Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şeyh Sait

  • Prof. Hasretyan, Şeyh Sait İsyanının; ” …ölçek ve örgütlülük açısından Kürt halkının tarihinde en büyük başkaldırı olduğu” nu ileri sürüyor ve şunları ekliyor “İsyan Şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk Ordusunda Albay Cibranlı Halil Bey, gazeteci Kemal – Fevzi, Dr. Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azadi Kürdistan Komitesi tarafından hazırlandı.” Hasretyan dinsel hedefi 2.…

  • Londra tarafından tanınmaya çok önem veren ve Enver ile arkadaşlarına göre çok daha az cüretkâr olan Kemal Paşa ve arkadaşları, 1923 yılı başında Musul’dan vazgeçti.  Ve bunu usulüne uygun olarak Londra’ya hissettirdi mi; bu ancak, üzerinde çalışılabilecek bir hipotez olabilir. Daha sonraki gelişmelerin bu hipotezi doğruladığı kesindir.       1925 yılı Aralık ayı, Avrupa’da gelişmeler söz…

  • Ali Saip Ursavaş’ın da Kürt olduğu bilinmektedir. .. 1919 -1920 yıllarında, Güney Kürdistan’da Kürtlerle birlikte özgürlük ve bağımsızlık için başkaldırıyor, 1925’te de özgürlük ve bağımsızlık isteyen Kürtleri yargılayan İstiklâl Mahkemesinde yer alıyor. Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir; “.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba…

  • 8 Mayıs 1928; 1- Genel Müfettiş İbrahim Tali Bey’in yönetimi altında bulunan bazı doğu illerinin, baharda, yollar geçilebilir duruma gelince derhal geliş – gidişe açılacağı resmen bildirildiği halde bu söz gerçekleştirilemedi. Bu bölgeler eskisi gibi yine sımsıkı kapalı tutuluyor.  2- Diyarbakır’da oturan birisinin İngiltere Konsolosu Alexander Waugh’a anlattığına ve onun da bana aktardığına göre; Doğu…

  • (Tanin’i kapatmak Hüseyin Cahit’in aklından geçiyor ama sonra okuyucuya, bunu yapamayacağını düşünüyor. Son köşe yazısında şunları yazıyor;) “Tanin, bundan sonra sadece haber gazetesi olarak yaşamak girişiminde bulunacaktır…. Eğer siz almazsanız bu gazete batar, dolayısı ile Tanin sizin ellerinizle kapatılmış olur.” diyor. (1) (Bu arada Terakkiperver Partinin evrakları, Ankara İstiklâl Mahkemesince incelemeye alınıyor, çünkü Şeyh Sait…

  • 2 Mart 1925 (1) BMM İsmet Paşa ve Recep Peker’in tahrikleri ile CHF olağanüstü toplanıyor. Başbakan Ali Fethi Bey, “..durum izam olunduğu (zannedildiği) kadar önemli değildir, yakın bir zamanda hükûmet duruma hakim olacaktır”, diye açıkça söylemesine rağmen, müfritler verdikleri önerge ile memleketin her tarafında şiddetli tedbir alınmasını istiyorlar.  Ali Fethi Bey; “-Bir olay çıktığı zaman,…

  • Fethi Bey; (Son derece üzgün ve yumuşak); “Açıkladığım sebepler beni, Partinizi bırakarak, yine eskisi gibi birlikte çalışmamız gereğini ifadeye mecbur ediyor. Durumumun hassasiyetini takdir edersiniz..”   Kâzım Karabekir Paşa, hayretler içerisinde; “-Anlamadım! … Yani partimizi fesih mi edelim diyorsunuz?”  “-Maalesef evet!”  “-Buna imkân var mı Fethi Bey? Partimiz, emirle kurulmamıştır. Emirle kapatılamaz. Parti ne benim…

  • 21 Şubat 1925 tarihinde birden bire Şeyh Sait İsyanı patlak veriyor. .. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensupları bu isyanı yerel bir eşkıyalık olarak görüyorlar. Fakat CHP’liler bu hareketi siyasi amaçlar güden büyük bir isyan telakki ediyor.  Başbakan Ali Fethi Bey, Halkçı müfritlerin (aşırıların) bu fikrine katılmıyor, İsyanı normal şartlar altında alınacak kesin tedbirlerle bastırmak imkânı olduğunu kabul…

  • Yasanın birinci maddesi şöyledir: “Türkiye’de Türk Kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus oturuş ve yayılışını bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre düzeltilmesi Dâhiliye Vekilliğine verilmiştir.” Böylece nüfusun, Türk kültürüne bağlılık ilkesine göre, yeniden dağıtılacağı yasa hükmü haline getirilmiş oluyor. Yasanın ikinci maddesi, bu yasa açısından, Türkiye’yi üç mıntıka ya da bölgeye ayırıyor; birinci…

  • Abdülkadir, Hürriyet ve İtilafçı olduğu için asılmıyor. Sait İsyanına katıldığı için asılmıyor. Kemal’e bağlanamadığı için asılıyor. 1920 yıllarında bunun adı, İttihatçılık olarak konuyor. Sf. 726 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 726) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya derhal yakalanıyorlar ve bir daha özgürlüklerine kavuşamadan kurşuna diziliyorlar. Bu durumda liderlik, Şeyh Sait’e geçiyor; Sait, hiç hazırlığı olmadığı bir alanda büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyor. İhsan Nuri ve arkadaşlarının hareketinden sonra Halit ve Yusuf Ziya, sonradan serbest bırakılan Hacı Musa’nın yakalanmasına karşın Şeyh’in tutuklanmamasını ilginç buluyorum; Şeyh’e Askeri…

  • Burada bir parantez açarak, bu parantezin içine, «Resmi» tarihin yazımını koymak gerektiğini düşünüyorum. Tüm ideolojiler türünden resmi tarihin de tümüyle yanlış olmadığı, bir kapının yerleştirildiği çerçeve örneği mutlaka bir kaç doğru ve sağlam menteşenin olması gerektiği yolundaki düşüncemi tekrarlıyorum. Genelkurmayın hazırladığı «Ayaklanmalar» tarihinden aktarmalar yapmak istiyorum. Sf.729 «Şeyh Sait Piran’da kardeşi Abdürrahim’in evinde konuk bulunduğu…

  • Cumhuriyet düzeninde köylü başkaldırıları Kürt renklidir. Sf. 630 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bilal Şimşir’in “İngiliz Belgeleriyle Türkiye’de Kürt Sorunu-1975” eserinden; “Daha 1924 yazında doğudaki Kürtlerin her türlü hazırlığı yapıp harekete geçmeye hazır bir duruma geldikleri, planlarını görüşmek üzere İngiliz elçiliği ile temasa geçmek istedikleri ve bu isteğin Türkiye’deki İngiliz Elçiliği tarafından reddedildiği.” belirtiliyor.    Ancak İsyan başlar başlamaz, Türk basınının, ayaklanmada “İngiliz parmağı olduğu yolunda Ankara çevrelerindeki kanıyı”…

  • “Kemalizm, dinci ve tekkecidir; daha önceleri kapatmayı düşündüğü yönünde hiçbir işaret ve belgeye rastlanmıyor.    Kemalizm’in tekke düşmanlığı, Şeyh Sait’in rejimi tehdit etmesinden sonrasına rastlıyor.    Kemalizm, ilk fırsatta kapattığı tekkelerle bir sevgi bağı kurmaya başlıyor.     Yunus’u (Yunus Emre) politika sahnesine çıkarıyor.      Yunus, Cengiz istilasının yıkımında yeşermiş bir renksiz ve cansız çiçektir.” Tüm Yunus mensupları hedonist…

  • “Şeyh Sait’in vakasından sonra, Kürdistan daima isyan içinde idi. Hükûmet bunu halktan gizliyor, gazetelere de yazdırmazdı. Meğerse olaydan bir yıl sonra, büyük çapta bir tarama hareketi de yapmışlarmış. .. Fakat bu tarama çok başarılı olamamış. Kürtlerin sadece hayvanlarını almışlar, köylerini yakmışlar. Bu ne vahşi tedbirlerdir? Bu bir tedbir değil, eşkıyalıktan ibarettir.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…

  • “Temmuz başlangıcından beri doğuda İran hududunda Kürt İsyanı olmuş. Ağrı Dağı hareket mevkileri imiş. .. Asilerin üç bin ölüleri varmış. Bizim askerden zayiat yokmuş. .. Bu isyan Şeyh Sait olayında yapılan kanlı bastırmanın meyvesidir…. hiç yoktan Kürdistan’ın istiklâli fikri genelleşti ve bütün Kürtlere yayıldı. Kürdistan bir Makedonya oldu. Bu sefer de iki yüz köyü yaktırmış.…

  • “Bu vesile ile (Şeyh Sait İsyanı vesilesi ile) eski Kırşehir Mebusu Rıza’yı milli harekete hizmeti olan birkaç kişiyi de astı. .. Rıza’yı severdim. İri, Türk simalı (Türk görünüşlü), cahil ama pek zeki ve Türk huylu ve adaletli biri idi. Dağ gibi adamı serçe gibi sallandırdı, bitirdi. Kılıç Ali hapishaneye gidip, Rıza’ya nasihat etmiş, “Gazi’den bir…

  • “Terörü yaptılar fakat batı vilâyetleri ve İstanbul bunu iyi hissetmedi, telakki ettiler (anladılar). Ta Vahdettin zamanında Kiraz Hamdi “tarikat-ı selahiye” adıyla bir parti yapmış imiş. Bunları da Ankara’ya İstiklâl Mahkemesine çektiler. Bir fiilleri de ortada yok. Bu suretle de birçok adamları darağacında armut gibi sallandırdılar. Mahkeme bunların programlarını çok zararlı bulduğunu söylüyordu.” Alıntı: Hayatım ve…