Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bu durum yeni bir evrim aşamasına girdiğimiz anlamına geliyor. İlk başta evrim doğal seçilimle, rastlantısal mutasyonlarla gerçekleşti. Söz konusu Darwinci aşama yaklaşık üç buçuk milyar yıl sürdü ve bilgi alışverişi yapmak adına dili geliştiren varlıkları, eşdeyişle bizleri meydana getirdi. Fakat son 10.000 yıldır adına dışsal iletim aşaması diyebileceğimiz bir aşamada bulunuyoruz. Bu sürede DNA’daki başarılı nesillere aktarılan bilginin içsel kaydı az çok değişti. Gelgelelim kitaplar ve diğer kalıcı depolama formlarındaki dışsal kayıtsa büyük ölçüde arttı.

    Bazıları “evrim” terimini yalnızca içsel bir şekilde iletilen genetik malzeme için kullanacak ve bu terimin dışsal olarak aktarılan bilgiye uygulanması düşüncesine itiraz edecektir. Ancak bana göre bu, oldukça dar görüşlü bir bakış açısı. Zira bizler yalnızca genlerimizden ibaret değiliz. Mağara adamı olan atalarımızdan daha güçlü ya da özünde onlardan daha akıllı olmayabiliriz. Ancak bizleri onlardan ayıran bir şey vardır ki o da son 10.000 yılda ve özellikle de geçtiğimiz 300 yılda bir araya getirdiğimiz bilgidir. Bu bakımdan daha geniş bir bakış açısı edinip bilginin dışsal iletimini, DNA’yla birlikte, insan ırkının evrimine dâhil etmenin yerinde olduğunu düşünüyorum. Sf. 85, 86

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 85, 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dolayısıyla genlerimizdeki toplam kullanışlı bilgi miktarı muhtemelen yüz milyon bit kadardır. Bir bit bilgi, bir evet/hayır sorusuna yanıttır. Diğer yandan ciltli bir roman iki milyon bit bilgi içerebilir. Dolayısıyla bir insan, yaklaşık elli adet Harry Potter kitabına eşdeğerdir. Bununla birlikte büyük bir milli kütüphane bünyesinde aşağı yukarı beş milyon kitap ya da diğer bir deyişle on trilyon bit bilgi barındırabilir. Kitaplar ya da internet aracılığıyla aktarılan bilgi miktarı, DNA’daki bilginin 100.000 katı kadardır. Sf. 84, 85

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 84, 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük Patlamadan yaklaşık bir dakika sonra sıcaklık aşağı yukarı bir milyar derece – Güneşin sıcaklığının yüz katı kadar- düştü. Bu sıcaklıkta nötronlar, daha fazla protona bozunmaya başlarlar.

    Eğer durum tamamen bundan ibaret olsaydı, bu durumda evrendeki maddenin tamamı çekirdeğinde tek bir proton bulunduran en basit elementten, eşdeyişle hidrojenden oluşurdu. Sf. 80

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu bakımdan her ne kadar başka evrenler pekâlâ mevcut olabilse de ne yazık ki onları keşfetme şansına hiçbir zaman sahip olamayacağız. Sf. 75

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zaman kavramı yalnızca evrenimizin içinde ve onunla birlikte vardır. Sf. 72

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim insanları şimdilerde Einstein’ın genel görelilik kuramı ile Feynman’ın çoklu geçmişler fikrini, evrende olup biten her şeyi açıklayacak bütünlüklü bir birleşik kuramda bir araya getirmeye uğraşıyor. Bu birleşik kuram, evrenin -belirli bir andaki halini bilirsek- nasıl everileceğini hesaplamamıza olanak sağlayacak. Sf. 67

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durum 1927 yılında Alman bilim insanı Wemer Heisenberg tarafından ileri sürülen Belirsizlik İlkesiyle özetlenebilir. Bir parçacığın hem konumu hem de hızı aynı anda tutarlı bir şekilde öngörülemez. Konum ne kadar tutarlı bir şekilde öngörülürse, hız o kadar az tutarlılıkla öngörülebilir; aynı durum tersi için de geçerlidir.

    Einstein evrene şansın hükmettiği fikrine şiddetle karşı çıkmıştı. Onun bu konuya ilişkin düşünceleri şu ifadesinde toplanır: “Tanrı zar atmaz.” Fakat mevcut tüm kanıtlar Tanrı’nın tam bir kumarbaz olduğunu gösteriyor. Öyle ki evren her durumda zarların atıldığı ya da rulet tekerleğinin döndürüldüğü devasa bir kumarhane gibidir. Bir kumarhane sahibi her zar atıldığında ya da rulet tekerleği döndürüldüğünde para kaybetme riskine sahiptir. Ancak çok sayıda bahisin ardından ihtimaller ortalamaya ulaşır ve kumarhane sahibi bu ortalamanın kendi lehine olduğundan emin olur. Kumarhane sahiplerine karşı kazanma şansınız yalnızca tüm paranızı birkaç zar atışma ya da rulet tahtasındaki tek bir rakama yatırmaktır. Sf. 66

    Evren için de aynı durum geçerlidir. Evren büyük olduğu zaman, çok sayıda zar atışı söz konusudur ve sonuçlar öngörülebilir ortalama bir rakama ulaşır. Ancak evren oldukça küçük olduğunda yalnızca az sayıda zar atışı vardır ve bu noktada Belirsizlik İlkesi oldukça önemlidir. Dolayısıyla evrenin başlangıcını anlamak için Belirsizlik İlkesinin, Einstein’ın genel görelilik kuramıyla birleştirilmesi gerekir. Söz konusu birleşme en azından son otuz yıldır kuramsal fizikte üstesinden gelinmeye çalışılan büyük meydan okumalardan biri. Henüz bu problemi çözmüş olmasak da, fazlasıyla ilerleme kaydetmiş durumdayız. Sf. 66

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelgelelim Sovyet ideolojisi diğer yandan genetik biliminin gerçekliğini reddederek biyolojinin ilerlemesine mani olmuştu. Sf. 64

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Anlayabildiğimiz kadarıyla evren, uzayda sonsuza kadar gitmekte ve ne kadar uzağa giderse gitsin büyük oranda aynı kalmakta. Sf. 60

    Kendisini de şaşırtacak şekilde Hubble neredeyse galaksilerin tamamının uzaklaştığını bulmuştu. Ayrıca bu galaksiler bizden ne kadar uzaksa, o kadar hızlı uzaklaşıyorlardı. Başka bir deyişle evren genişliyor. Galaksiler birbirlerinden uzaklaşıyor. Sf. 61

    Dolayısıyla evren, her şeyin uzaydaki aynı noktada bulunduğu söz konusu zamanda başlamış gibi görünüyor. Sf. 61, 62

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 60 ile 62 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelgelelim 1915 yılında Einstein devrim niteliğindeki genel görelilik kuramını ileri sürdü. Bu kurama göre uzay ve zaman artık mutlak değildi, yani artık olaylara sabit bir arka plan oluşturmuyordu. Uzay ve zaman, bunun yerine, evrendeki madde ve enerji tarafından şekil verilen dinamik niteliklerdi. Bu nitelikler yalnızca evrenin içinde tanımlanıyordu, dolayısıyla evrenin başlangıcından önce bir zamandan söz etmek hiçbir anlam ifade etmiyordu. Sf. 59

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yoksa böylesi sorulan soranlar için Cehennemi mi hazırlamaktaydı? Evrenin bir başlangıcının olup olmadığı problemi Alman filozof Immanuel Kant’ın önemli ölçüde üstüne düştüğü bir konuydu. Ona göre bu konuda iki yönlü çalışan mantıksal çelişkiler ya da antinomiler mevcuttu. Eğer evren bir başlangıca sahipse başlamak için neden sonsuz bir zaman beklemişti? Kant argümanın bu kısmına tez adını vermişti. Diğer yandan evren hep var olageldiyse, o halde mevcut aşamasına ulaşması neden sonsuz bir zaman almıştı? Argümanın bu kısınmaysa anti-tez adını vermişti. Sf. 58, 59

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrenin bir başlangıcı olduğuna inananlar kaçınılmaz olarak şu soruları sormaktaydı: “Başlangıçtan önce ne oldu? Tanrı dünyayı yaratmadan önce ne yapmaktaydı?

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 58, 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bana Tanrı’nın evreni yaratıp yaratmadığını sorduklarında, bu insanlara sorunun kendisinin bir anlam ifade etmediğini söylüyorum. Zaman, Büyük Patlamadan önce var değildi, dolayısıyla Tanrı’nın evreni meydana getirmesi için mevcut olan bir zaman da yoktu. Sf. 56

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Benim için bu, bir yaratıcı ihtimalinin ortadan kalkması anlamına gelir, çünkü söz konusu yaratıcının var olması adına mevcut bir zaman bulunmaz. Sf. 54

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nasıl olduğunu görmek için kara deliğin içine çekilen bir saat hayal edin. Saat kara deliğe yaklaştıkça gitgide yavaşlamaya başlayacaktır. Bu noktada zamanın kendisi yavaşlamaya başlar. Şimdi saatin kara deliğe girdiği anı -tabii saatin kara deliğin olağanüstü kütleçekimsel kuvvetine dayanabileceğini varsayıyoruz- düşünün; saat duracaktır. Saatin durma sebebi bozulmasından ötürü değil, daha ziyade kara deliğin içinde zamanın kendisinin var olmamasındandır. Evrenin başlangıcında olan şey de tam olarak budur. Sf. 54

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük Patlama anında son derece müthiş bir şey gerçekleşmiştir. Zamanın kendisi başlamıştır. Sf. 53

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun sebebi, bu ölçekte proton gibi parçacıkların kuantum mekaniği dediğimiz doğa yasaları uyarınca hareket ediyor olmasıdır. Bu parçacıklar gerçekten de rastgele beliriverip bir süre etrafta kalabilir, ardından tekrar yok olup bir başka yerde yeniden ortaya çıkabilir. Sf. 52

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Einstein’ın meşhur E=mc2 denklemi en yalın ifadesiyle kütlenin enerji, enerjinin de kütle olarak düşünülebileceği anlamına gelir. Dolayısıyla üç malzeme yerine, evrenin yalnızca iki malzemeye, eşdeyişle enerjiye ve uzaya sahip olduğunu artık söyleyebiliriz. Sf. 49

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, tüm bu madde, enerji ve uzay nereden geliyor? Buna ilişkin yirminci yüzyıla gelinceye dek hiçbir fikrimiz yoktu. Sf. 49

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrenin kendiliğinden, bilim yasaları uyarınca, hiçlikten yaratıldığını düşünüyorum. Bilimin temel varsayımı bilimsel belirlenimciliktir. Bilim yasaları evrenin evrimini, belirli bir andaki halini ortaya koyarak belirler. Bu yasalara Tanrı tarafından karar kılınmış ya da kılınmamış olabilir, fakat Tanrı söz konusu yasaları ihlal etmek üzere müdahalede bulunamaz, zira böyle olsaydı bunlara yasa demezdik. Bu durum Tanrı’ya evrenin başlangıç durumunu seçme özgürlüğü tanır, fakat bu noktada bile öyle görünüyor ki belirli yasalar mevcut olabilir. Durum buysa o halde Tanrı hiç de özgür olmayacaktır. Sf. 48

    Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak 2019 – Sf. 47, 48) kitabından birebir alınmıştır.