Ağustos ayı içinde Profesör Cemal Alagöz idaresinde üniversite Coğrafya Bölümü’nü konukladık. Harput’un meşhur Buzluk Efsanesini inceleyeceklerdi. Yazın Buzluk mağaralarında kudret buzu olur, Elazığ’a da getirip satarlardı. Güya buraya abdestsiz girilmezmiş. Bir yeni gelin abdestsiz girdiği için, dipsiz kuyu çekivermiş içine. Karısının üç gün, geceli gündüzlü ismini çağırarak arayan eşinin feryadına dayanamayan gelin, yüzüklü parmağını kesip bırakıvermiş dipsiz kuyu çekimine. Bu yüzüklü parmak Buzbağları’nın pınarından çıkarak gelinin macerasını anlatmış eşine. Delikanlı ömrünü o pınar başında ümitsiz aşkının ateşiyle bağ dikerek tüketmiş. Sevdalarının ateşi üzümlere sinmiş. Gelinin parmağı gibi kınalı üzümler delikanlının ateşiyle mükemmel şarap olurmuş. İşte Buzbağlarının efsanesi ve Buzbağ Şaraplarının nefasetinin sırrı.
Coğrafyacıların inceleme sonucu ise şöyleydi:
-Muazzam bir kaya olan dağ büyük zelzelelerde kırılıp çatlamış ve birbiri üstüne oturmuş. Tabii olan aralıklar Murat Suyu’yIa tepe arasında muazzam bir baca vazifesi görüyor. Murat’tan yükselen sis dipten tepeye o müthiş hava cereyanıyla yükselirken soğuyor ve kayalarda buza dönüyormuş. Sf. 89
Alıntı; Dağ Çiçeklerim – Sıdıka Avar, (Öğretmen Yayınları, İnternetten PDF, Ekim 2011 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın