Prof. İhsan Doğramacı’nın ana dilinin İbrani olduğu, annesinin babasının adının Mehmet Ali Kırdar, annesi İsmet Kırdar, dayısı Lütfi Kırdar. Doğramacı anlatıyor;
“O zamanki gizli servisin, Doğramacı’nın “Müslüman” olmadığı ve karısının da “Türk olmadığı” için profesörlüğünün engellendiğini, bu sırada MİT’in başında İlter Türkmen’in babası Behçet Türkmen var. .. Başbakan rahmetli Adnan Menderes’in yerinde müdahalesi ile engelin kaldırıldığı”
Menderes tutuklanmış ve ihtilâlin güçlü lideri Org. Cemal Gürsel, Org. Faik Özdilek ve diğer yüksek rütbeli subaylarla birlikte Doğramacı’yı odasında ziyaret ediyorlar; başlı başına önemlidir. Prof. Dr. Muvaffak Akman şunları ekliyor; “Hoca ziyaretçilerini uğurladıktan sonra tekrar birlikte odasına girdiğimizde gözyaşlarını tutamadı. Öğrendik ki Cemal Gürsel Paşa kendisine “Başbakanlık” önermiş, .. daha sonra Başbakan atanmadığını ve Gürsel’in Devlet Başkanlığı ile birlikte bu görevi de üzerine aldığını biliyoruz.
İhsan Doğramacı o zamanlar kulislerin dışında tanınmazdı, sadece hırslı bir çocuk doktoru idi. Konuşması çok zayıftı, bilimsel çalışması yok denecek kadar azdı. Sf. 183, 193
Eğer Türkiye’de Türk Üniversite sistemi artık çöktüyse bu bürokrat düzeyinde ve uygulamada İhsan Doğramacının işidir. (1) Sf. 194
Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 183 ile 193 arası) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2014): Doğramacı bir röportajında Özal’ın da ilk kabinesinde ona Dışişleri Bakanlığı önerdiğini, istemediğini Vahit Halefoğlu’nu Özal’a kendisinin önerdiğini anlatıyor. Bu geri çevirmelerin hepsinde de eğitime hizmet etmek isteğini belirtmiş. Doğramacının yaşamının aydınlatılması, Türkiye’nin 50 – 60 ve 70’li yıllarına ışık tutacaktır.
BAKKAL’IN YORUMU (2014): Doğramacı, kendisine teklif edilen görevi, Yahudi olduğu için, dedikoduya sebep olacağı için geri çevirmiş. Doğramacı geçmişi çok karanlık bir insandır. Yıllarca Türkmen safsatasına sarılmış ve inandırmış bir adamdır. Ankara’da Kurulu Mayetaş dershanelerinin ortaklarının büyüğüdür, diğer ortaklardan biri Matematikçi Ahmet Karadeniz, diğeri fizikçi Nusret Kürkçüoğlu. Bu adamlar, 1965 yılında yapılan yasal düzenlemeden sonra bu dershaneyi kurdular ve 1973 yılına kadar da yapılan Üniversite sınavlarına soru hazırladılar. Yani hem dershâne sahipleri hem de ÖSS sorularını hazırlıyorlar. Mayetaş dershanesi varlıklı aile çocuklarına çok yüksek ücretlerle üniversite kazandıran bir dershaneydi.1969 yılında Elâzığ Genç Ülkücüler Teşkilatı Sekreteri arkadaşım K. G., bu dershaneye çalışan olarak giriyor, çok yoksul bir ailenin öksüz çocuğu olan K. son derece zeki bir insandı, o zamanların soru hazırlama merkezinden soru ve cevap anahtarlarını imtihandan iki – üç gün önce alıp ta dershaneye getirmek K.’in işiymiş. Kendisinin 1974 yılında bizzat bana anlattığına göre; 1973 yılında K. milli duygularının galeyana gelmesi ile bu üniversite işinden Ülkücülerin yararlanmasını kafasına koymuş, Ocağa haber vermiş, sınav gecesi ve sabahı telefonlarla binlerce insana cevap anahtarının ulaşmasını sağladı. Solcular, telefonlarla iletilen cevap anahtarını mahkemeye tespit ettirdiler, o sınavın ertesi günü gazeteler üniversite sınavı soruları çalınmış diye bomba gibi haber yaptılar. Zamanın ÖSM’si günler sonra 10.000’i aşkın kişinin soruların tamamına doğru cevap verdiği o sınavı iptal etmek zorunda kaldılar. Mayetaş’ın bu aşağılık patronları büyük paralar karşılığında suçu K.’in sırtına sardılar, K. bir – iki ay yatıp çıktı. 1974 yılında K., İstanbul’da Gökçen Dershanesini kurdu, öğrencilere özellikle Ülkücülere soru garantisi vererek yüzlerce insanı dolandırdı.
Yorum bırakın