Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Görüyorum ki, bu çok şaşılacak makine bozulmaya açıktır. Görüyorum ki, makine bozulunca, şaşırtıcı aklı da bozuluyor ve perişan oluyor, bazen tümüyle yok oluyor. Bundan şu sonucu çıkarıyorum: insan aklı, insan vücudunun maddi organlarının bir dizi durum ve kuralına bağlıdır ve insanın akıllı olmasından Tanrı’nın da akıllı olması sonucunu çıkarmak gerekmez. Nitekim insanın maddi olmasından Tanrı’nın…

  • Genellikle insanlar için hiçbir şey, bir kanıtı, korku kadar ikna edici kılmaz. Sf. 103 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tanrı’nın sıfatını anlamak insan aklının iktidarı içinde değildir” iddiasında bulunmak, Tanrı’nın insanlar için yapılmamış olduğunu (yani Tanrı’nın insanlarla hiçbir ilişkisi olmadığını) teslim etmektir. Eğer Tanrı’da her şeyin sonsuz olduğu temin olunursa, onunla yarattıkları arasında hiçbir ilişki olmayacağı itiraf edilmiş olur. Tanrı sonsuzdur demek, Tanrı’yı insan için bir hiçe çevirmektir. Ya da en azından onu insan…

  • Bir şey, birbirini karşılıklı olarak bozan, aklen birleştirilmeyen ve anlaşılmayan iki düşünceyi kapsıyorsa; o şey hayal ürünüdür. Sf. 90 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaratılışı, uyruğunun zihnini karıştırmaya çok uygun, mutlak bir hükümdar ile yönetilen bir ülke var. Bu hükümdar, bilinmek, sevilmek, itaat edilmek istiyor. Ancak hiçbir zaman kendisini gös­termiyor ve her şey hakkında edinilebilen bilgiyi kuşkulu kılmaya çalışıyor. Hâkimiyet ve saltanatına bağlı kavimler, görünmeyen hü­kümdarlarının karakteri ve yasaları hakkında sözcülerinin verdiği fikirlerden başka fikirlere sahip değil. Sözcüler bile,…

  • Gerçek sadedir. Doğru yoldan sapma karmakarışıktır; seyir ve hareketinde güvenilir değildir, dolambaçları çoktur. Gerçeğin doğal sesi kolay anlaşılır; yalanın sesi cinaslı, içinden çıkılmaz ve esrarlıdır. Gerçeğin yolu doğrudur, hilenin yolu eğri büğrü ve karanlıktır. Sf. 73 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 52)…

  • Örneğin, PKK çevresinde yer alan belli kesimlerde bunu gözlemlemek mümkün. Hatta bir ara “Kürdistan Ulusal Kongresi” ne Kürdistan da resmi dilin Kurmancca olacağına ilişkin bir karar bile aldırıldı. Kırmancca konuşanların tepkileri üzerine o karar dondurulmuş olsa da, PKK yönetiminin bu görüşü hepten terk ettiği söylenemez. Tekçi Kemalist anlayışın ciddi ölçüde etkisinde olan örgütün, günü geldiğinde,…

  • Bu yıllarda, dil ve kültür alanında herhangi bir çalışması olmayan tek Kürt örgütü PKK idi. Çünkü PKK bu dönemde, bir bütün olarak legal çalışmaları ve silahlı mücadele dışındaki mücadele yöntemlerini reddeden bir politik çizgiye sahipti. Sf. 545 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 545) kitabından…

  • Sonuçta, söz konusu iddianın sahiplerinden bazıları, Kürtlere duydukları tepkiyi o derece ileriye götürdüler ve halen de götürüyorlar ki, Türk devleti asıl hedef olmaktan çıkıp ikinci plana düşüyor. Baş tehlike, “kur” diye adlandırılan Kürtler ve onların örgütleridir. Dersimliler tarafından oluşturulmuş kimi dernek yönetimlerinin, kendilerini Kürt olarak görenleri derneklerde barındırmak istememeleri ve yine bu anlayışta olanların üyelik…

  • 1922-23 yıllarında bir grup Kürt yurtseveri tarafından “Azadi” olarak da tanımlanan “Civata Xweserıya Kurd” (Kürt İstiklal Cemiyeti) isminde gizli bir örgüt kurulmuştu. Kimi kaynaklara göre parti ilk kongresini 1925 yılı başında yaptı. Kongre, hareketin liderliğini Şeyh Said’e verdi ve örgütünün önüne üç acil görev koydu, bu görevler: 1- Kurtuluş için silahlı bir başkaldırının gerçekleştirilmesi, 2-…

  • Kimi belgelerden, Kırmanc (Zaza) Kürtlerine ait en büyük göç dalgalarından birinin 16. yüzyılın başlarında yaşandığı anlaşılıyor. Türk yazarı, tarihçi İshak Sunguroğlu, bu konuda şunları yazmaktadır: “… Şah İsmail ise, zapt ettiği bölgelerde emniyeti temin etmek için kendi tebaasından olan Dinbilli aşiretini tedibe girişince etrafında bulunan bütün Irak Kürtleri korkularından batıya doğru kaçmağa başlamışlar ve gelip…

  • Aynı dönemde, Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey ise aynı konuda hazırladığı raporda Ali Cemal’in tam karşıtı görüşler savunuyor ve şöyle söylüyordu: “Yaptığım temasların bende hâsıl ettiği izlenime göre, Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolayısıyla tehlike büyüyor…” “Dersim, Cumhuriyet Hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selâmeti bakımından…

  • Bazı Kürtler yılda iki kez oruç tutma, yani hiç et yememe geleneklerine sahiptirler. Ziyaret ettikleri kutsal yerler arasında, Ermeni manastırları da bulunmaktadır. Sünnilerin bile, Hıristiyan azizlere ve (onların) kutsadıkları yerlere saygı gösterdikleri çok açıktır. Örneğin, Trabzonlu Müslümanların çoğu, Kamm dedikleri Aziz Dimitrios’u ve Aziz Georgios’u hürmetle anarlar. Ermeni ve Rum manastırlarının birçoğunun Hıristiyan adlarının yanı…

  • Kürtlerin bölgeye yerleştiği dönemi kesinlikle tespit etme olanağı yok. Tahminlere göre, bu dönem, Ermenistan’ın yıkıldığı zamana rastlar. Dersim’deki Kürtler, din ve dil bakımından diğer Kürtlerden farklıdırlar. Dil olarak Kurmancinin bir lehçesi olan Zazacayı konuşurlar. Bu, Kurmacinin bir lehçesi olsa da, bunlar, Kurmancice konuşanların, Zazaca konuşanları anlayamayacakları kadar birbirinden farklı lehçelerdir. Sf. 404 Alıntı; Dersim Merkezli…

  • “Kısa bir süre önce buraya, Dersim Kürtlerinin, Sultan’ın himayesini kabul ettikleri haberi ulaştı. Bu olay, yalnızca Erzurum Eyaleti için değil, daha geniş bölgesel (bir) önem taşıyor. Her şeyden önce, Dersim’den ve orada yaşayan halktan söz edelim: Sf. 402 Bu ülke çok az biliniyor. Avrupalı seyyahlardan ancak İngiltere’nin Erzurum Konsolosu Daniyel, geçen sene Kürdistan’ın bazı bölgelerini…

  • İkincisi, kimilerince modaya uyularak “Kurtuluş Savaşı” diye adlandırılan Türk-Yunan savaşı, iddia edilenin tersine, kitle desteği bakımından hayli zayıf bir savaştı. Bu savaş, asıl olarak düzenli Osmanlı ordusu tarafından yürütülmüştü. Günümüzde hala da ordu yöneticilerinin “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatmak da bizim görevimiz,” demelerinin altında yatan gerçek budur. Üçüncüsü, bu savaşın, Aleviler tarafından Sünnilere oranla daha…

  • Kaldı ki söz konusu olan Türkiye’dir ve 20. yüzyılda dünyanın başka hiç bir köşesinde, tarih bu topraklardaki kadar çarpıtılmadı; hiç bir yerde masa başında hazırlanmış senaryolar, buradaki kadar insanlara “tarih” diye aktarılmadı. Yine bu yüzyılda yaşamış hiç bir politik kişi hakkında, Mustafa Kemal üzerine söylendiği kadar çok övücü yalan söylenmedi. Sf. 364, 365 Alıntı; Dersim…

  • Böyle bir faciaya ilericilik denilebilir mi? Oysa yeni bir alfabeyi benimseyenler, gerektiği kadar uzun bir süre iki alfabeyi paralel uygulamayı deneselerdi, toplum bu tür ağır bir travma ile yüz yüze gelmezdi. Sf. 362 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toplumsal mücadelede değişmez bir kural vardır. Eğer iktidardaki bir gücü hedef alarak işbaşından uzaklaştırmayı düşünüyorsanız, bu işi neden yapmak istediğinizi sizden yana olmasını istediğiniz çevrelere inandırıcı bir tarzda açıklamanız gerekir. Bu da yetmez, yerine neyi koymak istediğinizi de aynı netlikle ortaya koymalısınız. Bunu yapmadığınız zaman birilerinin sizi desteklemesi ve fedakârlığa katlanması için fazla bir neden…

  • Diyelim ki Türkçe sözlerle şarkı söyleyen bir Ermeni, Yunan ya da Kürt hem Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan tekstleri hem de kendi halk müziklerinin melodisini Türkçeye kazandırıyordu. Türkçe, en çok da bürokrasinin bulunduğu kent ve ilçe merkezlerinde etkinliğini sürekli arttırmaktaydı. Osmanlı imparatorluğunun büyümesi ve Hıristiyan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesi, onu daha sistematik ve etkin bir…