Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • İki sözcükten oluşuyor, Elen’ce “şizien”, parçalama anlamındadır ki schism, “hizip” de aynı köktendir ve “frinia”, akıl karşılığıdır; böylece, ikisi birleşince, “parçalı akıl” manasını veriyor. Güzel, buradan bir adım daha atabiliyoruz, bu şizofreni, “parçalı akıl” hali de diyebiliyoruz, ise epileptiklerde sık sık manifeste oluyor; Doktor Lishman bu çıkışın iki kanalına işaret ediyordu ki, aktarmıştım ve burada…

  • Galen, cinsel ilişkinin, hem ruh hem de vücut üzerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanıyordu ve tabii savunuyordu; melankolik halde olan ve kızgın bir insan, cinsel ilişkiden sonra daha makul bir duruma geçiyordu. Ayrıca Galen’e göre, cinsel münasebet, aşka düşmüş ve aşkla kavrulan bir insanın ölçüsüz ateşini indirebiliyordu; tabii, ölçüsüz olduğu takdirde, insanı zayıf düşürdüğünü not etmekten…

  • Sir Edmund, papazı bir konuda bilgilendirmek gereğini duyuyor. “Biliyorsun, insanlar asılır veya boyunlarında demir halka sıkılarak boğulurken ereksiyon yaşıyorlar ve tam nefes kesilince boşalıyorlar”; şimdi bu sahneyi oynamak üzeredirler. Sf. 259 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir epileptik, nöbetler arasında son derece zaaflıdır, nöbetler, epilepsi hastasını belleği ve iradesi çok zayıf bir yaratık yapmaktadır. İradesi ve öğrenme kabiliyeti son derece zayıf ve paraya ve hırsızlığa meyyaldirler. Dostoyevskiy’de bu zayıflığı kumarda ve şehvet düşkünlüğünde netlikle teşhis edebiliyoruz. Bu iki açıdan Dostoyevskiy tam bir lümpen kişiliğe sahiptir; kumar ve şehvet tutkusunun esiridir. Bu…

  • İki kişiliklidir; hem küstah ve hem köledir. Daha küstah olanı ve daha kölesi gelmemiştir ve saralı’dır. Sf. 242 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada, “aşırı ve ölçüsüz dinsel ritüellere bağnazca bağlanma” ve “aşırı ve frenlenemeyen şehvet” kişilik çizgilerini okuyoruz ki son derece açıklayıcı olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Buraya, “kaba donuk yüz ifadesi” de ilave edebilir; benim bu mediko-politik çalışmamda önemli yerlere sahiptirler. Neden mi, çok basit bir nedenle ve bu epileptik karakter çizgilerine baktığımda, “saralı cumhur” tasvirinin yerli yerine…

  • Julyus Sezar için yaşadığı dönemde rakipleri, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırmasını yapmışlardı; yakıştırmadan öte olduğunu biliyoruz, Sezar da, epileptik idi. Caligula, ayrıca had safhada sodomi düşkünüdür; iki türünü de tatbik ettiği kayıtlıdır, ünlü tiyatro oyuncusu oğlanları altına alıyor ve bir diğerinin altına yatıyordu; sodomi budur. Cinayette ise eşsizdi ve erkek sevgilileri kadar…

  • Ölüm, bilincin kaybı değilse nedir? Orgazm, yaşamı sürdürmek için, anlık ölmek değilse, ne diyebiliriz; orgazm’ı da, zaman zaman “öldüm” sözü ile anlatıyorlar ve biliyoruz. Ortak yanları, bilincin kaybındadır. Sf. 188 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Julyus Sezar ve Caligula’ya ilaveten Dostoyevskiy’in de bir şehvet düşkünü olduğunu not edebiliyoruz; ilk ikisi için, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırması yerindedir, sodomist ve sodomize oldukları noktasında da “tarih” kayıtlarına rastlıyoruz. Dostoyevskiy için ise, tacizci ve/veya “ırz düşmanı” işaretleri var. Dolayısıyla, ortalama saralıların hiposeksüel olduklarını kabul etsek dahi, “büyük” sara hastalarının şehvet…

  • Cimrilerin vefası az olur. Sf. 177 Alıntı; Aşkın Gözyaşları (Tebrizli Şems) – Sinan Yağmur, (Karatay Akademi Yayınları 260. Baskı, Mayıs 2011 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yolculuğu izlerdim. Ölmeden önce ölmek için ölümü canlı seyretmek lâzım. O nedenle kimi geceler mahallemizdeki caminin gasilhanesindeki tabutun kapağını açar, içine yatar ve sabaha kadar ölümün kokusunu çekerdim içime. Hiçbir zaman yün, pamuk türünden yataklarda uyumadım. Ya sert bir tahta üzerinde, ya bir kayabaşında yahut bir ağacın altında, bir tabutun içinde sabahlardım. Sf. 19…

  • Nuritsa Kürkçüyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Ayntap [Antep]) Parandzem’in eski nişanlısı onu arayıp bulur. Görür ki, Parandzem’in annesi ölmüş, kendisi de yalnız kalmıştır. Ona der ki: “Olan oldu; kendi rızanla olmadığını biliyorum; gel seni götüreyim; evlenelim.” Kız da şöyle cevap verir: “Ben artık ne Daciğe ne de sana varmam. Karnımda bir yılan var.” Tek başına, dört…

  • Yebruhi Sargisi Cırdıkhyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Hacın) Bir de bakmışlar ki, Türkler çoktan kendilerini dört yandan kuşatmışlar. Dacikler gidip o diğer genç kızları sürükleyerek kaçırmışlar; benim kocamın kız kardeşi güzel Nazeli, ağabeyine sarılmış ve ona şöyle demiş: “Ağabey! Vur beni! Bak diğer kızları götürdüler.” -Seni nasıl vurayım? Demiş. Sargis kocam. -Tüfeğinde bir tane fişek var.…

  • Pek çok akıl hastalığının aileden kalıtımsal olarak geçtiği bilinir. Söz konusu ister şizofreni olsun ister panik bozukluk ya da majör depresyon, karmaşık bazı genetik unsurlar keşfedilmiştir. Bunun sorumlusu genelde birden fazla gendir ve çevresel tetikleyiciler de devreye girebilir. Bazen kişiye akrabasından kalıtımla sadece hastalığa yatkınlık özelliği geçebilir ve hastalık yaşam koşullarına bağlı olarak bazen ortaya…

  • Söz konusu değişimler bağımlılıkla ilgili tüm davranışları denetler. Sinir iletici “dopamin” de işin bir parçasıdır. Dopamin hem ödülü hem de cezayı düzenleyen beyinsel bir mesaj taşıyıcıdır. Bağımlı kişi zorlanımlı olarak haz duygusunu arar, arzular ve yeniden yaratır. Dopamin, mesajları beynin zevk merkezlerine taşıyarak, bağımlıların haz veren eylemleri durmadan tekrarlamalarına neden olur; kişi artık ilk baştaki…

  • Beyindeki alkol veya uyuşturucu bağımlılığını güçlendiren sinir yolları aynı zamanda yemek, seks, alışveriş ve kumar da dâhil, hemen her tür zevk kaynağını odak alan saplantılı davranışları denetler. s. 275 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 275)…

  • Hastalar genelde zihnin bedene etki ettiği fikrine teslim olmaktansa, hastalığa olmadık, acayip birtakım nedenler atamayı tercih ederler. s. 92 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Meselâ öfke, karaciğerimize zararlı olabilir. Doğu Tıbbı’nda, öfke duygusuyla karaciğer hastalıkları arasında doğru bir orantı bulunduğu yüzlerce yıldır kabul edilegelmektedir. Öfke duygusunun karaciğerlerimizdeki hücreleri öldürdüğü bilinmektedir. Bu da, öfkeli kişilerde siroz ve hepatit gibi hastalıklara daha sık rastlanmasının en belli başlı nedenidir. s. 114 Üzüntü, beyindeki Hipocampus Bölgesi’ne zarar vermekte, bu durum da Alzheimer hastalığına…

  • Rezonans, birbirlerini tanımayan ve görünürde bir ilişkileri de söz konusu olmayan kişiler arasında da meydana gelebilir. İngiliz Biyolog Rupert Sheldrake, yazılı ve sözlü olarak ifade edilen kelimelerin, bizimle ilgisi bulunmayan diğer insanları nasıl etkiledikleri hakkında, ilginç bir örnek verir. “Biçimsel rezonans” adı verilen bu teoriye göre, bir kişi bir takım yeni düşünceler üretirse, bu kişinin…

  • Çalışmalarımda, “rezonans” kavramının, insanlara mutluluk getirdiğinin farkına vardım. “Rezonans” kavramı, “başka bir titreşimi ortaya çıkaran titreşim demektir. Rezonans, bir-birlerini tamamlayan iki nesnenin veya enerjinin, kendi aralarında alış-verişe geçmeleri halidir. Bu enerjilere, Çin kültüründe “Yin ve Yang” adı verilir. Işık ve karanlık veya sevgi ve minnettarlık kavramları da bu İkiliye dâhil edilebilirler. Verilen sevgiyle, ona karşılık…