(Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)
1. Kürtlerin Hâkimiyeti
Ele alığımız bölgelerin (Van ve Bitlis vilayetleri) halkını, toplum yapısı olarak ikiye ayırmak mümkündür: Aşiretler ve reaya.
Aşiretler, akraba birkaç köyden oluşan topluluklardır. Her aşirette boy aristokrasisi mevcut olup, söz konusu aristokrasinin en yaşlı üyesi, aşiretin reisi kabul ediliyor ve kendi idaresindeki köylerde neredeyse sınırsız iktidara sahip oluyordu, Böylece aşiret reisi, bir boyun başkanı konumunda olup, aşireti bağımsız bir şekilde yönetiyor ve komşularıyla savaşıyor. Diğer bir deyişle bu sistem, ortaçağdaki feodal yapıya, aşiretler ise Türk İmparatorluğundaki küçük krallıklara benzemektedir.
Reaya, herhangi bir sosyal yapıya sahip olmamakla birlikte her aile kendi hayatını bağımsız bir şekilde sürdürüyor. Kürtlerin neredeyse tamamı aşiretler etrafında örgütlenmiştir. Hristiyanlar ise reaya konumundadırlar.
Söz konusu anormal sosyal yapı, birçok soruna neden oluyor. Günümüzde ise hiçbir medenî devletin buna izin vermesi mümkün değildir. Ancak Türkiye’de biz tam tersini görüyoruz. Türkiye böyle bir yapıya izin vermekle kalmıyor, bu yapıyı kabul ediyor ve destekliyor, örneğin Hamidiye birlikleri, söz konusu aşiret yapısına göre oluşturulmuştur. Aşiret reisleri yarbay, albay, hatta general gibi en yüksek unvanları almışlardır. Hâlbuki terbiye, eğitim ve ahlak açısından bunların cahil Kürt çobanlarından hiçbir farkları yoktur. Hatta onlardan daha kötü durumdadırlar, çünkü keyfi hareket ve zorbalığa alışkınlar. Sf. 161
Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın