Dopamin ve inanç arasındaki bağlantı İngiltere’nin Bristol Üniversitesinde Peter Brugger ve meslektaşı Christine Mohr’un yürüttüğü deneylerle saptanmış durumdadır. Boş inancın, büyüsel düşünmenin ve normal-ötesi şeylere inancın sinir kimyasını inceleyen ikili, dopamin düzeyi yüksek insanların tesadüfleri anlamlı bulmaya, var olmayan anlamlar ve kalıplar görmeye daha yatkın olduklarını belirledi, Sf. 155
Brugger ve Mohr deneyin ikinci kısmında her kırk deneğe de Parkinson hastalarında kullanılan ve beyindeki dopamin düzeyini yükselten L-dopa ilacını verdiler. Ardından karışmış ya da gerçek yüzlerin ve kelimelerin yer aldığı slayt gösterisini tekrarladılar. Dopamin artışı hem inançlıların, hem de kuşkucuların karışmış yüzleri gerçek, düzensiz kelimeleri de normal sanmalarına yol açtı. Bu durum kalıpsal-yaklaşımın beyinde yüksek dopamin düzeyiyle bağlantılı olabileceğine işaret eder. L-dopa etkisinin inançlılara oranla kuşkucularda daha güçlü olması ilginç bir noktadır. Yani, dopamin düzeyindeki artışın inançlıları daha inançlı hale getirmeye oranla, kuşkucuları daha az kuşkucu hale getirmede daha etkili olduğu söylenebilir.
Niçin? Akla iki olasılık geliyor: (1) Belki inançlıların dopamin düzeyi kuşkucularınkinden zaten daha yüksektir ve kuşkucular ilacın etkilerini daha fazla hissetmektedir; (2) belki inançlıların kalıpsal-yaklaşım yatkınlığı zaten çok yüksek olduğundan, dopaminin üzerlerindeki etkisi kuşkuculara oranla daha düşüktür. Sf. 155, 156
Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları, 2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 155, 156) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın