(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul)
Gerçi padişah aynı zamanda halifedir, fakat bu sıfatla Müslümanlık hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaya bir kat daha mecburdur. Musa kanunları gibi İslâmlık da tamamıyla maddî birçok kanunları kapsamaktadır. Kendisine bağlı olanların düşünce tarzlarına belli bir yön çizer, birazcık olsun bilince ermiş bir aklın kabul edemeyeceği kaba, maddî zevkli bir gelecek vaat eder ve zabıta nizamlarını dinî kanunlar haline getirir ki, bunlar kısmen düşüncenin gelişmesini, toplumun evrimini ve maddî kazançların gelişmesini önler. İnsan vücudunun teşrihi haram sayıldığı için cerrahlık ilerleyememiştir, kadere inanış vebaya karşı tedbir almayı önlemektedir. Resim sanatı yasaktır, çünkü resimlerdeki insanlar, hatta hayvanlar, kıyamet gününde resimlerini yapanlardan ruh isteyeceklerdir; beri yanda sefer ayının uğursuzluğu, pazartesinin uğurluluğu ve eşref saatin tayini, mevsim ve hava durumuna önem vermeden askerî hareketleri ayarlamaktadır. Belirli sebeplerle yıkanmanın dinî bir zorunluluk oluşu, her türlü ödevden kaçmaya imkân vermekte ve ramazan ayında oruç bütün işleri durdurmaktadır.
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın