Siyasi birliğin ekonomik temeli ticarete, o olmazsa, yağma ve ganimete dayanınca, İpek yoluna hâkim olmak çok büyük bir önem kazanır. Kağanların dolayısı ile birliğin, ticaret yollarının iyi işletilmesinden ekonomik yararı vardır. Bu nedenle, siyasi birlik, ticaret yolunun tüm geçtiği yerlere yani Çin’den, Karadeniz’in kuzeyine kadar tüm bölgeye hâkim olmak ister. Buna karşılık aynı tavır Çin’de de görülür. Türkistan ve Kuzey Afganistan ticaret kentleri, uzaklığı ve yerleşik düzeni nedeniyle Çin hegemonyasına daha sıcak bakarlar. Bu durum, göçebe siyasi birliği ile Çin arasında sürekli savaşlara neden olur.
Çin İmparatorluğunun zayıf olduğu zamanlarda, Kağanlar ticareti sağlayarak görevlerini yerine getirirler. Çin kuvvetlenince haracı, ticareti durdurur. O zaman, Çin’i ticarete mecbur etmek için, Kağanlar Çin’e yağma akınları düzenlemeye başlarlar. Türklere dört bir yandan altın, gümüş ve ipek kumaşlar akıyordu. Türklerin zenginliği yerleşiklerin gözlerinin kamaştırıyordu. Doğu Romalılar Türklerde gördükleri zenginlikleri anlatıyorlardı: rengârenk ipekli kumaşlar, altından heykeller, vazolar, ibrikler, kavanozlar, altın eşyalar, gümüş sofra takımları, yaldızlı yataklar, yaldızlı sandalyeler. Bu kumaşların renkleri öyle bir ustalıkla yan yana getirilmişti ki insanda inanılmaz hisler uyandırıyordu.
Bu görüşlere Çinli seyyahlar da katılıyorlardı. Hiuan-tsang “Üzerinde yeşil atlastan bir giysi vardı… Alnına ipekten birkaç kat şerit sarmıştı ve ucu başının arkasından yere sarkıyordu. Çevresinde, nakışlı kumaştan giysileri olan, hepsi örgülü saçlı, yaklaşık 200 görevli vardı…” diyerek gördüğü Türk Kağanına ve şatafata olan hayranlığını ifade ediyordu. Kağanın çadırı altın yaldızlarla bezenmişti. Kağanın muhafızları ipek kumaştan giysiler içindeydiler.
Alıntı; Bizimkiler VII (Müslüman İmparatorluğu) – Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın