Sanıyorum, bizim “Özel Kuvvetler” den. Bütün hayatı Güneydoğu’da, PKK’ya karşı geçmiş. Anlattıkları bazen irkiltici…
Şam’da tesadüfen tanıştım.
Kulağıma eğiliyor:
“Şemdin Sakık, Apo’ya karşı yeni bir örgüt kurmuştu. Hatta biz bir miktar silah da vermiştik, birbirlerini yesinler diye… Biraz daha bıraksaydık iyi olabilirdi. Erken aldık şerefsizi…”
25 Nisan 1998
Hürriyet‘in manşeti:
“Sakık’ın ifadesini açıklıyoruz.
Dehşet itirafları!
Öcalan bazı gazetecilere para veriyordu.”
Bu gazetecilerin kimler olduğu haberde yoktu. Ortalık çalkalanmaya başladı. Kimdi bu gazeteciler? Oktay Ekşi’nin Hürriyet’teki başyazısı, “Alçakları tanıyalım” başlığını taşıyordu. Cumartesi günü öğleden sonra. Sabah gazetesindeki odamda yazımı yazıyorum. Fatih Çekirge’den, Ankara temsilcimizden telefon:
“Şemdin Sakık’ın isimleri sızdırıldı: Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar… Postmodern darbe süreci…”
Hürriyet’in manşeti:
“İfadedeki isimler… Şemdin Sakık: ‘Abdullah Öcalan bana Mahir Kaynak, Mahir Sayın, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand ve Yalçın Küçük’ün isimlerini söyledi.”
“Örtülü 12 Eylül yaşıyoruz.”
Sabah’ta Mehmet Ali Birand’ın işine son verildi. Zafer kendisine “Seni daha fazla taşıyamayız” demiş… Cengiz Çandar bir süre yazı yazmayacak. Fatih Çekirge, “Cavit Çağlar’a dönüyorlar. Cengiz ile Taha Akyol’un programı da kalkacak” dedi. Mahir Kaynak’ın Aktüel dergisindeki köşesi kaldırıldı.
Ankara’da güvenilir bir kaynaktan öğrendiklerim: Şemdin Sakık’ın ilk sorgusuna asker, MİT’i de almamış. Ve ilk sorgu videoya da çekilmemiş. MİT bozuk atıyormuş buna… Sf. 424, 427
Alıntı: Kürtler – Hasan Cemal, (Doğan Kitap 2. Baskı 2003 – Sf. 424 ile 427 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın