Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

10 Kasım 1921 (1337) tarihinde İçtima: 108. Celse:3, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Beyefendi

Memur Tayinleri Nedeni İle Maarif Vekâletinden İstizah (Soru Önergeleri) Görüşmeleri; Maarif Vekili (eğitim bakanı) Hamdullah Suphi Bey.

Yusuf Ziya Bey (Bitlis); (Takrir Sahibi); “- … bendeniz Bitlis’te mektebi iptidai (ilkokul) olmadığını söylemiştim, Vekil de Bitlis’te Sultani olduğunu söylemişti. Varlık sözü tatlıdır, alkışlamıştınız. ..Bitlis’te ne o gün ne de bu gün ne sultani ne de iptidai mektep yoktur. .. şahit isterseniz işte levh (kağıt) işte kalem, işte telgrafhane işte Bitlis Vilâyeti. .. Vekil Bey İstanbul’dan gelenlerin % 20’sini hizmete almışlardı. Sonra İstanbul’a harcırah gönderilerek gelenler pek fazla idi. Daha garibi; harcırah alıp buraya gelenlerden hizmet kabul etmeyip avdet edenler de (geri gidenler de) vardır. Vekil (bakan) Bey kişiyi azlettim (görevden aldım) diyordu. … Vekil Bey’in azlettiklerinin adedi yüzü mütecaviz (aşkın) idi. Bu azillerin sebebi İstanbul’dan gelenleri birleştirmek idi. Keyfi idi. Meslekten yetişenlerin hepsi haksız ve sebepsiz yere kovuluyorlardı. Diyarbakır eşrafından iki zat silahaltına davet olunuyor. .. Bunların ebeveyni Nihat Paşa’ya müracaat ediyor.” (Bu askere alınanlar muallim yani öğretmen, Nihat Paşa bunları askerden alıkoyan emri veriyor ama ebeveyn güvenmiyor bir de Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’e telgrafla makine başında bildiriyorlar Maarif Vekili kızıyor bu iki zatı görevden alıyor.) Ertesi günü Maarif Vekili şu suretle tebligat yapıyor (şu şekilde yazı ile bildiriyor); Diyor ki; Diyarbakır Maarif Müdürü Kamil Bey azil ile yerine İhsan ve Sultani Edebiyat Muallimi Hamdi Efendi’nin açığa çıkartılarak yerine Şeref Beylerin tayinleri tensip edilmiştir (uygun görülmüştür). Vilâyet bu emri uyguluyor ama mağdurlar seslerini çıkartınca Kamil Efendi Ziraata Hamdi Efendi ise Van Sultani’ye (liseye) tayin ediliyor. … İkinci fasıla gelince; …. .. Muaveneti Maliye Encümeni (bütçe komisyonu) birçok maarif müdüriyetini ilga ediyor (ortadan kaldırıyor), bu meyanda (esnada) Malatya Maarif Müdürü de açıkta kalmıştır. .. açıkta kalan bu zat ta tarihi tevellüdü itibariyle (doğum tarihi nedeniyle) silahaltına celp edileceğini (askere çağırılacağını) hissediyor. Macerası duyulmuş olan Diyarbakır Maarif Müdürüne müracaat ediyor ve beni kurtar diyor. Diyarbakır Maarif Müdürü ne yazıyorsa yazıyor, vekili muhterem (Sayın Bakan) derhal Diyarbakır vilayetine şu yazıyı yazıyor; Sultani Müdürü açığa çıkartıldığından Malatya Maarif Müdürü filan efendi tenzili sınıfla (sınıf düşürülerek) onun yerine tayin olunmuştur. İşte bu suretle bu asker de o kapıdan geçmiştir. Görevden alınan; âlim, fazıl (faziletli, erdemli) yirmi senelik te muallimdir (öğretmendir). … askerlikten kaçanları ve kaçakları askerlikten kurtaranları tecziye etmek (cezalandırmak) şanından olan Vekili muhbilihtiyar (keyfi olarak) ve bilintizam (…. ve düzensiz bakan) şunu bunu askerlikten kaçırır da diğerlerinin günahından hesap sormak günah olmaz mı? (yaşa, bravo sesleri)  Efendiler Kanunlar yalnız âcize has (güçsüze özel) değildir.   .. Üçüncü fasıla gelince (o o sedaları) .. Antalya, Kütahya, Konya mektep muallimlerinden üç efendi üç tane risale mi, kitap mı ne ise telif ediyorlar (basıyorlar, yayımlıyorlar). Bunları Vekili Muhteremin (Sayın Bakan’ın) nazarı dikkat (bilgisine) ve tasvibine (onayına) arz ediyorlar (sunuyorlar). Vekili Muhterem bunları kimseye göstermiyor, kendisi takdir ediyor, kendi karihalarından (zihninden) emir veriyor. Üçer yüz lira masarifi tab’iye (baskı parası) veriyor ve her birini de 150 şer lira mükâfatı nakdiye ile taltif ediyor (para ile ödüllendiriyor). Üç kitap millete 1350 liraya mal oluyor. Bazıları bu kitabın mevhum (vehim) olduğunu iddia ediyorlar. Ben de mefruz (farz edilmiş) olduğunu iddia ediyorum. .. Neden tab olunmadı? … Ankara Sultanisi tarih muallimi ya Hikmet veya Mithat Bey, bu efendi tatilden istifade ile İstanbul’daki annesini de getirmek ister. İstanbul’dan getireceği annesi için bir harcırah kararlaştırılır, hesap edilen az bulunur .. yumurtaya kulp aranır… İstanbul’dan kitap getirtmek vazifesi tevdi edilir (verilir). .. Temmuzda 200-250 lira alır, İstanbul’a gider. Şimdiye kadar gelmez. .. Belki muallimliğe (öğretmenliğe) tenezzül edip avdet etmiyor (beğenip geri dönmüyor) denilir. Kendisi burada hazır değil iken terfi ettirilir. Ankara Sultanisine müdür olur. ve tabii müdür için yeni yeni harcırah gönderilir. (o o yaşasın sesleri) Annesini getirmek için giden adama memleketin 400 lirasını nasıl verdi? ..İstanbul Darülfünun (üniversite) Müderrislerinden (ders verenlerinden, hocalarından) İsmail Hakkı ve Mehmet Emin Beyler İnebolu’ya geliyorlar. Sonra Ankara’ya gelip beğenmiyor ve dönüyorlar. Dönüş harcırahlarını alıp ta dönüyorlar. Sf;165 Onun bekçiliği devam ettikçe, Maarif teşkilatında daha çok tahribata şahit olacaksınız.” 

(Maarif Vekili konuları tek tek cevaplandırıyor ama cevaplar inandırıcı değil. Çoğu kez kaçamak konuşuyor. Konuşmasının sonunda şiddetli alkış ve şiddetli gürültüler var.) Sf. 171

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 14 (29.10.1921 / 1.12.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 108, Celse: 1, – Sf. 165 ile 171 arası) kitabından birebir alınmıştır.

Posted in , , , , , ,

Yorum bırakın