Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük

  • Mantık, tarihten çıkıyor. En güçlü ispat, belgelerin değil, mantığın ikna gücüdür. Sf. 524 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki: Harbord Raporu, beklenebileceği gibi, Ermeni kıyımlarından söz ediyor. Bunlara, «örgütlü resmi katliamlar», organized official massacres, adını veriyor. Sultan Hamid’in tahta çıkışından sonra her birkaç yılda bir tekrarlandığını ileri sürüyor; 1895, 1908 Van ve Adana, 1909 Kilikya, tarihlerinden sonra 1915 «trajedisini» dile getiriyor. 1914 yılında, Türkiye Ermenistan’ında Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdikten…

  • Abdülhamit zamanından beri aranan ve yaşanan bir türkifikasyon sürecidir. Türklük düzeninin çöküşe geçtiği bir zamanda, türkifikasyon, ortadan kaldırma ve deportasyonu da içine almak durumunda kalıyor. Sf. 436 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harbord Misyonu, bu kurtarmaya gittiği kurban millet hakkında oldukça olumsuz bilgiler ve değerlendirmeler de veriyor. Raporu, dikkat çekici yapan özelliklerden birisi budur ve bu raporda şu yargı da yer alıyor: «Pek çok saygıya değer nitelikleri, kültürü ile ırk ve din açısından dayanıklılığı bir kenarda, Ermeniler de, temas haline geldikleri diğer ırklara kendilerini sevdiremiyorlar.»  Rapor, Kafkas…

  • (Harbord Misyonu yazıyor;) Yakın Doğu’da bu deyişin yaygın olduğu yazılıyor; “Bir Ermeni hiç bir zaman hukuken yanlış olmaz ve hiç bir zaman da ahlaken haklı olmaz”; Türkiye ve Rusya Ermenistanlarında Ermeniler böyle anlatılıyor. Sf. 436 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusya Ermenistan’ının başkenti Erivan’dır; Erivan’da Ermeniler değil Müslümanlar çoğunluğu meydana getiriyor. E. H. Carr, incelediğim bu zamanda, Gürcülerin, Tiflis’te, başka her kentten daha çok, Ermeni yaşadığını ve Ermeni nüfusunun Gürcülerden fazla olduğunu kaydediyor. Ermeniler, kendi başkentinde azınlık ve kendilerini hiç sevmeyen bir başka milletin başkentinde ise çoğunluktadırlar; sevilmemeleri, bölgenin tüccar «sınıfını» oluşturmalarından kaynaklanıyor.. Bölgede parayı…

  • Misyoner tarihine göre bu da bir yaşamdır; fakat daha kötüsü geliyor. 1843-1844 yıllarında Kürtler, «Türk otoritelerin onayı» ile Nestoryanlar üzerine iki cepheden saldırıya geçiyorlar. Böylece, Kürdistan Nestoryanları’nın Timur Lenk’ten bu yana yaşadıkları en çirkin ve en kanlı katliam, the bloody massacre, «the ugluest which the Nestorians o Kurdistan had experienced since the ravages of Timur…

  • Türkiye’de Amerikan misyonerlerinin en önemli merkezinin Harput olduğunu saptıyor. Amerikan misyonerleri, Van, Bitlis, Erzurum ve Mardin’i de eylem alanı seçiyorlar. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye mandası fikri, Türkler’in istemesinden ve daha doğrusu yalvarmasından doğuyor; Sivas Milli Kongre’si de, kendisine yapılan bir manda önerisini kabul edip etmemeyi tartışmıyor. Tam tersine, kendisine önerilmemiş olan bir mandaya davetiye çıkarıyor. Sf. 429 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1914 yılında, Türkiye’de 627 Amerikan okulu ve bunlarda da 34 bin öğrenci olduğunu saptıyor, Sf. 430 Osmanlı döneminde Amerikalıların, İstanbul ve Beyrut’tan başka, Tarsus, Maraş, Antep, Harput, Merzifon ve Kayseri’de kolejleri bulunuyor. Saydığım bu yerler, Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimleridir ve bu kolejlerin hepsi de misyonerler tarafından kurulup yaşatılıyor. Sf. 430 Alıntı; Türkiye Üzerine…

  • Gerçek, Mustafa Kemal’in pozisyon değiştirmede, sadakat ve benzeri türden hiç bir kaygıyı kendisine bir engel yapmamasında aranmalıdır; bu, birinci noktadır. Büyük Britanya işgal kuvvetlerinin onayı ile geldiği Doğu’da yepyeni bir durumla karşılaşıyor; işgalciler onaylarını geri alıyorlar ve Kemal’in İstanbul’a çağrılmasında ısrar ediyorlar. Muhtemelen Malta’ya gönderecekler; tam bu sırada, bir Amerikan ittifakı ihtimali beliriyor. İstanbul’da Wilson…

