Yakub Cemil, İzmitli Mümtaz, Mustafa Necib, Sapancalı Hakkı, ile Silahçı Tahsin, Eyüb, Yenibahçeli Şükrü ve Nail kardeşler, Filibeli Hilmi ve Samuel İsrael gibi fedailer silahlarını kuşanıp Babıâli’ye doğru yürümeye başladılar.
Binbaşı Enver, beyaz bir atın üstündeydi…
Halk merakla ittihatçılara bakıyordu. Bir köşede Ömer Naci, diğer köşede Ömer Seyfeddin halkın desteğini almak için heyecanlı konuşmalar yapıyorlardı:
“Hükümet Edirne’yi Bulgar’a verecek, hürriyet kahramanı, Trablusgarp kahramanı Enver Babıâli’ye yürüyor. Hadi siz de ona katılın!”
Ateşli söylevler etkisini gösterdi. Halk “Yaşasın vatan… Yaşasın millet…” diye slogan atmaya başladı.
Enver Babıâli önündeki demir kapıdan içeri girdi. Atından atladı ve baskını başlattı. Darbe başladıktan sonra Babıâli binası savaş yerine döndü; her yerde kan vardı. Sf. 160
Harbiye Nazın Nâzım Paşa’yla birlikte ölü sayısı yediye yükseldi. On dokuz yaralı vardı.
Fakat eylem bitmemişti. İttihatçılar, sadrazamın odasına girdi.
Sadrazam Kıbrıslı Kâmil Paşa sakindi. “Ne istiyorsunuz evlatlarım?..” dedi.
Binbaşı Enver, “Paşa hazretleri, millet sizi istemiyor, imzalamaya kararlı olduğunuz sulhtan sonra, bu devlet baki kalmaz, lütfen istifanamenizi yazınız” diye emretti. Kâmil Paşa istifasını yazdı. Kâğıdı Talat Paşa aldı, okudu, sinirlendi. “Paşa hazretleri ‘ciheti askeriyeden vaki ısrar üzerine’ diye yazmışsınız. Lütfen pencereden bakar mısınız, dışarıda sadece askerler değil, her meslekten millet var” dedi. Kıbrıslı Kâmil Paşa iade edilip önüne konan kâğıda “ve millet” ibaresini ekledi. …
Ancak Üsküdar’daki evine gelen Miralay İsmail Hakkı, “Almancı” Mahmud Şevket Paşa’yı sadrazam olmaya zor ikna etti. Sf. 161
Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 160, 161) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın