Ali utanç içindeydi. İsmet’le münakaşa etmişti. Kendisi ve bir arkadaşı için hükümette bir görev istemişti. İsmet ise reddetmiş; bu külhanbeylerden hiç birinin kendi işine karışmasına izin vermeyeceğini açık açık söylemişti. Ali, İsmet’in konuşma tarzına içerlemişti. Mustafa Kemal’e kendisi ortadan kalkacak olursa, İsmet’in derhal onun yerine geçeceğini ima etti.
İsmet sağırdı ama bu sözleri açıkça duydu. Mustafa Kemal’e Ali’yi şikâyet etti. Mustafa Kemal de Ali’yi sertçe uyardı ve bunun üstüne Ali içki içerek geldi. Ali cesaretini toplamak için içki içerek gelmişti. Saygısız bir tarzda bacaklarını ayırarak oturdu. .. ardından Mustafa Kemal’e hitap etti, İsmet’ten yakındı. İsmet’e sövüp saydı. Kendisi ve arkadaşı için kabinede birer bakanlık istedi.
Mustafa Kemal hırsla ona döndü ve kendi işine bakmasını, politikadan uzak durmasını emretti.
Ali çok sarhoştu. Eli pantolonunun arka cebine gitti, fakat hızlı bir atıcı değildi. Tabancasını çekmeden önce diğerleri onun üstüne atıldılar, sandalyesi ile birlikte arkaya devirdiler; onu dışarıya, salona sürüklediler, haykırarak, homurdanarak onu tekme – tokat dövdüler. Sf. 217, 218
Alıntı: Bozkurt (Kemal Atatürk’ün Yaşamı) – Harold C. Armstrong, (Arba Yayınları 4. Baskı Şubat 1997 – Sf. 217, 218) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın