(Moltke’nin Mektubundan; 9 Şubat 1836 Arnavutköy, İstanbul)
Bana, Doğuda esirlerin kaderinden çok daha acısı, Türklerin zayıf cins üzerindeki maddî hâkimiyetlerinin büyüklüğü yüzünden, kadınların durumu görünüyor.
Doğuda evlenme sırf cinsî niteliktedir ve Türkler âşık olmak, kur yapmak, ahu vah etmek, mutluluğun en yüksek derecesine ermek filan gibi dırıltılara kulak asmadan yahut faux frais’ lere (1) uğramadan dosdoğru meselenin aslına giderler. Evlenme işi akrabalar tarafından kararlaştırılır. Sf. 37
Kanun müminlerin dört kadın almasına müsaade ettiği halde, bir kadından fazlasını alabilecek kadar zengin olan pek az Türk vardır. Ne kadar karısı varsa o kadar evi olması ve bunların da başlı başına idaresi lazımdır. Çünkü tecrübe iki kadının bir konakta birbirleriyle asla geçinemediklerini göstermiştir. Buna karşılık kanun ve âdet Müslümanlara istediği kadar cariye almak hakkını verir. Bir cariyeden doğan çocuğa en küçük bir ayıp gelmez; cariyeler evin asıl kadın veya hanımının emri altındadır. Fakat böyle bir durumun geçimsizlik ve kavga, kıskançlık, entrikalar için en zengin bir kaynak olacağı kolayca tasavvur edilebilir. Sf. 37, 38
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 37, 38) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2014); Faux frais; umulmadık küçük masraf
Yorum bırakın