  • Yalnız bir sorun var; Sivas Kongresi delegeleri, manda sözcüğünü sevmiyorlar ve bu sözcükten çekiniyorlar. Bunun üzerinde tartışmalar oluyor; Rauf’un yazdıklarına göre, mektup-raporundan sonra Sivas’a gelen Vasıf, “manda”nın isminden korkmayalım, isterseniz buna ‘müzaheret’ diyelim» diyor; sözlüklerde «müzaheret» yardım anlamına geliyor. Sf. 422 Sivas’taki Milli Kongre’nin açıklamalarında, Kemal‘in açıklama ve taahhütlerinde geçen, Eski Türkçe ile «yardım», manda’yı…

  • Amerika Senatosu, Wilson’un kurtarıcı gördüğü Cemiyet-i Akvam sözleşmesini reddediyor.. Manda kurumu, bu sözleşmenin ortaya çıkardığı yapılardan birisidir; bu kurum yıkılınca özel olarak bu bölgedeki manda sistemi de çöküyor. Sf. 423 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir noktayı vurgulamak durumundayım: Kemal’in kişiliği güvenilir görünmüyor, sadakati bulunmuyor, Büyük Britanya’dan ve Vahdettin’den umutlar alıyor ve bunlara umutlar veriyor, fakat eninde-sonunda kurtuluş hareketinin dışında kalamıyor. Hırsının, cesareti ve yeteneğinden daha büyük olduğunu sanıyorum; kurtuluş hareketini, kendisine rakip olabilecek bütün imkânlardan uzak tutuyor. Güçleri zayıflatıyor ve ufku daraltıyor. Ancak, kurtuluş hareketinin içinde kalıyor. Tezi yazıyorum:…

  • Fakat Mustafa Kemal Paşa, hâlâ kendisini güvenli hissetmiyor; Kongre Başkanlığı koltuğuna üniforması ve hiç bırakamadığı Vahdettin’in onursal yaverlik kordonu ile çıkınca, Gümüşhane Delegesi Zeki Bey, «Paşa, evvela arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkarın da, sonra riyasete başlayın, tahakkümden korkuyoruz» diye bağırıyor; Kemal Paşa, o geceden sonra sivil giyinmeye başlıyor. Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal’in yükselen çizgisini…

  • Sivas Kongresi, Amerikan mandasını kabul ile bir de davetiye çıkarıyor. Bu, Kemal Paşa’nın, tarihsel olarak geçici olduğu belirlenen bir yeni koalisyon değişikliğidir; büyük devletlerden Büyük Britanya’dan ayrılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne yaklaşıyor. Ayrıca Mustafa Kemal’in Sivas’taki Milli Kongre’de manda düşüncesine karşı bir tek söz söylemediği de kesindir. Sivas’ta delegelerden sadece Osman Nuri ve Ahmet Nuri, manda…

  • Ancak hem Dursunoğlu’nun yazdıkları ve hem de incelemeye açtığım belgeler, Minber Gazetesi’nin finansmanı, Kemal’in para karşısındaki tutumunun da yeniden ve ayrıntılı olarak incelenmesini gerektirecek türdendir. Buna eklenecek olanlar şunlar: Bazı kaynaklar, Sakarya Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal’e bir para ödendiğini ileri sürüyorlar; miktarı üzerinde tartışma olduğundan söz ediliyor. Hintli Müslümanların gönderdikleri paranın tartışması kapanmıyor ve İzmir’de,…

  • Parantezi kapatırken bir tez yazıyorum: Böyle bir Mustafa Kemal anlatmak, Kemalistleri ya geri zekâlı yapmaya çalışmaktır ya da ancak geri zekâlıların Kemalist olabileceğine inanmak oluyor. Sf. 418, 419 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 418, 419) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtlerin bilinçlenmesinde ve Türkler aleyhine dönmelerinde, Abdülhamit’in düşürülmesinden sonra İttihatçıların, Ermenilerle uzlaşmak için temaslara başlamış olması da rol oynuyor; Türk yöneticilerinin Ermenilerle anlaşmak istemeleri hep Kürt feodallerini kaygılandırıyor. Bir diğer Kürt tarihi uzmanı Ermeni kökenli Sovyet araştırıcısı Hasretyan, İttihatçı liderlerin Ermeni ulusal-kurtuluş hareketi liderleriyle temasa geçerek, Ermenilerden alınan ve Kürtlerin elinde bulunan toprakları, Kürtlerden alıp…

  • Erzurum’un Ermeni dönemindeki adı Katin ya da Karana olarak biliniyor; Sf. 406 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 406) kitabından birebir alınmıştır.