Kongresi), esas veçhile anasırı gayrımüslimeye, anasırı Müslime’ye verilmiş olan hukuku vermekten ibaret olacaktır ve bundan daha tabii esas bulamam. Bununla aynı hudut dâhilinde yaşayan insanlara aynı hukuku kanuniyeyi bahşetmiş (bağışlamış) oluyordu…..    biraz değil çok geriyiz. … bunu telafi edebilmek için çok büyük membalara (kaynaklara), çok büyük vesaite (araçlara) velhasıl (kısaca) her şeye ihtiyacımız vardır.    …. muhtaç olduğumuz her şeyi hariçten (dışarıdan) almak hususunda bittabi kemali sıhhatle hareket edecek, yani harici müzaherete (destek) ve muavenete (yardımlara) tamamen muvafakat edeceğiz (uygun bulacağız.)” 

(Mustafa Kemal 16 Mart 1920 İstanbul’un işgalinden sonra aldığı tedbirleri anlatıyor;)

“Anadolu’da mevcut resmi, gayriresmi bilumum müessesatı maliyenin(bütün maliye kurumlarının)ihtiva eylediği(bulundurduğu)  nakit veya nakit mukabili (karşılığı) ziynet eşyalarını Vilayattan (vilâyetlerden) sorduk ve hiçbir müesseseden Dersaadet’e (İstanbul’a, başkente) para gönderilmemesinin lüzumunu(gereğini)tamim eyledik(yazılı emir olarak bildirdik).”  Sf. 24, 29

Mustafa Kemal Paşa 24 Nisan 1920 tarihli 2. İçtimanın 2. Celsesinde konuşmasına devam ediyor:

(İngilizlerin propaganda yapmaması için telgrafı kestik, Anadolu’da itilaf devletlerinin subaylarını tevkif ettirdim, diye devam diyor;) 

“-İstanbul işgali şekil ve mahiyeti (içeriği) itibariyle Osmanlı Devletinin hâkimiyetini esasından ıskat etmek (ortadan kaldırmak) … hedeflerine müteveccih (yönelik) bir harekettir.  … kuvvei adliyesi(adalet gücü) müstakil (bağımsız) olmayan bir milletin devlet halinde mevcudiyeti kabul olunamaz.” (Kemal Paşa yeni bir hükümet teşkili (oluşturulması)hakkında konuşmaya devam ediyor:)  “Biz, ittifakı cumhura (bir araya gelmiş halka) her kuvvetten ziyade salahiyet (yetki) bahşeden (bağışlayan) İslamiyet esasatını (esaslarını) nazarı dikkate (göz önüne) alarak Meclisi Âlinizi (yüce meclisinizi) kaffei umuru millette (milletin bütün işlerinde), doğrudan doğruya vaziülyed (el koymuş olarak) tanımak taraftarıyız. Devleti Osmaniye, diğer herhangi bir devlet gibi hükümdarının nüfuzu cismanisi (kişisel gücü) etrafında müteşekkil (oluşmuş) değildir. Makamı saltanat aynı zamanda Makamı Hilafet olmak itibariyle Padişahımız, cumhuru İslam’ın da reisidir. Mücahedatımızın (gayretlerimizin, mücadelelerimizin) birinci gayesi ise saltanat ve hilafet makamlarının tefrikini (ayrılmasını) istihdaf eder (hedefler).   Düşmanlarımıza, iradei milliyenin buna müsait (uygun) olmadığını göstermek ve bu makamatı mukaddeseyi (mukaddes makamları) esareti ecnebiyeden (yabancı esaretinden) tahlis ederek (kurtararak) ulülemrin (padişahın) salahiyetini (yetkisini) düşmanın tehdit ve ikrahından (tiksinmesinden) azade (kurtarılmış) kılmaktır. Bu esasa göre Anadolu’da muvakkat (geçici) kaydıyla dahi olsa bir Hükûmet reisi tanımak veya bir Padişah Kaymakamı ihdas etmek (oluşturmak) hiçbir suretle kabili caiz (uygun) değildir.      Şu halde reissiz bir hükümet vücuda getirmek zarureti (zorunluluğu) içindeyiz. …..Nihayet İslamiyet’in şeraiti esasiyesine (esas şartlarına) müracaatla (başvurarak) Meclisi Alinizde teksif edilmiş (yoğunlaşmış olan) olan ve bütün cumhuru İslam’ın da müzaheret (destek) ve muvafakatine (uygun bulmasına, onaylamasına) mazhar bulunan (ortaya çıkan) iradei milliyeyi bilfiil (fiili olarak) mukaddesatı vatana vazıülyed tanımak (mukaddes vatana el koymuş olarak tanımak) umdei esasiyesini (esas ilkesini) kabul ediyoruz.    Meclisi Âliniz, … mahdut bir vazifei teşriiye (sınırlı bir yasama yetkisi) ile değil, idarei umumiyei milleti (milletin genel idaresini) fiilen deruhte (üstlenme) ve selameti memleket ve hilafeti (memleketin ve hilafetin geleceği ve esenliğini) bizzat temin ve müdafaa vazife (görev) ve salahiyetiyle (yetki) teşekkül etmiştir ve artık Meclisi Ali’nizin fevkinde (üzerinde) bir kuvvet mevcut değildir.”  Sf. 31, 32

(Mustafa Kemal Paşanın bu hükümet ile ilgili takriri (önergesi) 3 numaralı kanun dosyasında bulunamamış, Bu takriri Ali Fuat Paşa’nın babası İsmail Fazıl Paşa, Hacim Muhittin ve Konya Mebusu Refik Bey, görüşelim diyor. Kemal Paşa kızıyor ve gizli celse istiyor. Meclis tarafından görüşülmeden aynen kabul edilmiştir. Nutuk güzel bitiyor:)

“Cenabı Hak muzafferiyet ihsan etsin, amin.”  (Üç dakika sürekli alkış.) 

24 Nisan 1920 tarihli 2. İçtimanın 3. ve 4. Celseleri hafidir yani gizlidir.

  Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;1, Celse1 – Sf. 24 ile 32 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995) Cumhuriyet kurulunca kardeş falan kalmamış hepsi Türk ırkına tabi edilmiş Şeyh Sait, Ağrı vs. isyanları çıkmış ve kardeşler hâlâ bu işi hal ve fasledememişler.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın