Recep, bu mektubunda, Heyet-i Temsiliye karargâhı olan Ziraat Okulu’nda içkili, kadınlı âlemler yapıldığını, sabahlara dek göbek atmakla vakit geçirildiğini, Sofya’dan gelen Makedonya delegesi Gospodin Açıkof’un onuruna verilen ziyafette Türklük ve Müslümanlık adına utanç duyduğunu, artık orada kalamayacağını, bizden bu durama bir çözüm yolu bulmamızı istiyordu.
Bu fuhuş ve rezalete Paşa’nın yakın çevresindekilerin neden olduklarını, içlerinde Özel Kalem Müdürü Yüzbaşı Hayati’nin ve arkadaşlarının adlarını da sayıyordu. Kaptan Rauf’a mektubu gösterdim, çok üzüldü.
Kibar ve efendi bir adam olan, böyle rezaletlere en az bizim kadar üzüleceği bilinen Doktor Refik (Saydam)’e özel bir şey yazmam kararlaştırıldı. Ben de Refik’e oldukça kapalı bir biçimde bu durumun Anadolu’da ve İstanbul’da yapacağı olumsuz etki ve propagandaya dikkat çekerek Paşa nezdinde girişimde bulunmasını, yakın çevresindeki ahlâksızların görevden uzaklaştırılmalarının sağlanmasını yazdım.
Mektup adı anılan ahlâksızlar tarafından okunmuş. Beni Mustafa Kemal Paşa’ya şikâyet etmişler. Refik efendiliği ve kibarlığı yüzünden bir şey yapamamış, etkili olamamıştı. Sf. 180
Bu büyük adamın bu zayıf yanı olmasaydı, ulusal çıkarlarımız için ne kadar hayırlı olurdu. Sf. 181
Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 180, 181) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın