Bütün bunlara karşın Hitler, gerçeklik sezgisinden tamamıyla yoksundu. Rus seferinin geleceği için politik ve askerî gayelerini değiştirmeye ne gücü yetiyordu, ne de böyle bir arzu besliyordu. Ne Halder, ne de Zeitzler Hitler’in bu davranışını değiştiremediler. Hitler, Vlasov’u, Sovyet Silahlı Kuvvetlerini zayıflatmak için bir propaganda aracı olarak görmekteydi; Vlasov’un çağrısına uyarak, ona katılmaya gelen kaçaklara çeşitli konularda söz verebilirdi. Lâkin bu sözlerin yerine getirileceği garantisi yoktu.
Vlasov’la görüşen Alman subayları, Hitler’in kendisiyle ilgili düşüncelerini aktardılar ve ona hem Stalin’e ve hem de Nazi liderlerinin bilgisizliğine karşı savaşmak gerektiğini, Rus halklarının özgürlüğüne giden tek yolun bu olduğunu anlattılar. Uzun bir kararsızlık ve kahredici bir şüphe döneminden sonra, Vlasov, içinde bulunduğu durumu kabullenmek mecburiyetinde kaldı. Alman ve Rus subayları arasındaki bu anlaşmadan sonra, “Vlasov Harekâtı” ortaya çıktı. Sf. 121
“Vlasov Harekâtı”nın tarihi, aynı zamanda, bir diktatörün idaresinde bile, devletin bütün güçlerinin ahenk içinde çalışacaklarına dair bir garanti olmadığını gösterdi. Devlet güçleri, birbirlerinin işlevlerini, bir bakıma göz yumulan hatta diktatör tarafından teşvik edilen bir tavırla baltalıyordu. Bu durumda da, harcanılan bütün gayretler boşunaydı. Sf. 121
Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard Gehlen, Çeviri; Bilinmiyor, (İleri Yayınları, 1. Baskı Ekim 2005 – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın