4 Temmuz 1920 tarihinde 27. İçtima 1. Celse,
Mebuslara uygulanan sansürden rahatsızlık var:
(Hakkı Hami Bey, Çorum Mebusu Sıddık Bey, Dursun Bey, Tokattan Rıfat ve Mustafa Beyler, Mebuslara sansür kalksın diyorlar. Ziya Hurşit, Mehmet Şükrü, Kastamonu Mebusu Rüştü Beylerin de talebi aynı. Çorumdan Abdullah Dursun, Tokattan Mehmet Rifat ta İcra Vekillerine ve resmi makamlara gönderilenlere sansür uygulanmasın diyorlar.)
Hakkı Hami Bey (Sinop); Arzu ederdim ki, şu verilen takrirlerde rüfekayı kiram (yüce arkadaşlar) yalnız Meclisi değil, milletin heyeti umumiyesini nazarı itibara alarak o yolda sansür hakkında mütalaa dermeyan etsinler (görüşlerini ortaya sürsünler). … Meclisi Âlinin mektuplarını, telgraflarını sansür etmek, bu, gayet çirkin bir meseledir. .. Bu Meclisi Ali’nin harekâtını murakabe etmek (denetlemek) demektir. .. Beş bin mektubun, Konya’da sansür edilmek üzere postanede bulunduğunu söylediler. .. durmuş olan muamelatı ticariye (ticari işlemler) bu sansür yüzünden mahvolup gidiyor.”
Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-.. şuna kaniim ki (inanıyorum ki), bizim memleketimizde sansür hiçbir zaman bir fayda temin edememiştir. .. limonla yazılır, sonra ateşe gösterildiği zaman yeni yeni yazılar çıkar. …. Vilâyetlerde sansür bahanesiyle memurları büyük memurların zulüm ve istibdadı (baskısı) altında bırakmak, halkın maruzatını (sunumunu, şikâyetlerini arz etmesini) boğmak demektir.”
(Dâhiliye Vekili ve Aydın Mebusu Cezmi Bey ve Karahisarısahip (Afyon) Mebusu İsmail Şükrü Efendi sansürü savunuyorlar.)
Rüştü Bey (Kastamonu); “-.. Eğer bizi sansür eden Jandarma mülâzımı (Teğmen’i) Efendi kadar memleketimizle bizim aramız yoksa, bu mahalde durmamıza lüzum yok….”
(Maarif Vekili Rıza Nur genel sansürden yana ama Mebuslarınki kalkabilir diyor.)
Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “Fikrimce sansürü sadece meclis azası için değil tekmil memleketten kaldırmalıyız. Çünkü mazarratı (zararları) çoktur. Fakat harice sansür yapılabilir. Bu bütün memaliki mütemeddinede (medeni memleketlerde) vardır. Fakat oralarda sansür dâhile tatbik edilmez. Bu iptida (ilk defa) Türkiye’de tatbik ediliyor.”
Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-.. Memleketimizin ahvali dâhiliyesini (iç işlerini, hallerini) nazarı dikkate (göz önüne) alacak olursanız, tamamen hüsnüniyeti makrun (iyi niyete dayalı) bazı yerlerdeki malumatı (bilgiyi), havadisi (haberi) diğer yerlere nakletmek dahi muzır (zararlı) olabilir. … kendimizi bu istisnadan hariç (ayrıcalıklı durumun dışında) tutmağı muvafık (uygun) bulmamış idik. ..Eğer mebusanı kiram (yüce meclis), rüesayı memurin (memurların reisleri) ve saireyi (diğerlerini) şayanı itimat (güvene layık) bulup ondan gayrisine sansörü (Paşa yanlış telaffuz ediyor sansür.) tatbik etmek isterlerse, ondan gayri ne kalır? Efradı millet (milletin fertleri), kütlei asliyeni millet (asıl kitle olan millet), demek ki kendilerine Vekâlet ettiğimiz millet şayanı itimat değildir (güvene lâyık değildir). Böyle bir şey olamaz. İçinizden birkaç kişi intihap olunur (seçilir), onlar vasıtasıyla (aracılığıyla) bu iş daha seri (hızlı) yapılabilir. Bunlar teferruattan (ayrıntıdan) ibarettir. (Doğru, doğru sadaları) Sansörün muhafazası (korunması) henüz lâzımdır kanaatindeyim. (alkışlar, kafi, kafi sadaları)
Hakkı Hami Bey; “-… Bendeniz umumiyeti itibarı (genel olarak) ile dâhilde sansörün ref’i (kaldırılması) taraftarıyım.”
(Ulema sınıfı sansürden yana.)
Fikri Efendi (Genç); (Peygamberin bir kadındaki gizli mektubu aldırması olayını anlatarak, sansüre evet diyor. Sonunda sansüre devam çıkıyor.)
Sansür devam edecek.
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;27, Celse: 1 – Sf. 101 ile 108 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın