Sabah olunca gördüler ki Kisüyan kaçmış. «Serâ Kisû» dediler. Yani «Kisu melik kaçtı» dediler. Hâlâ namları sera Kisu’dur. Zamanla bozularak (Serâkis) oldu. Ondan da galat (Çer Kese» diye şöhret kazandılar. Ama Rum lisanında Çerkez ve Çerkeş derler. Tatar lisanında Ser Kis, Acem lisanında Serkeş, yani baş çekici, gidici demektir. Doğrusu serkeş kavimdir. Çağatay lisanında Çârkes derler. Zira bu Çerkezistan’a ilk ayak basanlar Şefaki, Berberi, Mâmeluka, Bozuduka dört kişi olduklarından Çağatay kavmi bunlara Çârkes yani «dört kişi» derler. Moğol lisanında Çarkız, Arap lisanında Sera kise-i nâkese derler. Zira Mısır’da Çerkez kavmi çoktur. Arap evladını tora ile vurduklarından Çerkez kavmine Şerâkese-i nâkese derler. Mısır fellahlarının yüreklerine Çerkez kavmi kan oturtmuştur. s. 416, 417
Gaddar Hülâgü Han El Müsta’sım devrinde Bağdat’ı yakıp yıktı. Bir günde yetmiş bin kadının karınlarını yarıp nicesinin yuttukları cevahir taşlarını ve henüz doğmamış çocuklarını karınlarından çıkarttı. O vahşi hadisede yüz binlerce can Hülâgü Han tatarı elinde öldüler. s. 417
Çerkez lisanı gibi Saksağan sadalı lisanı yazamadım. Ama gayretimle o lisanı da kaderin verdiği imkânlarla yazarız. s. 418
Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, s. 416 ile 418 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın