Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şeyh Sait

  • İstanbul Hükümeti, Türk tarafında bulunan esir bir İn­giliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdi­ğinde, müttefiklerin Türkiye’yi teslim almak için hiç de acele etmediğini bili­yoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye’yle silah bırakma anlaş­ması imzalanmıştır. Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imzalanmasından sonra da,…

  • Şeyh Sait ve kırk arkadaşının, İstiklal Mahkemesi’nde neredeyse bir ay kadar kısa bir zamanda yargılanmalarının ardından, Milletler Cemiyeti’nin Kürt ağırlıklı olacağı belli Musul Raporu’nun açıklanmasından on beş gün önce asılmaları var. Sf. 61 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin Celal Bayar, 10 Aralık 1936 tarihli “Yüksek Başvekâ­lete” başlıklı raporunda şöyle der: “Doğu illeri bizim rejimimize gelinceye kadar kati bir tarzda hâkimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükümetler, halk üzerindeki hâkimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasıyla yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını hükümet erkânına vermek suretiyle müşterek idarei maslahat (vaziyeti idare etme) devri yaşanmıştır. Şark’ta…

  • Bizde uygulanan modele tepkiyi, Şeyh Said’in torunu, eski DP ve DYP milletvekili Abdülmelik Fırat 1999 yılının nisan ayında, aşırı bir dille şöyle ifade eder: “Yaşananlar ortada. Bu sistemin garabetlerinden biri şu: eğer siz Arap, Kürt, Arnavut, Boşnak, Çerkez olduğunuz halde ‘Ben Türk’üm’ derseniz, Kürtlüğünüzü dile getirmezseniz, size bu ülke­de en yüce noktalar bahşedilir. Bir nevi…

  • Kürtçenin Cumhuriyet döneminde ilk kez yasaklanması, 1925 yılında kabul edilen ve uzun yıllar gizli tutulan Şark Islahat Planı uyarınca gerçekleşiyor. Planın 41. maddesi şöyle: “Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Ho­zat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, Ova­cık, Hısnımansur (Adıyaman), Besni, Arga (Arguvan olmalı), Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve…

  • Tarık Ziya Ekinci Anlatıyor; “Ömer, babamın amcasının oğlu, Şeyh Said İsyanından Lice’de devletin ilk idam ettiği kişi… O yıllar, 1924-1925. Lice’de Şapka İnkılabının sonrası. Şapka satan tek dükkân var Lice’de: Hikmet Çetin’in amcası Tahir… Ucuza getirip bayağı pahalıya satıyorlar. Ömer de tel çekiyor Ankara’ya, Mustafa Kemal’e: ‘Sıkıyönetim komutanı falan zatla şapka ticareti yapıyorlar; elli kuruşa…

  • Felat Cemiloğlu anlatıyor; “Evvela oğlunu babasına tokatlattılar. Yavaş tokat vurduğu için hem oğul hem baba coplanıyordu. Beş on denemeden sonra oğulun babaya vurduğu şiddetli tokat­ları beğenmediler. Bu kere oğul’u babanın sırtına bindirdiler. Bir taraftan babayı copluyor, daha hızlı koşması için zorluyorlardı. Oğul babasının sırtından indikten sonra ağlamaya başladı. Girdiğimiz sırada hepimize ağlamanın, inlemenin, özellikle gül­menin…

  • “Adım, Felat Cemiloğlu. 1928 Diyarbakır doğumluyum. 1982 yılında Diyarbakır E Tipi Askerî Cezaevi’nin 33 No’lu ko­ğuşunda yaşadıklarım cehennemdi. … Savaş sonrası 1948’de Amerikan Marshall Yardımıyla birlikte sürgün kararı kalktı. Evinize dönebilirsiniz dediler. Ya da isteyen Ordu’da ve diğer vilayetlerde kalabilir dendi. Herhalde Amerikan yardımının bir önkoşulu olarak İskân Kanunu kaldırılmış oldu. Diyarbakır’a dönmeye karar verdi…

  • Şeyh Sait başkaldırısı nedeniyle Seyit Abdülkadir’in ve İzmir suikastı nedeniyle Mehmet Cavit’in idamları üzerinde çok kısa olarak durmakta yarar var; Şûra-ı Devlet üyesi Abdülkadir’in Sait’in başkaldırısı ve Cavit’in de suikast ile bir ilgilerinin olmadığı, o zaman da biliniyordu ve bugün ise kesin sayılmaktadır. Ancak Şeyh Ubeydullah’ın çocuklarının, Abdülkadir çocuklarından birisidir, Bedirhan’ın çocuklarının Fransa’ya bağlılıklarının karşısında,…

  • Şeyh Sait başkaldırısı ile başlayan ve İzmir suikastı ile sürdürülen iki yıllık bir olaylar zinciri içinde, Türkiye solunun, İstanbul basınının önde gelenlerinin hemen hemen hepsi, İstiklâl Mahkemeleri önünde sanık sandalyesine oturtulmuşlardır; çoğu pişmanlığa zorlanmış ve yeni düzenin içine çekilmişlerdir. Ancak İttihat ve Terakki ile Teşkilât-ı Mahsusa’nın kalan kadrolarının bir bölümü, ölümden kurtu­lamamışlardır; anlamı burada aramak…

  • Başkaldırının hazırlığı gizli yapılmıştır; ancak bu gizlilik çok tartışmalıdır. Komite, ordu içinde örgütleniyordu ve Halit Bey, 1924 yılı kasım ayında, diğer Kürt liderlerinin katılımını sağlamak üzere, Diyarbekir üzerinden, Halep’e gidi­yordu. Harekete katılanların birbiriyle irtibatı, konspirasyon kurallarına hiç uymayan bir gevşeklik içinde geliştirdiklerini artık çok iyi biliyoruz; bütün bun­ların, zamanında Ankara tarafından da bilinmediğini düşünmek çok…

  • Profesör Hasretyan’ın, sözünü ettiğim derlemesinde, kendisinin kaleme aldığı bölüm (1), yeteri ölçüde açık ve güven vericidir. Profesör Hasretyan’ın, o tarihe kadar en geniş katılımlı bu başkaldırı ile ilgili olarak, “İsyan şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk ordusundan Albay Cibranlı Halit Bey, gazeteci Kemal Fevzi, Doktor Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azad-i Kürdistan Komitesi tarafından…

  • Sait’in de bir “İngiliz ajanı” olmadığını, geniş kütlelere, göstermek bana kalı­yordu. Zamanın Britanya diplomatik belgeleri artık açıktır ve bunlarda, Sait’in İngilizler ile temasına dair bir işarete rastlamıyoruz; öte yandan, Türkiye’ninki, daha önce Bulgarların ve daha önce de Elenlerinki dâhil, bütün nasyonalist hareketlerde az veya çok, bir dinsel boyut olmuştur. Muhtemelen, Şeyh Sait baş­kaldırısının dinsel yanı…

  • Bütün nasyonalist hareketlerde az veya çok, bir dinsel boyut olmuştur.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.         

  • Osmanlı merkezî kuvvetleri, bütün zayıflıklarına karşın, Kürt Prensi Bedirhan’ın liderliğindeki isyanı bastırmayı başarmıştır; bundan sonra, Kürt hareketliliğinde, asil sınıfların önderliği bitmiş olmaktadır. Artık Kürt aşiret ve topluluklarını, şeyhlerin sürüklediğini görüyoruz; aşiretleri bir araya toplayarak isyanlar çıkarabilen ve ulusal birlik programlarına yaklaşanlar da bunlardır. Çok azı Kadirî ve çoğunluğu Nakşibendi olan bu şeyhler, hiçbir zaman Müslüman…

  • Musul sorununun tartışılmasını erte­liyorlardı; bu erteleme, Türkiye’nin görünüşü kurtarmaya yönelik tepkilerine bile sahne olmadan, Musul’un Büyük Britanya mandasındaki Irak’a bağlanması sonu­cunu doğurmuştur. Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut’un, bundan sonra, arada bir bağımsız Kürt Devleti’ni ve kendi krallığını ilân ettiğini ve arkasından, İngiliz kuvvetleri tarafından uzaklaştırıldığını ve sonra tekrar Süleymaniye’ye getirilerek yönetici yapıldığını görüyoruz. Bunları, Mahmut’un, fırsatları…

  • Kürt şeflerinin politik açıdan yetkin, ancak bakışları dar ve aşırı egoist olduklarını varsaymak, Türkiye coğrafyasındaki gelişmeleri çözümleyebilmek için de çok gerekli bir anahtardır.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.          

  • 1925 yılına gelinceye kadar, bugünkü Türkiye sınırları içinde, 1880 tarihli Şeyh Ubeydullah’ın İran topraklarının içine yönelen Kürt Başkaldırısından bu yana, her açıdan ihmal edilebilecek olan Koçgiri hariç, hiçbir ayaklanmanın olmaması oldukça düşün­dürücü görünmektedir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 132) kitabından birebir alınmıştır.          

  • Yönetimi ele alan Milli Birlik Komitesi; “Şeyh Sait’in oğlunun DP yöneticileri tarafından Rus yapısı ciple Doğu illerinde propaganda yaptığı.” Kanısındaydı. Bu haberin gazetede yayınından bir gün sonra aralarında Şeyh Sait’in oğulları Ali Rıza, Gıyasettin, Selahattin ve Ahmet Fırat’ın da bulunduğu 485 ağa gözaltına alınıyordu. Ağalar beş ay Sivas’ta tutulduktan sonra sürgün yerlerine gönderildiler. Alıntı: Kürt…

  • İsmet İnönü, 29 Haziran ile 15 Temmuz 1935 tarihleri arasında aniden “Doğu Gezisi” yapıyor. .. Bu gezi sırasında il ve ilçe yöneticilerine garnizon komutanlarına, “kürtlük işinin” (1) kökünün kazınması gerektiği ısrarla bildirilmiştir. Sf. 91 Alıntı: Başkaldırının Koşulları – İsmail Beşikçi, (Yurt Kitap 1. Baskı Aralık 1991 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1)…