22 Haziran’da Mustafa Kemal’in Los Angeles Times için çalışan İsviçreli sanatçı ve gazeteci Emile Hilderbrand’a söyledikleri ise gerçekten kafa karıştırıcı idi:
“Yoluma yerleştirilen bu katillerden bir grup beni ve maiyetimi taşıyacak otomobillere el bombaları yağdıracaklarmış. Hatta daha da ileri gittiler ve yıllardır benim davamla özdeşleşmiş, benim sadık bir siyasal arkadaşım olmuş, zaman zaman da danışmanlığımı yapmış bir kadını iğfal ettiler. Bu kadını, aldığımda patlayacak ve etraftaki herkesi yok edecek, içine bomba saklanmış bir buketi bana sunmak menfur görevini kabul ettirmişler. Kötü yola sevk edilmiş olan bu kadın merhamete layıktır. Çünkü vatanın iyiliği için böylece kendi canını da feda etmeye kandırılmıştır (…) Ama onun suikasttaki rolü affedilecektir, çünkü vicdanının dürtmesiyle, benim niyet ettiğim geziyi iptal etmeme el verecek kadar zamanında yetkililere itirafta bulunmuştur..”
Mülâkat kafa karıştırıcı idi çünkü Valiliğe göre ihbarı Giritli Şevki yapmıştı. Mustafa Kemal ise “yıllardır davasıyla özdeşleşmiş bir kadın”dan söz ediyordu. O yıllarda pek çok kişi Halide Edip (Adıvar) Hanım’dan şüphelenmişti. Bu olamazdı çünkü Halide Hanım o sırada yurt dışındaydı. Daha sonra bu kadının Laz İsmail ile Bursa’ya keşif yapmaya giden Naciye Nimet olduğu söylendi. Muhtemelen yazar Naciye Hanım’la Halide Hanım’ı birleştirerek bir hikâye yazmıştı. Sf. 371-372
“Türkiye diktatörünün İsviçreli sanatçı ve gazeteci Emile Hilderbrand’a verdiği mülakatta söyledikleri” hakkındaki bilgileri ilk kez Mete Tunçay’ın Tarih ve Toplum, Sayı 53, Mayıs 1988, s. 56-57’deki yazısından öğrenmiştim. Daha sonraki yıllarda Emile Hilderbrand diye bir gazetecinin mevcut olmadığı iddia edildi. Mete Tunçay da artık haberin Los Angeles Times’ın yazı işleri kadrosundan birinin yazdığını düşünüyor. Sf. 372
Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 372) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın