Ancak 23 Aralık 1930’da Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği isyanı teşvik suçundan oğlu Mehmed Ali Erbilî’yle birlikte gözaltına alındı. Bir ay sonra İstiklal Mahkemesi baba ile oğul hakkında idam cezası verdi. Yaşı altmış beşten büyük olduğu için Şeyh Esad Erbilî’nin cezası müebbet hapse çevrildi; oğlu Mehmed Ali Erbilî 28 kişiyle birlikte idam edildi.
İdam edilen 29 kişinin arasında, Menemen’de bakkallık yapan Hayım oğlu Yosef de vardı. İsyancıların, şehit Asteğmen Kubilay’ın kesik başını yeşil bayrağın tepesine asmak için kullandığı ipi o satmıştı.
Oğlunun idamından bir ay sonra 4 Mart 1931’de Şeyh Esad Erbilî tedavi gördüğü Menemen Askerî Hastanesi’nde vefat etti.
Kimine göre ise zehirlenerek öldürüldü…
Menemen’deki isyanda Şeyh Esad Erbilî’nin iki müridi daha vardı. Ama bu, baba ile oğulun isyanı düzenledikleri anlamına gelmezdi herhalde. Yani, ortada somut delil yoktu. Duruşmalarda ortaya çıktı ki, İstanbul polisi şeyhin köşkünü hep gözaltında tutmuştu.
Acaba mesele şu muydu?
Şeyh Esad Erbilî Kürt’tü. İsyancı Kürt Şeyh Said’in yakın arkadaşıydı.
İkisi de, Nakşibendî tarikatına mensuptu; Halidî ekolünden geliyorlardı.
İttihatçı olduğu için bazı din adamları idam sehpasından alınırken; İttihatçı olan; tekkelerin, şeyhlerin reforma tabi tutulmaları gerektiğini söyleyen; çevresinde okumuş yazmışları toplayan Şeyh Esad Erbilî neden yok edilmişti?
Sanıyorum, Cumhuriyet, Halidî Nakşibendîliği’nin Kürt kolunu kesmek istemişti…
Meydan, Halidî Nakşibendîliği’nin Türk koluna, “Beyaz Müslümanlara kalmıştı..
Yani, mesele dinî değil ırkîydi. Sf. 394
Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 394) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın