Mıkırtiç Karapetyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Tigranakert [Diyarbakır])
Asıl Tigranakert, Ararat Ovası yönünde bulunan 25 kilometre uzaklıktaki Farğin’dir. Kral Büyük Tigran’ın sarayı ordaymış; ama deprem yüzünden yıkılmış.
Tigranakert’ten Ağrı Dağı gözükürdü. Oradan Tigris Nehri geçerdi. Biz doğma büyüme Tigranakertliyiz. Ben her şeyi teferruatlı olarak iyi hatırlıyorum. 1915 yılında bizi aniden sürgün ettiler. Ben çok küçüktüm; ama Tigranakert’te ne kadar insan varsa hepsini dışarı çıkardılar. Sf. 431
Annem son bir kez daha gelip yine bizi öptü ve gitti. Her defasında, yanımıza gelmek, üç küçük çocuğunu görmek, bizleri öpmek için nöbetçiye bir altın veriyormuş. Annem son kez bizi öpmek için yanımıza geldiğinde bir patırtı koptu; meğer silahlı İranlılar gelip o Türk jandarmaları katletmeye başlamışlar; onlar hepimizi de kurtardılar; biz çocukları, annemi ve henüz sırası gelmeyen birkaç yetişkini. Sf. 431
O dönemde İran Şahı çocuk, büyük ya da küçük bir Ermeni getiren herkese, adam başına bir altın vermeyi vaat ediyormuş. İranlı askerler bizi İran’a götürmek, Şah’ın emrini uygulamak için topladılar; sıraya dizdiler. O sırada kelli felli bir ihtiyar, sakalı dizlerine inen bir adam geldi; adı Şeyh Abdıl Khazır Geylani’ydi. O gelip İranlılara:
“Bu kadınların içinde terzi yok mu?” diye sordu.
Usta bir terzi olan annem: “Ben terziyim” dedi.
Şeyh şöyle konuştu: “Kızım! Bu çocukları nereye götürüyorsun? Gel çadırların arasında dolaş; Der Zor çevresinde yaşayan Arap kadınlara elbise dikersin; onlar da sana buğday ve yiyecek verirler. Sonra İranlı askerlerin komutanına dönüp; “Bunlardan her biri için Şah’tan birer altın alacaktın değil mi? Al!” dedi ve çıkarıp dört altın vererek bizi kurtardı.
O şeyh bizi çadırlara götürdü ve insanlara şöyle dedi: “Eğer bunların saçının bir teli eksilirse, kafanızı keserim.” Sf. 432
Annem çok güzel bir kadındı. Bir gün şeyhin erkek kardeşi anneme âşık olmuş. Annem onu reddetmiş. O da demiş ki: Benimle olmaya razı olmazsan çocuklarını öldürürüm.”
Annem de ona: “Öldürsen de fark etmez; seni istemiyorum” dedi
O sırada adamın biri gidip şeyhe haber verdi. Şeyh geldi ve şöyle konuştu: “Serseri! Ne istiyorsun? Sen öldüresin diye mi, ben bunlara iyilik yaptım, acıyıp dört altını vererek kurtardım? Evlenecek başka kız yok mu?”
Tabancasını çekip, tak! Tak! Tak! Gözlerimizin önünde erkek kardeşini öldürdü. Sf. 432
Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 431, 432) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın