Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,:

    Mehmet Şükrü Bey’in verdiği, Kastamonu Mebusu e Adalet Bakanı Abdülkadir Kemali Bey’in Yolsuzluğu Hakkında Gensoru Önergesi Görüşülüyor:

                                                “BMM Riyaseti Celile’sine

      ….Abdülkadir Bey’in haksız ve usulsüz terfileri (görevde yükselmesi), vezaifi memuriyetinde (memuriyet görevlerinde) suiistimal eylemesi (yetkisini kötüye kullanması) ve nüfuzu memuriyetini (memuriyet etkinliğini) menafii hususiyesi (özel menfaatleri) uğrunda sarf eylemesi gibi … halkın, meclisine karşı olan emanet ve itimadını (güvenini) kesretmektedir (azaltmaktadır) .. alakadarâne (ilgililerine) bildirildiği ve icabı icra edileceği (gereğinin yapılacağı) vait (vaat) edildiği halde mumaileyh (adı geçen) Abdülkadir Bey’in mesuliyetinin (sorumluluğunun) birinci sınıf mutasarrıflığa (sancak beyliğine) tayin edilerek bin sekiz yüz lira harcırah verilmek sureti ile Siirt’e gönderilmesiyle tecelli etmesi (ortaya çıkması) cidden pek elimdir. Adliye ve Dâhiliye Vekilinin istizahını (Gensoruya tabi olmalarını) teklif eylerim. 27 Temmuz 1336  (1920)                                                                              Mehmet Şükrü”

      Refik Şevket Bey (Saruhan) (Reddedelim diyor, insafsızcadır diyor.)       

      Mehmet Şükrü Bey; “-Evet efendim çok insafsızcadır. Çünkü dava vekili (avukat) olmak, bir dairei resmiyede (resmi dairede) bir vazife deruhte etmek (üstlenmek), sonra kendilerine mensup olan zatı on beş yirmi gün zarfında sekiz derece terfi ettirmek (alkışlar) insafsızlık olmuyor da, biz bu vazifei teşriiyemizi (yasama görevimizi) yaptığımız için insafsız oluyoruz….”    

      Mustafa Bey (Karahisarışarki) “- İşte mebusların hem memur ve ham de mebus olması bu gibi mehaziri daidir (sakıncaya sebeptir).”

    (Önerge kabul ediliyor, görüşülecek) Sf.11

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 41, Celse:1 – Sf. 10 ile 12 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Mehmet Şükrü Bey, çok akıllı, Demokrat ve üretken bir adam. 1926’da İzmir Suikastı davasında idam edildi.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Abdülkadir Kemali Öğütçü Bey Orhan Kemal’in babası, 1923 Kasım’ında İstiklal Mahkemesi başkanı olmuş daha sonra da İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmış, Kemal Paşa’ya muhalif, 1930’da Ahali Fırkasını kurmuş ilginç bir adam.

  • 31 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse:

    Görevini Yapmayan Sivil Ve Askeri Bürokratlar Hakkında Görüşme;

    (Mehmet Şükrü bir istizah takriri (gensoru) veriyor, Reis Celalettin Arif es geçmek istiyor:)

                         “BMM Riyaseti Celilesine (Başkanlık Yüce Makamına)

    Taksirat ve idaresizlikleri (kusurları ve kötü yönetimleri) nedeni ile hepimizin yüreklerini yakan Bursa ve Alaşehir’in sükutuna (düşmesine) .. bais (sebep) oldukları katiyetle (kesinlikle) söylenen Bursa Kumandanı Bekir Sami ve Valisi Hacim Muhittin Beylerle, Alaşehir Cephesi Kumandanı Aşir Beylerin bugün infisallerini (işten el çektirilmelerini) öğrenmekle… haklarında söylenen sözler resmen teyit (onay) olunuyor demektir. Bunların taksirat ve idaresizlikleri nedir ve ne için şimdiye kadar bir divanı harbe (harp mahkemesine) tevdi edilmedi (verilmedi)Esbabını (sebeplerini) Dâhiliye ve Erkânı Harbiyei Umumiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) Vekâletlerinden istizah ederim (gensoru veriyorum). 27 Temmuz 1336 (1920)                                                                                                                                                      Karahisarısahip Mehmet Şükrü “

    Hakkı Hami Bey Sinop); “-Efendim, Osmanlı Hükümetinin şimdiye kadar vezaifini (görevlerini) deruhte etmiş (üstlenmiş) olan vükelayı devletin (devlet vekillerinin, bakanların) harekâtını (hareketlerini) şöyle takip edecek olursak, şimdiye kadar hiçbir şeyden mesul edildiğini göremeyeceğiz kanaatindeyim. … fenalık yapmış bir ferdin hiçbir suretle mesuliyet gördüğünü görmedim.  Bunun esbabına (sebeplerine) gelince .. vaziyet (durum) müsait (uygun) değildir, hele duralım ,… Osmanlı tarihini açınız bu millet yedi yüz senedir hangi gün sükûnetle vakit geçirmiştir.  Bu zaman müsait değildir dememelidir. Yarın daha gayri müsait zamana düşmeyeceğimiz ne malum ?” 

      Mehmet Şükrü Bey; ” ..geçenki celsei hafiyelerde (gizli celselerde) vuku bulan istizahlarda (gensorularda, soru önergelerinde) Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi İsmet bey bu kürsüden pek haşinâne (kaba) bir surette Erkânı Harbiye vazifesini yapmıştır dedi. (gürültüler, devam sesleri) Vazifelerini yapmayanların mesul edilmek (sorumlu tutulmasının) zamanının geldiğini söylüyorum, şimdi tam zamanıdır.”

    (Bu takrir kabul edildi bir hafta sonra görüşülecek)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 03 (31.07.1920 / 06.09.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 40, Celse:1 – Sf. 8 ile 10 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 28 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse,

    13 Temmuz 1913 Milli Bayram Olarak Kutlanıyor;  

    Tunalı Hilmi Bey’in Saygı kelimelerinin yazılardan uzaklaştırılması ile ilgili takriri gürültülerle reddediliyor.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt; 2 – (22.05.1920 / 28.07.1920 – Sf.378) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): 13 Temmuz 1913’te, İttihat ve Terakkinin silah zoru ile iktidara geldiği gün milli bayram olarak kutlanıyor. Bu tarih aynı zamanda Osmanlı idaresinin yıkılıp, kişi diktatoryasının başladığı gündür.

  • 21 Temmuz 1920 tarihinde 40. İçtima 1. Celse:

    Gümrük vergisinin arttırılması hakkında teklif var:

    (Soysallıoğlu İsmail Suphi Bey bir kanun taslağı hazırlıyor. Buna göre gümrük vergisini beş katına çıkartalım diyor. Çoğunluk buna taraftar:)          

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Bir de halkı düşünelim… Bir kere gümrük tezyidinden (artırımından) maksat emtiai dâhiliyeyi (yerli mallarını) himaye etmektir (korumaktır). Memleketimizde küp-güveçten başka bir şey çıkmıyor. Gümrük resmini tezyit etmek (arttırmak) halktan yeni bir para çekmekten maada (başka) bir mahiyeti haiz değildir. .. her şey pahalılaşacak.” Sf.393 

    Soysallı İsmail Suphi Bey (Burdur); “.. Duyunu Umumiye’nin (Genel Borçlar İdaresi) yaptığı istatistiğe nazaran (göre) geçen sene Eyyam Farkı Fiyatı (enflasyon) yüzde iki bin beş yüz idi, şimdi yüzde bin sekiz yüz kadara inmiştir.” Sf. 394

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 40, Celse:1  – Sf. 370 ile 394 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Enflasyon; % 1.800

  • 12 Temmuz 1920 tarihinde 32. İçtima 1. Celse:

    Büyük Bozgun Soruşturmasına Devam:

    Refik Bey (Konya); ”-…bir takım kazalardan, livalardan, vilâyetlerden, haklısı haksızı, memurlar azledilmiş ve buraya getirilmiş ve bunların yerine haklı haksız memurlar gönderilmiştir. Sf. 296 … şekil üzerinde oynarlar ve kendisinden yukarıda bulunan amirlerini ikna etmek için var kuvvetiyle çalışırlar. Tomtoraklı (tumturaklı) yazılarla lâyihalarla (tasarı, öneri raporu) kendilerini iş yapmış gibi gösterirler.” Sf. 297          

    Mehmet Şükrü Bey; “-…. Konya’da bulunan Konya Valisi Suphi Bey ile Kolordu Kumandanı Fahrettin Bey hakikatten Konya efkârının (kamuoyunun) ihtilâline (karşı çıkışına, isyanına) sebep olmuştur.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 32, Celse:2  – Sf. 287 ile 303 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Maarif vekili Dr. Rıza Nur Bey elde vasıflı memur yok diyor. Reis Paşa ise olayın hükümete gensoru şeklini almasından korkuyor ve telaşlanıyor. “Memurları Dâhiliye Vekâleti teklif eder kabine sadece onaylar” diyor. Dâhiliye Vekilini kurtların önüne atıyor. Hamdullah Suphi Bey çok süslü ve heyecanlı bir konuşma ile ortalığı yatıştırıyor. Sf. 300,303

  • 21 Temmuz 1920 tarihinde 38. İçtima 1. Celse,

    Resmi Yazışmalarda Unvanların Kaldırılması Teklifi Görüşülüyor; Resmi yazışmalarda Beyefendi, Paşa vs. unvanların kaldırılması isteniyor. 

    Tunalı Hilmi Bey; “-.. Bu veçhile (bunun gibi) bir takım elfaz (sözler) ve sıfat, bîluzum (lüzumsuz, gereksiz) dalkavukluğa delalet eder. Bir takım unvanlar kullanılmasın.” (Diyor ve çok şiddetli tepki alıyor, teklif reddedilince “Yaşasın Eski zihniyet” diyor.) Sf.366,367

    (Siverek Mebusu Rauf Beyin Meclis’e telgrafı var. Eşkıya saldırısına uğramış, yaralı, Sivas’taki Amerikalıların hastanesinde bugün ameliyat olacağını söyleyip izin istiyor.)   Sf.369

    (24.7.2022 tarihli 39. İçtima’nın 2. ve 3. celseleri hafidir (gizlidir), bu celselerde: Hilafet, İstanbul heyeti ve Konya isyanı hakkında görüşmeler var ve Mebus tahsisatları hakkında gizli celseler yapılmış. Başka bir bilgi yok.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 38, Celse:1 – Sf. 363 ile 369 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Temmuz 1920 tarihinde 37. İçtima 1. Celse:

    Bir önceki oturumun zabıtları tartışıldı. 

    2. Celse: Mebus harcırahları konuşuldu. 

    3. Celse: Karabekir Paşa’nın telgrafı görüşüldü.

    Reisi Sani; “-.. Kâzım Karabekir Paşanın, Rawlinson hakkında bir şifresi var. “Bu Rawlinson bir İngiliz Kaymakamıdır (Binbaşısıdır). .. 16 Martta Erzurum’da İngiliz murahhası siyasisi (siyasi delegesi) bulunuyordu.  Hâriciye Nazırı Lord Gurzon’un kardeşidir ve yedimizde (elimizde) esirdir.” …Rawlinson BMM Riyaseti Celile’sine diye başlıyor; ” … bu şerait tahtında (şartlar altında) esaret mübadelesine (değişimine) ait herhangi bir teklife heyet muvafakat edebileceğinden ve ben size arz ediyorum ki, heyet tarafından Meclisi Aliye (İngiliz Meclisinden Bahsediyor) bu tarzdaki her türlü teklifi göndermeye tamamıyla hazırım.” Sf.362

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 37, Celse:1, 2 ve 3  – Sf. 358 ile 362 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Temmuz 1920 tarihinde 34. İçtima 1. Celse,

    Dâhiliye Vekili İstifa Ediyor:

    (Kemal Paşa’nın bir önceki celsede onu suçlamasından dolayı olsa gerek, Dâhiliye Vekili Cami Bey istifa ediyor. Mehmet Şükrü beyin ısrarlarına rağmen istifa sebebini söylemiyor, sağlık durumunu öne sürüyor.)

    Ankara Darülmuallimin Okulu başka tarafa nakledilsin diye Maarif Vekili’nin verdiği takriri kabul ediliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 34, Celse: 1  – Sf. 305 ile 328 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 12 Temmuz 1920 tarihinde 32. İçtima 1. Celse:

    Gediz Yenilgisi, Yunan İlerliyor, Emir Erleri Konusu Tartışılıyor.

    Mustafa Necati Bey (Saruhan); “- ..Bursa’dan bazı halk toplanmış ve düşmanla muharebe edip etmemeyi düşünmüştür…. Kula kazası onbeş Yunan süvarisi tarafından zapt olunmuştur ve Kulalılar Yunanı davet etmiştir.”  

    Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi İsmet Bey (Edirne); “-… falan kumandan ve zabit böyle yapmıştır diyerek dedikodu yolunu tutarsak, bu, tehlikeli ve çöktürücü bir yol olur.” (Burada herkesin söz söylemeye hakkı vardır sadaları)  

    Refik Şevket Bey (Saruhan); “-Ders istemeyiz efendim.”  

    İsmet Bey Devamla; “- ..Meselâ Salihli cephesinden kaçan kumandandan bahsolunuyor .. cephe kumandanına bizzat gittim ve sordum.. vazifesini ifa etmiştir. … Hepiniz rast geldiğiniz yerde kumanda heyetinin hakkında söylenen sözleri derakap (derhal, hemen) reddediniz.” 

    Konunun görüşülmesi talik ediliyor yani erteleniyor. Sf. 286 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 32, Celse:2  – Sf. 274 ile 286 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Temmuz 1920 tarihinde 36. İçtima 1. Celse

    (Muallimlerin aylardır maaş alamadıklarına dair bir takrire Maarif Vekili cevap veriyor:)

    Dr. Rıza Nur (Maarif Vekili) (Sinop); ” .. Biliyoruz ki mekâtibi iptidaiye (ilkokul), Darülmuallimin (erkek öğretmen okulu) ve mektebi idadiyeler (ortaokullar) idarei hususiyeden (özel idarelerden)  maaş alan mekteplerdir. … Ayıntap’ta neler olmuş? Bu parasızlık yüzünden kırk dört mektep varmış, bir sene içerisinde yirmi üçü kapanmış.” (1)

    Mustafa Lütfi Bey; “-… hatta senei devriye (şubat tatilinde) ortasında mektep muallimleri maaş alamadıkları için grev yaptılar. Mektebi kapattılar. Üç gün kapalı kaldı.” (2) 

    Reis-İ Sani (İkinci Başkan); “Meclisi Âlimizde 192 zat vardır.” diyor.    

    (Mustafa Kemal cepheye gidecek, bir mebus heyeti de götürmek istiyor. Celalettin Arif ve bazıları Paşa seçsin diyorlar,  Bursa Mebusu Operatör Emin Bey biz seçeriz diyor.)

    2. ve 3. Celsede: Cepheye Gidecek Heyet Seçimi Var.

    4. Celsede Hakkı Behiç Bey, Cami Beyden boşalan Dâhiliye Vekâletine seçiliyor.

    5. Celsede; İstanbul Mebusu Ferid Bey Maliye Vekili seçiliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 36, Celse:1  – Sf. 358 ile 362 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Rıza Nur bu konunun çözümünü 8 maddelik bir kanun yaparak Heyeti Vekile’ye (hükümete) sunmuş. Bu tasarıya göre özel idarelerin muhasebe kısmı lağv olup gelirler Ziraat Bankasına yatırılacak ve muallimler (öğretmenler) de sağlam bir gelir kaynağına kavuşacaklar. Ama Hükûmet bu yasayı uygulamıyor, sert bir tamim ile muallimlerin maaşlarının verilmesini zorluyor. Ve takrir sahibi konuşuyor.

    BAKKAL’IN NOTU (2) (1995): Osmanlıda Öğretmenler grev yapmışlar. 

  • 12 Temmuz 1920 tarihinde 32. İçtima 1. Celse:

    Müdafai Milliye Teşkilatının Takviyesi Hakkında Görüşmeler.

    Refik Bey (Konya); “-.. bu kürsüden diyorum ki; Müdafai Milliye Vekâleti (Milli Savunma Bakanlığı), Erkânı Harbiyei Umumiye Vekâleti (Genelkurmay Bakanlığı)  vazifesini yapamamıştır. (gürültüler)… Konya’da bir mesele çıktı denildi, tuttuk oradan Valiyi getirdik, oraya aynı salahiyetle bir kumandanı (Refet Paşa) Vali vekili tayin ettik. O zat vazifesini yaptı mı? … maalesef yapmadı. O güzel muhit (çevre) zafı idare (idari zayıflık) yüzünden hercümerç (kargaşa, dağınıklılık) içinde kaldı. Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine bu derdimi söyledim. … gerçi geç kaldı, fakat son zamanlarda bu derdi kabul buyurdular.  İstiyorum ki Yozgat hadisesinde ..bir mutasarrıfın (Sancak Beyi’nin) hatası isyanı körüklemiştir.” Sf.272, 274   

    Mustafa Kemal Paşa; (Bu sorulara güzel cevaplar veriyor. Emir erleri konusundaki itirazlara için emir erinin, hizmetçi erinin gerekli olduğunu da söylüyor.) Sf.274, 276 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 32, Celse:2  – Sf. 274 ile 276 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Temmuz 1920 tarihinde 31. İçtima 1. Celse,

    Tahlif, yani Yemin Töreni Yapıldı. Toplam 360 mebus yemin etti.

    1- ISPARTA; Asaf İbrahim Efendi, İsmail Remzi Efendi, Hüseyin Hüsnü Efendi, Hacı Tahir Efendi (Hukukçu, Hâkim), Mehmet Nadir Efendi (Belediye Reisi) 

    2- ADANA; İbrahim Bey, Dr. Eşref Bey, Tevfik Bey, Abdullah Efendi, Mehmet Bey. 

    3- MARDİN: İbrahim Efendi (memur), Esad Efendi, Hasan Efendi, Derviş Efendi (Nahiye Müdürü), Mithat Bey, Necip Efendi (Banka müdürü) 

    4- SARUHAN; İbrahim Süreyya Bey, Celal Bey, Reşat Bey, Refik Şevket Bey, Ömer Lütfü Bey, Avni Bey, Mustafa Necati Bey. 

    5- LAZİSTAN; İbrahim Şevki Efendi (Trabzon kadısı), Esad Bey, Ziya Hurşit Bey (Eskişehir Sultanisi Almanca Muallimi), Osman Bey, Necati Efendi, Dr. Abidin Bey.   

    6- AYDIN; Ahmet Efendi (Müftü), Tahsin Bey, Hacı Cami Bey, Hamza Bey, Sadık Efendi, Dr. Mazhar Bey, Hoca Emin Efendi. 

    7- ERTUĞRUL (BİLECİK); Ahmet Bey, Mustafa Kemal Bey (Belediye Reisi), Necip Bey, Halil Bey. 

    8- MUŞ; Ahmet Efendi, Rıza Bey, Abdülgâni Bey, Osman Kadri Bey, Mahmut Sait Efendi, Kasım Bey.

    9- BATUM; Ahmet Efendi, Edip Efendi, Akif Efendi, Fevzi Efendi, Ahmet Nurettin Efendi.

    10YOZGAT; Ahmet Efendi (Belediye Başkanı), İsmail Fazıl Paşa, Bahri Bey, Rıza Efendi, Süleyman Sırrı Bey, Feyyaz Ali Bey, Mehmet Hulusi Efendi. 

    11- URFA; Esad Efendi, Bozan Bey, Hacı Hayali Efendi, Saib Bey (Jandarma Tabur Komutanı), Hacı Mustafa Efendi (Belediye reisi).  

    12- ERZURUM; İsmail Bey (Askerlik Şube Başkanı), Celalettin Arif Bey, Hüseyin Avni Bey, Zihni Bey, Mehmet Salih Efendi, Mustafa Durak Bey, Asım Bey, Necati Bey, Faik Bey. 

    13- MERSİN; İsmail Safa Bey, Hüseyin Hüsnü Bey, Selahattin Bey (3. Kolordu Komutanı Miralay), Fahrettin Bey (12. Kolordu Komutanı), Muhtar Fikri Bey, Cemal Paşa.  

    14- SİVAS; Emir Paşa, Hayri Bey, Rasim Bey, Ziya Bey, Mustafa Taki Efendi, Rauf Bey, Kara Vasıf Bey, 

    15- ERZİNCAN; Hüseyin Emin Bey (Pülümür kaymakamı), Tevfik Bey, Hüseyin Bey, Osman Fevzi Efendi (müftü), Şeyh Fevzi Efendi. 

    16- KARESİ (Balıkesir); Basri Bey, Abdulgaffur Efendi, Kâzım Bey, Vehbi Bey, Miralay Nazım Bey, İbrahim Bey, Vasfi Bey, Hacim Muhittin Bey. 

    17- ELAZİZ; Tahsin Bey (Defterdar), Hüseyin Bey, Rasim Bey, Fevzi Bey, Muhittin Bey, Mustafa Bey, Naci Bey,  

    18- DERSİM; Tevfik Bey, Hasan Hayri Bey (Binbaşı), Diyab Ağa, Ramiz Bey, Mustafa Ağa, Mustafa Zeki Efendi. 

    19- ESKİŞEHİR; Emin Bey, Hamdi Bey, Hüsrev Sami Bey, Halil İbrahim Efendi, Abdullah Azmi Efendi, Mehmet Bey, Eyüp Sabri Bey.  

    20- BURSA; Dr. Emin Bey, Şeyh Servet Efendi, Hasan Fehmi Efendi, Fehmi Efendi, Necati Bey, Osman Nuri Bey, Muhittin Baha Bey.

    21- İZMİR; Enver Bey, Miralay Refet Bey, Reşit Bey, Mahmut Esat Bey, Dr. Mustafa Bey, Yunus Nadi Bey, Hacı Süleyman Efendi, Tahsin Bey. 

    22- BURDUR; İsmail Suphi Bey, Ali Ulvi Bey, Mehmet Akif Bey, Veli Bey, Şevket Bey. 

    23- MARAŞ; Arslan Bey, Paşa Yakup Hamdi Bey, Tahsin Bey, Refet Efendi, Rüştü Bey, Hasip Bey, Hasip Efendi.  

    24- KASTAMONU; Besim Bey, Besim Atalay Bey, Hulusi Bey, Dr. Suat Bey, Rüşdü Bey, Sabri Bey, Abdülkadir Kemali Bey, Murat Bey (Yüzbaşı), Yusuf Kemal Bey.              

    25- SİVEREK; İhsan Bey, Hamdi Efendi, Abdülgani Bey, Mehmet Sırrı Efendi (memur), Mustafa Lütfi Bey (İdadi Müdürü), Bekir Sıtkı Bey.  

    26- KIRŞEHİR; Bekir Bey, Cevdet Bey, Rıza Bey, Müfit Efendi, Şeyh Cemalettin Efendi. 

    27- TOKAT; Bekir Sami Bey, Hamdi Bey, Rıfat Bey (Belediye Reis), İzzet Bey, Mustafa Vasfi Bey, Nazım Bey. 

    28- VAN; Tevfik Bey, Hasan Sadık Bey, Hakkı Bey, Haydar Bey, Kamil Bey.            

    29- KAYSERİ; Sabit Efendi, Remzi Efendi, Alim Efendi, Atıf Bey (Kaymakam), Osman Bey, Rıfat Bey, Ahmet Bey. 

    30- EDİRNE; Miralay Cafer Tayyar Bey, İsmet Bey, Kâzım Karabekir Paşa, Şeref Bey, Faik Bey. 

    31- KÜTAHYA; Cemil Bey, Cevdet Bey, Haydar Bey, Ragıp Bey, Seyfi Efendi (Belediye reisi), Besim Atalay Bey.

    32- GENÇ: Celal Bey, Ali Haydar Bey, Ali Vasıf Bey, Fikri, Efendi, Fikri Faik Bey, Hamdi Bey.

    33- BİTLİS; Hüseyin Efendi, Sadullah Bey, Derviş Bey, Resül Bey, Ziya Bey, Arif Bey, Vehbi Bey, Hüsnü Efendi, Yusuf Ziya Bey. 

    34- ANKARA; Hilmi Bey, Rüstem Bey, Şakir Bey, Şemsettin Efendi, Atıf Efendi, Hacı Mustafa Efendi, Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Ömer Mümtaz. 

    35- BİGA; Hafız Hamdi Efendi, Hamdi Bey, Mehmet Efendi, Hamit Bey                              

    36- GÜMÜŞHANE: Hasan Fehmi Bey, Mehmet Bey (Belediye Başkanı), Mustafa Bey, Ziya efendi,  

    37- DENİZLİ; Hasan Efendi (Müftü), Hakkı Behiç Bey, Mustafa Bey, Mazlum baba Efendi, Necip Bey, Yusuf Bey,  

    38- ANTALYA; Hasan Tahsin Bey, Halil İbrahim Bey, Rasih efendi, Mustafa Bey, Hamdullah Suphi Bey, Ali Vefa Bey. 

    39- ERGANİ; Hakkı Bey, Salih Efendi, Mahmut Bey, Memduh Bey (müstafi), Nüzhet Bey (Dede Bey), Kâzım Bey, Hamdi Bey.   

    40- SİNOP; Hakkı Hami Bey, Dr. Rıza Nur Bey, Rıza Vamık Bey, Şerif Bey, Şevket Bey, Abdullah Efendi. 

    41- BOLU; Hilmi Bey, Şükrü Efendi, Abdullah Efendi, Abdulvahap Bey, Dr. Fuat Bey, Nuri Bey. 

    42- AMASYA; Hamdi Bey, Dr. Asım Bey, Ali haydar Bey, Ali Rıza Efendi (Müftü), Ömer Lütfü Bey, Mehmet Ragıp Bey. 

    43- DİYARBEKİR; Hamdi Efendi (muallim), Hacı Şükrü Bey, Kadri Necip Bey (Jandarma Bölük Komutanı), Mustafa Bey, Kadri Ahmet Bey, Fevzi Bey, Zülfü Bey.

    44- İZMİT; Hamdi Namık Bey (Geyve Kaymakamı), Halil İbrahim Efendi, Sırrı Bey, Tahir Efendi, Hafız Abdullah Efendi, Fuat Bey.  

    45- TRABZON; Hamdi Bey, Hüsrev Bey, Recai Bey (bahriye Kd. Yüzbaşı), Sabri Bey, Faik Bey (hukukçu), Ali Şükrü Bey, İzzet Bey, Hamit Bey (vali).

    46- CANİK (Samsun); Hasan Fehmi Bey, Süleyman Bey, Şükrü Bey, Nafiz Bey (savcı), Hamdi Bey, Emin Bey. 

    47- KARAHİSARISAHİP;  Hulusi Bey, Halil Hilmi Efendi, Mehmet Şükrü Bey, Ömer Lütfü Bey, İsmail Şükrü Efendi, Nebil Efendi, Mustafa Hulusi Efendi. 

    48- KONYA; Hulusi Bey, Rıfat Efendi, Refik Bey, Arif Bey, Ömer Vehbi Efendi, Kâzım Hüsnü Bey, Musa Kâzım Efendi, Abdülhalim Çelebi Efendi, Vehbi Efendi, Hacı Bekir Efendi. 

    49- SİİRD; Halil Hulki Efendi, Salih Efendi, Kadri Efendi, Mustafa Efendi, Necmeddin Bey, Nuri Bey, Nizamettin Bey.

    50- MENTEŞE; Saadettin Bey, Rıfat Efendi (Ankara Müftüsü), Dr. Tevfik Rüşdü Bey.  

    51- OLTİ; Rüstem Bey, Yasin Bey.

    52- BAYAZIT (Doğubayazıt); Dr. Binbaşı Refik Bey, Süleyman Sudi Bey, Şevket Bey, Atıf Bey (Kaymakam), Hacı Mehmet Efendi, Abdülgani Bey. 

    53- AYİNTAB (Antep); Ragıp Bey, Sıtkı Bey, Abdurrahman Lami Efendi, Kılıç Ali Bey, Hafız Şahin Bey (memur), Yasin Bey.

    54- İÇEL; Sami Bey, Şevki Bey, Hacı Ali Efendi, Naim Efendi, Ali Haydar Bey, Naif Efendi, Ali Efendi. 

    55- KANGIRI (Çankırı); Said Bey, Tahir Efendi, Müştak Bey, Neşet Bey, Ziya Bey, Hamdi Efendi, Tefik Efendi, Behçet Bey. 

    56- ÜSKÜDAR; Ahmet Mazlum Bey, Hasan Hüsnü Efendi,  

    57- MUĞLA; Ethem Fehmi Bey, Dr. Tevfik Rüştü Bey.  

    58- MALATYA; Sadık Bey, Fevzi Efendi, Karib Ağa, Lütfi Bey, Nafiz Bey, Hüseyin Sıdkı Bey (Mahkeme reis), Tahsin Bey. 

    59- ÇORUM; Sıdık Efendi (Belediye Reisi), Dursun Bey (muallim), Ferid Bey, Fuat Bey (Mufettiş), Haşim Bey, İsmet Bey. 

    60- NİĞDE; Ata Bey, Mustafa Bey, Mustafa Hilmi Efendi, Vehbi Bey, Ahmet Hakkı Paşa (Emekli Mirliva), Abidin Efendi.  

    61- İSTANBUL; Dr. Adnan Bey, Muhtar Bey, Ahmet Ferid Bey, Mümtaz Efendi.                 

    62- KARAHİSARIŞARKİ (Şebinkarahisar); Ali Sururi Bey, Mehmet Vasfi Efendi, Mesut Bey (Suşehri Kaymakamı), Hacı Mustafa Bey, Memduh Bey(Jandarma Üsteğmeni).

    63- KOZAN (Adana); Fevzi Paşa (Ferik). 

    64- HAKKÂRİ; Mazhar Müfit Bey.  

    65- ADAPAZARI; Tahir Bey.   

    2. Celsede Bursa’nın Yunan’a teslim olması ile ilgili çok üzücü konuşmalar var.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 31, Celse: 1  – Sf. 248 ile 251 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Temmuz 1920 tarihinde 34. İçtima 2. Celse,

    Memur Mebusların durumlarının tek tek görüşülmesi hakkında kabul edilen bir önergeyi hatırlatıyor. Şiddetli tepkiler var:

    Mehmet Şükrü Bey; “- .. esaslı bir kaide (kural) kabul edilmeli. Memurlukla mebusluk içtima etmez (bir arada olmaz) demeli…. Sonra, tabi maaşlarını almamaları için karar vermiştik.” 

    Hakkı Hami Bey (Sinop); “-.. memuriyetle mebusluk içtima eder diyerek sebat edecek olursak (kararımızda direnirsek) efendiler, memleket üzerinde bir şebekei istibdat (bir baskı şebekesi, örgütü) tesis edilecek (kurulacak), onun altında millet de ve biz de ezileceğiz. … millete hürriyet vermek isterseniz memuriyetle mebusluk içtima etmez.”

    (Zabitandan (subaylardan) birlik teşkili (oluşturulması) konusuna Mustafa Kemal çok kızıyor. Ali Şükrü’ye de çok kızıyor. Ali Şükrü; 14. Kolordu Kumandanı erkânı harbi (kurmayları) ile buraya gelmiş, neferi yok, siz de zabit (subay) eksiğimiz var diyorsunuz, deyince Paşa çok kızıyor.  Bu arada Yunan ilerliyor. Kastamonu mebusu Rüşdü Bey Yunan Bursa’yı geçip Eskişehir’e yürüyor diyor. Mustafa Kemal Paşa, böyle bir şey yoktur diyor.) Sf. 328

    35. İçtima 15.7 1920’de yemin yoklaması yapıldı.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 34, Celse: 2  – Sf. 305 ile 328 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Temmuz 1920 tarihinde 30. İçtima 1. Celse,

    Yunan’ın ilerlemesi görüşülüyor.

    Miralay İsmet Bey (Edirne); (Bazı mebuslar Azerbaycan’dan gelecek kuvvetle kurtulacağımız umudundalar diyor.)  

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); (Güzel ve ümit verici bir konuşma yapıyor, çok alkış alıyor. Ve Yunan ordusu ilerliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 30, Celse:2  – Sf. 203 ile 228 arası) kitabından notlar alınmıştır.

  • 14 Temmuz 1920 tarihinde 34. İçtima 1. Celse,

    Çeşitli Mesleklerin Maaşlarını Gösteren Çizelge;

    (Kuruş / Ay olarak maaşlar.)

    Geyve kaymakamı; 2.500 Kuruş (Yani ayda 25 lira)

    Pülümür Kaymakamı; 2.000 Kuruş,

    Jandarma Bölük Komutanı; 1.900 Kuruş,

    Bidayet Mahkemesi Reisi: 2.500 Kuruş,

    Ahzı Asker Şube Müdürü; 2.500 Kuruş,

    İstinaf Ceza Reisi (Üst Mahkeme, Temyiz Mahkemesi Reisi); 3.500 Kuruş,

    Tabip Binbaşı; 2.000 Kuruş,

    Banka Müdürü; 1.000 Kuruş,

    Meclisi Umumi Azası; 6.000 Kuruş,

    Mahkeme zabıt kâtibi; 500 Kuruş,

    Süvari Yüzbaşı; 1.050 Kuruş.

    (Milletvekili maaşı 10.000 Kuruş yani 100 Lira, 1925 yılında 350 liraya çıkartıldı.) Sf.317, 318  

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 34, Celse: 1  – Sf. 305 ile 328 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Temmuz 1920 tarihinde 30. İçtima 1. Celse,

    Asker Şubelerinin Lağvı Hakkındaki Takriri Görüşmeleri, Hilafet ve Saltanata Ait Hukukun BMM’ne Aidiyetine Dair Kanun Teklifi Encümene gitti. İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey’in Ahzı Asker Şubelerinin Lağvı Hakkındaki takriri görüşülüyor.

    Hamdi Namık Bey (İzmit): “- .. Bugün Ahzı Asker (askere alma) şubelerinde dört yüzbaşı, altı mülâzım (Teğmen) bilmem ne kadar yazıcı vardır. Şehri muhassasatı (aylık tahsisatları) 150 bin kuruş tutuyor. Elli paralık olsun bir iş görmüyorlar.”  Sf.210

    2. Celse : Meclis İç Tüzüğü Görüşmeleri

    (İzmit mebusu Sırrı Bey’in Mecliste şube ve encümenler açılmasına dair önergesi var, Meclis iç tüzüğünü düzenleyelim diyor.)

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-..eğer biz kendimizi bir esasa raptedemeyecek (bağlayamayacak) olursak bu mecliste hiçbir iş göremeyeceğiz. … Meclis’in sureti teşekkülü (kuruluş şekli) yok. Reis gelir aza gelmez, kâtip gelir salon gelmez. Rica ederim öteden beri söylüyorum Nizamnâmei Dâhilîyi (İç Tüzüğü) kabul edelim.” 

    İç tüzük uygun olmayan taraflarının değiştirilmesi şartıyla kabul edildi. Sf.220, 221

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 30, Celse: 1  – Sf. 203 ile 228 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 6 Temmuz 1920 tarihinde 29. İçtima 1. Celse

    Milletvekili yemini görüşülüyor:

    “Hilafet ve saltanat ve vatan ve milletin istihlas (kurtuluş) ve istiklâlinden (bağımsızlığından) başka bir gaye takip etmeyeceğime vallahi….” 

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 29, Celse: 1  – Sf. 198 ile 203 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 6 Temmuz 1920 tarihinde 29. İçtima;1. Celse;1;

    Jandarmanın mülki (sivil) amirlere bağlanmasına dair kanun teklifi görüşülüyor:

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “- ..Hakikaten taşralarda ne Mutasarrıfların (Sancak Beylerinin) ne de Nahiye  Müdürünün jandarma nezdinde (huzurunda) hiçbir nüfuzu (etkinliği, saygınlığı) yoktur. Kaymakam Jandarmaya emir verir infaz et (yerine getir) diye, etmez. … Jandarmayı niçin doğrudan doğruya rüesayı memurini mülkiyenin (mülki amirlerin) emrine vermeyelim? Elbette bu mantıksızlıktır.”   

    Hamdi Bey (Trabzon); “-… Jandarmaların istiklâli (bağımsız olmaları)… bu ocağı şekavet (eşkıyalık) ocağı haline getirmiştir.” (Alkışlar)

    (Kanun teklifi acilen Dâhiliye Encümenine (komisyonuna) gönderildi.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 29, Celse: 1  – Sf. 198 ile 203 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 5 Temmuz 1920 tarihinde 28. İçtima 1. Celse, Reis; Celalettin Arif Bey

    Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununu Değiştiren Kanun Teklifi görüşülüyor:

    (Hüseyin Avni Bey’in önemli bir çıkışı var; Harp Okulu’nun İstanbul’dan alınıp Erzurum’a naklini öneriyor. Ayrıca Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununu değiştiren 8 maddelik kanun teklifi sunuyor. Mebuslar, bu kritik zamanda bununla uğraşmayalım diyorlar, Hatta Hakkı Hami Bey gibi demokrat biri bile karşı çıkıyor, tartışma başlıyor;)

    Abdülkadir Kemali Bey; (Kastamonu); “-Memleketin vaziyeti (durumu) filvaki (gerçekte) yalnız memleketin müdafaasını bize emrediyor. Fakat emin olunuz ki memleketin muhtelif (çeşitli) cihetlerinde (yerlerinde) mehâkim (mahkemeler) icrai adalet (adalet dağıtma) vaziyetinde (durumunda) bulunuyor ve mehâkimin tatbik ettiği kanunlar yolsuz olduğu için zulüm devam edip gidiyor. .. Eğer memleketin teşkilatını (lüzumu yok sadaları) adliye, mülkiye ve maliyeyi yıkmak yakmak lâzım geliyorsa onun için ayrıca bir karar verelim.”   

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Adliyeyi istememek adalet istememektir. Bunun imkânı yok.” 

    Bir Mebus; “-Şeriat istiyoruz.”  

    Hüseyin Avni Bey; “-Şeriat adalettir, maksattır (amaçtır). Şeriat adliyenin adaletidir. Maksat… onun içinde mündemiçtir (içindedir, kapsamındadır). Usulü Muhâkematı (mahkeme usullerini)tebaamızın (halkımızın), uzun boylu hapishanelerde lüzumsuz yere yatmasına mani olmak için bunu basitleştiriyoruz.”

    (Encümene gönderilmesi talebi bile reddedildi.) Sf.180,182

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 28, Celse: 1  – Sf. 180 ile 182 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Temmuz 1920 tarihinde 27. İçtima 1. Celse,

    Mebuslara uygulanan sansürden rahatsızlık var:

    (Hakkı Hami Bey, Çorum Mebusu Sıddık Bey, Dursun Bey, Tokattan Rıfat ve Mustafa Beyler, Mebuslara sansür kalksın diyorlar. Ziya Hurşit, Mehmet Şükrü, Kastamonu Mebusu Rüştü Beylerin de talebi aynı. Çorumdan Abdullah Dursun, Tokattan Mehmet Rifat ta İcra Vekillerine ve resmi makamlara gönderilenlere sansür uygulanmasın diyorlar.) 

    Hakkı Hami Bey (Sinop); Arzu ederdim ki, şu verilen takrirlerde rüfekayı kiram (yüce arkadaşlar) yalnız Meclisi değil, milletin heyeti umumiyesini nazarı itibara alarak o yolda sansür hakkında mütalaa dermeyan etsinler (görüşlerini ortaya sürsünler). … Meclisi Âlinin mektuplarını, telgraflarını sansür etmek, bu, gayet çirkin bir meseledir. .. Bu Meclisi Ali’nin harekâtını murakabe etmek (denetlemek) demektir. .. Beş bin mektubun, Konya’da sansür edilmek üzere postanede bulunduğunu söylediler. .. durmuş olan muamelatı ticariye (ticari işlemler) bu sansür yüzünden mahvolup gidiyor.” 

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-.. şuna kaniim ki (inanıyorum ki), bizim memleketimizde sansür hiçbir zaman bir fayda temin edememiştir. .. limonla yazılır, sonra ateşe gösterildiği zaman yeni yeni yazılar çıkar. …. Vilâyetlerde sansür bahanesiyle memurları büyük memurların zulüm ve istibdadı (baskısı) altında bırakmak, halkın maruzatını (sunumunu, şikâyetlerini arz etmesini) boğmak demektir.”

    (Dâhiliye Vekili ve Aydın Mebusu Cezmi Bey ve Karahisarısahip (Afyon) Mebusu İsmail Şükrü Efendi sansürü savunuyorlar.)  

    Rüştü Bey (Kastamonu); “-.. Eğer bizi sansür eden Jandarma mülâzımı (Teğmen’i) Efendi kadar memleketimizle bizim aramız yoksa, bu mahalde durmamıza lüzum yok….” 

    (Maarif Vekili Rıza Nur genel sansürden yana ama Mebuslarınki kalkabilir diyor.) 

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “Fikrimce sansürü sadece meclis azası için değil tekmil memleketten kaldırmalıyız. Çünkü mazarratı (zararları) çoktur. Fakat harice sansür yapılabilir. Bu bütün memaliki mütemeddinede (medeni memleketlerde) vardır. Fakat oralarda sansür dâhile tatbik edilmez. Bu iptida (ilk defa) Türkiye’de tatbik ediliyor.” 

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “-.. Memleketimizin ahvali dâhiliyesini (iç işlerini, hallerini) nazarı dikkate (göz önüne) alacak olursanız, tamamen hüsnüniyeti makrun (iyi niyete dayalı) bazı yerlerdeki malumatı (bilgiyi), havadisi (haberi) diğer yerlere nakletmek dahi muzır (zararlı) olabilir. … kendimizi bu istisnadan hariç (ayrıcalıklı durumun dışında) tutmağı muvafık (uygun) bulmamış idik. ..Eğer mebusanı kiram (yüce meclis), rüesayı memurin (memurların reisleri) ve saireyi (diğerlerini) şayanı itimat (güvene layık) bulup ondan gayrisine sansörü (Paşa yanlış telaffuz ediyor sansür.) tatbik etmek isterlerse, ondan gayri ne kalır? Efradı millet (milletin fertleri), kütlei asliyeni millet (asıl kitle olan millet), demek ki kendilerine Vekâlet ettiğimiz millet şayanı itimat değildir (güvene lâyık değildir). Böyle bir şey olamaz.  İçinizden birkaç kişi intihap olunur (seçilir), onlar vasıtasıyla (aracılığıyla) bu iş daha seri (hızlı) yapılabilir. Bunlar teferruattan (ayrıntıdan) ibarettir. (Doğru, doğru sadaları) Sansörün muhafazası (korunması) henüz lâzımdır kanaatindeyim. (alkışlar, kafi, kafi sadaları)

    Hakkı Hami Bey; “-… Bendeniz umumiyeti itibarı (genel olarak) ile dâhilde sansörün ref’i (kaldırılması) taraftarıyım.”

    (Ulema sınıfı sansürden yana.) 

    Fikri Efendi (Genç); (Peygamberin bir kadındaki gizli mektubu aldırması olayını anlatarak, sansüre evet diyor. Sonunda sansüre devam çıkıyor.)

    Sansür devam edecek.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;27, Celse: 1 – Sf. 101 ile 108 arası) kitabından birebir alınmıştır.