Kategori: Osmanlı Devleti
-
Türkiye halkının okuryazarlık oranlarını nasıl etkiledi? Buna cevap vermek kolay değil; çünkü örneğin 1927’de okuryazarlık oranının yüzde 8,1 olduğunu söyleyen resmi istatistiklere karşılık. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’de 5-10 yaş arası kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor. Bu istatistiklerin güvenilir olup olmadığını söylemek kolay değil, ancak…
-
Hakkı Bey’in öncülüğünü yaptığı Islah-ı Huruf (harflerin düzenlenmesi) Cemiyetinin yayın organı Teceddüt (Yenilenme) gazetesinde kamuya duyuruldu. Ancak, Harbiye Nezareti’nde görevli kurmay subaylardan İsmet (İnönü), Enver Paşa’ya “Paşam, yaptığınız büyük bir inkılaptır. Ancak memleketin genç zabitleri ihtiyat subayı olarak bulunuyorlar ve keşiftedirler. Harfler öyle tek tek yazılırsa keşif raporları çok gecikir. Oysa keşif raporlarının hemen ulaşması…
-
Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…
-
Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.
-
Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı ve Osmanlı İmparatorluğunun borçları, ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Ancak Türkiye’nin payına düşen 15 milyon altının Yunanistan’ın Türkiye’ye ödeyeceği savaş tazminatından düşürülmesi mümkün olmadı; çünkü Yunanistan tazminat ödemedi, onun yerine Karaağaç’ı verdi. Anlaşmaya göre bu borcu 37 yılda ödemeyi kabul eden Türkiye 1929 Büyük Buhranı gibi ağır krizlere rağmen borcunu 1954’te (Lozan’ın öngördüğünden…
-
29 Mayıs 1926’da kabul edilen dört maddelik “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehid edilen veya bu uğurda suver-i muhtelife ile (çeşitli biçimlerde) duçarı gadr olan ricalin (kötülüklere maruz kalan önemli kişilerin) ailelerine verilecek emlâk, ve arazi veya tazminat hakkında kanun.” İle şehid edilen Rical; Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Paşa, Bahaeddin Şakir Bey, Cemal Paşa’nın…
-
Abdülhalik Renda: Tehcir döneminin Bitlis ve Halep Valisi olan Abdülhalik Bey, 1917’de kısa süreli Dâhiliye Nezareti Müsteşarı idi. Malta dönüşü Çankırı Milletvekilliği ve İzmir Valiliği yaptı. 1924-1930 arasında Maliye ve Millî Müdafaa Vekâletlerinde bulundu, Bahriye Vekilliğine vekâlet etti. 1935’te TBMM Başkanlığı’na seçildi, 1946’ya kadar bu görevi yürüttü. 1947-1949 arasında görev yapan Hasan Saka Hükümeti’nde Devlet…
-
Bornova’da Miss Florence adlı bir İngiliz okuluna giden Alparslan, okul çıkışı Ethem’in adamları tarafından, babasına götürüleceği söylenerek bir paytona sokulmuş, Salihli’de Kuşçubaşı Eşrefin evine götürülmüştü. Ethem’in çocuğu serbest bırakmak için 500 bin lira fidye istediği gazetelere yansıyınca, bir yandan Çerkez toplumunun önde gelenleri, bir yandan İttihatçılar Ethem üzerinde baskı yapmaya başladılar. Görüşmeler sonucu fidye parası…
-
Örneğin Fransız Mareşali Foch’un Mart 1920’de yaptığı hesaba göre, Türkleri yenmek için en az 27 tümene ve 400 bin askere ihtiyaç vardı. Oysa o tarihlerde İstanbul’daki Müttefik askerî varlığı yedi bin, Yunan ordusunun toplamı ise 80-100 bin civarındaydı. Sevr sürecinde, aslan payını almayı uman Yunanistan ise o tarihlerde Bursa’ya kadar gelmişti. Hâlbuki Sevr ile Yunanistan’ın…
-
Sevr Barış Antlaşması (bundan böyle ‘Sevr’ diyeceğim), zafer kazanan ülkelerce 1914-1918 yıllarındaki Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan ülkelere dayatılan anlaşmalar sisteminin bir parçasıydı. İtilaf Devletleri 19 Haziran 1919 tarihli Versailles Antlaşması ile Wilhelm Almanya’sını dizlerinin üstüne çökertmişlerdi. 10 Eylül 1919 tarihli Saint-Germain Antlaşması ve 4 Haziran 1920 tarihli Trianon Antlaşması ile Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu tarihe…
-
12 Haziranda Osmanlı İmparatorluğunun itirazlarını bizzat Damat Ferit Paşa iletti. Almanların daha ağır şartlar taşıyan Versailles Antlaşmasını ses çıkarmadan kabul etmelerine rağmen Türklerin ayak dirediğini gören İtilaf Devletleri 20 Haziranda Britanya Adasının güneyindeki Hythe’de toplandılar ve Venizelos’a Yunan ordusunun ileri harekâtı için izin verdiler. Sir Winston gibi düşünenler yüzünden lojistik destekten yoksun bırakılan Yunan birlikleri…
-
23 Haziran’da Osmanlı İmparatorluğu’nun resmî tezleri okunduğunda ise ABD Başkanı Wilson “Ömrümde bundan daha aptalca bir şey duymadım” derken, Britanya Başbakanı Lloyd George “iyi espri”, “Türklerin siyasi kabiliyetsizliğinin iyi bir kanıtı,” diyecekti. Sf. 82 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 82) kitabından…
-
Birinci Madde’de geçen ‘ırk’ (orijinal metinde ‘ırken’) sözcüğünü bazı tarihçiler ‘irfanen’, bazı tarihçiler ise ‘örfen’ diye okur. Metnin orijinali olduğu iddia edilen belge bozulmuş olduğu için hangi okuma doğrudur kestirmek kolay değil ama ‘ırken’ olması dönemin ruhuna pek uygun görünmüyor. Çünkü Misak-ı Millî’de Osmanlı ülkesinin bölünmezliği ilan edilmekle birlikte Türklerle birlikte Araplara da kaderlerini tayin…
-
Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında kabul edilen Misak-ı Millînin maddelerinin sadeleştirilmiş şekli şöyledir; Birinci Madde: Osmanlı İmparatorluğunun münhasıran (özellikle) Arap çoğunluğunun yaşadığı ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin yapılması sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının geleceği, halkının serbestçe bildirecekleri oylara göre belirlenmek gerekeceğinden adı geçen antlaşmanın içinde din, ırk ve amaç bakımından birleşmiş ve birbirlerine…
-
Bugün Misak-ı Millî diye bildiğimiz, ancak orijinal adı Ahd-ı Millî olan metin bu bağlamda ortaya çıkmıştı. Seçimlerden sonraki Meclis-i Mebusan 12 Ocak 1920’de açılmıştı. Sf. 71 Misak-ı Millî’nin yabancı parlamentolara ve basına sunuluşu 2 Mart 1920’de oldu. Sf. 73 Bu tarihçeden anlaşılacağı gibi Misak-ı Millî, Osmanlı İmparatorluğu’nu köşeye sıkıştırmaya çalışan İtilaf Devletleri’ne sunulmuş bir çeşit…
-
İngilizler Şeyh Mahmut’un liderliğinde hayal ettikleri türden bir yapı oluşturamayacaklarını anlayınca Şeyh’in yetkilerini kısıtladılar. Bunun üzerine Berzenci, İran’dan bazı Kürt guruplarının yardımıyla 21 Mayıs 1919’da ‘cihat’ çağrısı yaptı, Süleymaniye’deki İngiliz birliklerini esir alıp bağımsız Kürdistan Hükümetini ilan etti. İngilizlerin buna tepkisi sert oldu. 17 Haziran 1919 günü Berzenci güçlerini ağır bir yenilgiye uğrattılar. Yaralı olarak…
-
Seyid Abdülkadir önderliğindeki grup İstanbul’daki ABD, Britanya ve Fransa büyükelçilikleri ile temasa geçerek otonomi (özerklik) için destek beklerken, bağımsızlık yanlısı Bedirhanlar ve Cemil Paşazadeler Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti’ni kurdular. Sf. 55 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kürtlerle İttihatçıların ilişkisini ilk bozan 1914’te kurulan sonra İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyetinin (aşiretlerin ve göçmenlerin yerleştirilmesi müdürlüğü) politikaları oldu. Kanun uyarınca önce 1916’da Kürtçe coğrafi ve yerleşim yerlerinin isimlerini Türkçeye dönüştürmeye başladı. Ardından Talat Paşa’nın emriyle savaş sırasında değişik yerlere göç etmiş Kürt nüfusun Türk nüfus içinde yüzde beş oranında dağıtılmasına başlandı. Amaç, Kürtleri…
-
(Belge; 48 Van’daki Rusya imparatorluğu Konsolos Yardımcısı S. P. Olferyev’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı’na Gönderdiği 25 Kasım 1912 Tarihli Rapor.) Van ve Bitlis Vilayetlerinin Nüfusu Hakkında İstatistiki Bilgiler Adı geçen vilayetlerin nüfusu ile ilgili benim seleflerimin, Türk yetkililerinin, Fransız ve İngiliz konsoloslarının ve bizzat benim topladığım bilgileri karşılaştırdığımda bu iki vilayetin günümüz nüfusunun tahminen şu…
-
13 Temmuz’da Enver, Talat, Cemal Paşalar ile 13 kişi ölüm cezasına çarptırıldıktan bir süre sonra davalar durdu. İdama mahkûm edilenlerden sadece ikisi Erzincan Jandarma Komutanı ‘Hayran Baba’ lakaplı Hafız Abdullah Avni Bey 22 Temmuz 1920’de, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ise 5 Ağustos 1920 de idam edildi. Gelişmelere bakınca Malta sürgünleri bu anlamda fırtınadan uzaklaşmışlardı. Sf.24,…