Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Osmanlı vilayeti Musul’un, Büyük Britanya için, Türkiye’den ayrı, önemiyle ilgili elimizde tarihsel göstergeler bulunmaktadır; bunlardan birisi, doğrudan doğruya, galip taraf ile teslim olduğunu bildiren Bab-ı Ali arasında silâh bırakışma anlaşmasının imzalanmasının geciktirilmesidir. İstanbul Hükümeti, Türk tarafında esir bir İngiliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdiğinde, müttefiklerin, Türkiye’yi almak için hiç de acele etmediğini biliyoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde, Türkiye ile silâh bırakışması imzalanmıştır. Bunu hemen izleyen gelişmeler, kulak tıkamanın ve yavaş davranmanın nedenine açıklık getiriyordu; Büyük Britanya, kuvvetlerini Musul’a sokmak için, Bab-ı Ali’nin teslimiyet çağrısını bir süre duymazlıktan gelmiştir. Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imza­lanmasından sonra da, Altıncı Ordu Komutam Ali İhsan Paşa’nın, silâh bırakışma koşularına aykırı olduğu gerekçesiyle, Musul’u Büyük Britanya kuvvetlerine teslim etmediği ve direndiği kesindir.

Ali İhsan Paşa ile ilgili çok kısa bilgi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın, hem Kemal ve arkadaşları ile sınırlı olmadığını ve hem de Kemal Paşa’nın en önde bir yer almadığını göstermesi açısından da çok önemlidir. Ali İhsan Paşa, Mustafa Paşa’nın sınıf arkadaşıdır ve Kemal Paşa’nın yaptığı gibi, silâh bırakışması imzalanır imzalanmaz birliklerini bırakılarak İstanbul’a gidilmesinin çok karşısında olmuştur. Ancak Kemal Paşa’nın ölümünden çok sonra ve İsmet Paşa’nın 1950 seçimlerinde iktidardan düşmesinin arkasından, yayımlayabildiği anılarında, Musul’u, Kemal Paşa’nın mensubu olmak için mektup yazdığı Ahmet İzzet Paşa hükümetinin yazılı emriyle, işgal kuvvetlerine verdiğini işaretle, o zamana kadar, Musul’daki her nevi silâh, cephane vesaireyi, daha evvel, geceleri Şimale, Cizre’ye göndermiştim” demektedir. Ali İhsan’ın bu iddiaları, başka şekillerle de diğer kaynaklarca da doğrulanıyor; daha sonra inceleyebildiğimiz Fransız diplomatik yazışmaları, bölgedeki Fransız temsilcilerinin, Ali İhsan Paşa’nın bir direniş örgütlemeye kalktığını ve Kürtleri, Hristiyanların gelmeleri hâlinde, kendilerini kesmekle korkutmaya çalıştığını Paris’e bildirdiklerini gösteriyor. Büyük Britanya ise, yakalanacak savaş suçluları listesinin başına Ali İhsan’ı almakla, Paşa’nın, Büyük Britanya çıkarlarını ne ölçüde tehdit ettiğini belirtmiş olmaktadır. Gerçekten de Ali İhsan, öncelikle yakalanarak, Malta’ya sürgün ediliyor ve Malta’da İngiliz hapsinden kurtulduktan sonra döndüğü Anadolu’da da, silâh arka­daşları tarafından, İstiklâl Mahkemesi’ne sanık olarak gönderiliyorsa da hayatını kurtarabiliyor. Büyük Britanya kuvvetleri, bu tarihten sonra, Musul’a veya bugünkü coğrafik sözcükle, Kuzey Irak’a egemen olabilmiştir.

 Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 134 ile 136 arası) kitabından birebir alınmıştır.  

       

Posted in , , , , , , ,

Yorum bırakın