(Moltke’nin mektubundan 18 Ocak 1837, Büyükdere, İstanbul)
Kavuk şimdiye kadar Müslümanların alâmeti farikasıydı ve paşayı, hekimi, ulemayı, tüccarı hulâsa toplumun her sınıfını ayırt ettirirdi. Yeniçerilerin yok edilişi sırasında sadece dirilerin başlarını kesmekle yetinilmedi, ölülerin kavukları da koparıldı, bugün hâlâ bu kafası koparılmış mezar taşlarından birçoğu görülebilir. Zamanımızda serpuş herkes için aynıdır ve bu mavi püsküllü çirkin kırmızı fes ise ne mezarlarda, ne dirilerin başlarında kavuktan daha güzel durmaktadır.
Kadınların mezar taşları çiçeklerle süslenmiştir. Evlenmemiş olanların taşları da bir gül koncası ile belli edilmiştir. Bir Müslüman mezarına asla dokunulmaz. Burada, bir mezarlığı senelerden sonra da olsa, bizde olduğu gibi bozup yeniden kazmaya kalkışmak şeni bir hareket olarak görülür. Buradaki ortalama ömür uzunluğunu en çok 25 yıl, İstanbul’daki Müslümanların sayısını da 300.000 olarak kabul edersek Türklerin burayı aldığından beri geçen 400 sene içinde İstanbul’da beş milyona yakın Türk ölmüş demektir. Buna göre mezar taşlarının miktarını tasavvur edebilirsiniz. Bu taşlarla büyük bir şehir kurulabilirdi; sahiden de Ermeniler şimdi baştan aşağı, çoğu mermer mezar taşlarından güzel bir kilise yapıyorlar. Reayanın mezar taşları yere yatmış vaziyettedir. Türklerinki ise ayakta durur. Büyüklerin türbelerinin çoğu pek muhteşemdir, en güzel mermer ve balgami taştan yapılmadır ve üzerleri kubbe ile örtülüdür. Yüksek defne ya da çınarların gölgesi altındadırlar ve etrafları gül tarhlarıyla çevrilidir, Binanın ortasındaki sanduka değerli Keşmir şalları ile örtülüdür. Türbelerin yanında çok defa bir imaret, yani fukara mutfağı, bir hastahane, hiç değilse bir çeşme bulunur. Yoksul Müslümanlar bile ölenlerin mezarını, canlılar için hayra vasıta etmeye çalışırlar: birçok mezar taşlarının altı bir yalak şeklinde oyulmuştur, buraya yağmur suları toplanır ve sıcak yaz günlerinde köpekler ve kuşların susuzluklarını giderebilecekleri, küçük mikyasta bir fukara mutfağı vazifesini görür. Müslümanlar hayvanların şükranının da insanlara hayır getirebileceğine inanırlar. Sf. 83
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın