Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

3 Temmuz 1920 tarihinde 26. İçtima 2, 3 ve 4. Celseler gizlidir.

Haziran sonundaki büyük bozgundan sonra İsmet Paşa Meclis’in bu celsesinde (oturumunda), işgalden korkulmamasını, işgal genişleyince de küçük harp yani çete harbi yapılacağını söylüyor. 1994’de alınmış notlar:

Süleyman Sırrı Efendi (Yozgat): “-Soyguncu Başkanı Edip Bey ile görüştük…. Edip Bey bana bir soru sordu: Siz orada geçici bir hükümet kurdunuz, başkentten vazgeçtiniz, Padişah’ı unuttunuz, sonra biz padişahı kurtaracağız, başkenti kurtaracağız, Padişah esirdir diye yalan söylüyorsunuz dedi…” 

Yozgat’taki isyan nedeni ile Yozgat Mebusları Mustafa Kemal’den izin alıp isyancılarla konuşmaya gittiler. İsyancıların başı Edip Bey bunları tutukluyor. Sonra Çerkez Ethem’in Kuvayı Milliyesi bu mebusları kurtarıyor.

(Yunan’ın büyük saldırısı var, Susığırlık’a yani Susurluk’a kadar gidilmiş, mebuslar infial içinde ve Mustafa Kemal Paşa teskin edici bir konuşma yapıyor:)

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “… Meselâ Ermenistan’daki insanların kendi mukadderatını (geleceklerini) kendi reyleriyle tayin ve tespit etmeleri; Erivan Cumhuriyetini tesis ve teşkil eden (kuran ve oluşturan) Ermenilerin müstakil (bağımsız) olmalarını ve bu bapta (konuda) arzuları her ne ise zaten kabul etmişizdir. Fakat Kürdistan, Lazistan vesaire hakkında değil.  Sureti umumiyede (genel olarak) prensip şudur ki hududu millî olarak çizdiğimiz daire dâhilinde yaşayan anasırı muhtelifei İslâmiye (çeşitli İslam kesimleri) yekdiğerine karşı ırkî, muhitî (lokal, bölgesel), ahlâkî bütün hukukuna riayetkâr (saygılı) öz kardeşlerdir. Binaenaleyh onların arzuları hilâfında bir şey yapmayı biz de arzu etmeyiz. Bizce kat’î olarak muayyen (belirli) olan bir şey varsa o da hududu millî dâhilinde (milli sınırlar içerisinde), Kürt, Türk, Lâz, Çerkez vesaire bütün bu İslâm unsurlar, müşterekül menfaadır (birlikte yarar sahibidirler). Beraber çalışmaya karar vermişlerdir. Yoksa hiç bir vakit başka bir noktai nazar (bakış açısı) yoktur; arzuyu vicdanî ile uhuvvetkârane (birlik içinde) ve dindarâne bir vahdet (birlik, bağ) vardır. Binaenaleyh hiç şüphe etmeyiniz ki Kürt, Lâz vesaire, reyi (kanaati, oy’u) sorulduğu zaman bu reyi vereceklerdir.”  

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;26, Celse: 2, 3, ve 4 gizli celseler – Sf. 155 ile 160 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , , ,

Yorum bırakın