(Moltke’nin Mektubundan; 1 Eylül 1839, İstanbul)
Rusya yenileşme işine başladığı zaman bu memleketin Avrupa ile teması o kadar azdı ki Batı devletleri, önemlerini ancak muazzam sonuçlarıyla anladıkları teşebbüslerden hiç haber alamamışlardı. Osmanlı İmparatorluğunda iş bundan ne kadar başkadır. Denebilir ki Avrupa Türkiye ile bizzat Türkiye’nin kendi kendisiyle olduğundan daha fazla ilgiliydi. Hiç değilse halk tabakasından olan adam, hünkârın gâvur olmak için neden zahmete katlandığını kavrayamamaktadır ve hâlâ, elçilerin kralları için padişahtan bir taç rica etmek üzere burada bulunduklarına inanarak yaşar. Bir molla Birecik’teki toplantıda: «Neden hemen bugün on bin Osmanlı atlarına binip Allah’a olan kuvvetli imanları ve keskin kılıçlarıyla ta Moskova’ya kadar gitmesin?» demişti. Oradaki bir Türk subayı: «Evet neden?» diye cevap vermişti, «yeter ki pasaportlarını Rus sefarethanesi vize etsin!». Bu subay Reşit Beydi, tahsilini Avrupa’da yapmıştı; fakat bu sözleri Fransızca söylemişti; böyle kendisini kimse anlamadıktan sonra en cüretli sözleri söyleyebilirdi. Nizip felâketinden sonra halk: «Ne zarar» diyordu, «padişah, ara sıra bir muharebe ve birkaç vilayet kaybetmesinden bir şey çıkmayacak kadar zengindir». Sf. 282
Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın