Kırım Savaşı’nın sürdüğü üç yıllık zaman süresince İstanbul, bir büyük hastaneye dönüşmüştür. Dünya hemşireliğinin kurucusu sayılan Florence Nightingale’in, bu sıfatı, Kırım Savaşı sırasında ve İstanbul’daki çalışmaları nedeniyle alması da bunu doğruluyor; bir ölçüde, hemşirelik de, Kırım Savaşı’nda doğmuş olmaktadır.
Uzun süren bu savaşta, Fransız ve İngilizler fazla kayıp vermiş, subayları ve erleri yaralanmıştı; yaralananlar, İstanbul’da düzenlenen hastanelere getiriliyordu. Özellikle Fransız ve İngiliz asil kız ve hanımları da, yaralı subay ve askerleri teselli etmek üzere İstanbul’a akın ediyorlardı; yalnız, gündüzleri hastanelerde geçirdikleri hüzün yüklü zamanın acısını akşamları düzenlenen eğlence ve balolarda telâfi etmek gereğini duyuyorlardı. Bunlar İstanbul’un hayatını değiştirmiştir; gece eğlencelerine ve balolara Türk asilleri ve yüksek bürokratları da çağrılıyorlardı. İlk önceleri büyük uyumsuzluk gösteren ve çok zaman alay konusu olan Türk tarafı, hızla, Paris ve Londra görgü kurallarını öğrenmeye başladılar. Türkler, kitaptan olmasa bile pratikten öğrenmede, eşsizdirler ve burada da bu yeteneklerini sergileyebildiler.
Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın