İnsanlığın gelişimi, doğanın kontrolü yönündedir. İnsan doğayı ve kendi yazgısını kontrol ettiği ölçüde insanlaşıyor. Böylece insanlığın gelişimi doğaüstü güçlerin varlığını red ile birlikte yükseliyor.
Doğaüstü güçlere inanmak, insanın zavallılığıdır. İnsan olmaktan çıkışını gösteriyor.
Bu bağlam içinde Marx’in, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı-Önsöz’ünden bir aktarma yapmak zorunluluğunu duyuyorum: Şöyle: “Din, ya kendisini henüz bulamamış ya da kendisini tekrar kaybetmiş bir insanın kendi bilinci ve kendine saygısıdır.” Dinsel inanç, bir zayıflığın göstergesi oluyor. Dinsel inancın etkinliği, insanın kendisini bulması ve gücüne inanmasıyla ters orantılı olarak gelişiyor.
Marks; “Dinsel acı, aynı zamanda gerçek acının anlatımıdır ve gerçek acıya tepkidir de. Din, ezilen yaratığın haykırmasıdır ve tıpkı ruhsuz koşulların ruhu olması türünden bir kalpsiz dünyanın kalbidir. Halkın afyonudur.” Sf. 35
Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın