Savaşta karşımızda yer alan taraf Türklerdi elbette. Başka düşmanlar da vardı, ama bunlar Türkler kadar etkin değildi; yine de gözleri üzerimizdeydi. Ve bir gün geldi, bunlardan biri Türklerin yüzyıllar boyunca yapamadığını bir anda gerçekleştiriverdi. Sorarsanız, bu nefretle körüklenen değil, sevgiyle kotarılan bir hamleydi. (Türkler hiç olmazsa nefretlerini saklamayacak kadar dürüsttüler.) Ruslardan bahsediyorum tabii. Yeni Ruslardı bunlar. Aslına bakarsanız eskiler urba değiştirip yeni oluvermişti; ellerinde yeni bir kuram vardı, dünyayı kardeşlik yönetecekti. Ermenistan’ı silah zoruyla kardeş yaptılar. Amaçları gerçekten kardeşlikse, hadi buna da peki. Ermeni askerlerin arasında ne kadar lider varsa idam ettiler, ama bunu da kimsenin Rusların yüzüne vurmasını bekleyemeyiz. Bu yeni Ruslarla kardeş olmak isteyen çok az sayıda Ermeni vardı, ama aç ve bitkin haldeydiler, bu nedenle ufukta beliren taze düşmana karşı başlayan isyanın sonu hayli hızlı ve trajik oldu. Hatta alevlenmesiyle sönüşü bir oldu denebilir. Görülen oydu ki dünya Ermenilerin kendilerine ait bir ülkeye sahip olmasına izin vermeyecekti, her ne kadar bunu binlerce yıldır beklemiş, Anadolu’da yarı yarıya kırılmış olsalar da istemiyordu işte dünya. Ermeni askerlerin liderlerinin adi suçlular olduğuna karar verildi ve kurşuna dizildiler. O kadar. Rus kardeşler, vuruverdiler hepsini. Sonra da Ermenilere korkmayın dediler, Türkler artık sizi rahatsız edemez. Kardeş Rus askerleri Ermenistan’ın kentlerini bir bir gezdiler, uygun adım ve halka korkacak bir şey olmadığını söylediler. Hepsinin omzunda tüfek. Kardeşlik duygularıyla doldu taştı Ermenistan sizin anlayacağınız. Sf. 78, 79
Alıntı; Yetmiş Bin Süryani – William Saroyan, Çevirenler; Ohannes Kılıçdağı, Aziz Gökdemir, (Aras Yayıncılık 2. Baskı, 2010 – Sf. 78, 79) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın