Pilotların çoğu Whinnery’nin “küçük rüya” diye adlandırdığı kısa süreli tünel hayali yaşamaktaydı; bazen havada süzülme ya da felce uğrama duygusuyla birlikte tünelin sonunda parlak bir ışık görmekte ve tekrar bilince kavuştuğunda çoğu kez aşın mutluluğa, bir huzur ve dinginlik duygusuna kapılmaktaydı. Sf. 198
Whinnery on altı yıllık çalışması sırasında, santrifüjün kontrollü koşulları altında bu üç belirtinin ilk ikisini bin seferden fazla uyandırmayı başardı; hatta pilotları bayıldıkların sırada videoya çekerek ve bunun deneyime denk geldiğini kaydederek, temelde yatan sebebi kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptadı: korteksi etkileyen hipoksi, yani oksijen yoksunluğu.
Yüksek çekim kuvveti altında, kafadan boşalan kan gövdenin ortasına doğru ilerleyerek toplanır ve böylece pilotların girdiği göz kararması evresini bir baygınlık hali izler; bütün bunlar on beş ila otuz saniye içinde olup biter. Santrifüjü sistematik biçimde hızlandırarak kütle çekimine bağlı bilinç kaybı kademeli sağlandığında, denekler önce tünel hayali görürler, ardından gözleri kararır ve baygınlık geçirirler. Bu duruma, büyük olasılıkla oksijen kaybının önce retinada, ardından görsel kortekste ortaya çıkması yol açar; böylece nöronların dışarıdan içeriye doğru kapanmasıyla tünel hayali oluşur ve korteksin büyük bölümü kapandığında tam baygınlık gerçekleşir. Sf. 198, 199
Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları, 2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 198, 199) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın