Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 5 Temmuz 1920 tarihinde 28. İçtima 2. Celse, Reis; Celalettin Arif Bey

    Bazı subaylarla ilgili suistimaller (görevi kötüye kullanmak) ve asker firarları görüşülüyor:

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “ Derdin birisi; mesela halk da yeni bir zihniyet uyanmıştır. Ben, senin nam ve hesabına ölemem diyor. Sen burada kal, tarlamı zapt et, servet ve saman sahibi ol, bende öleyim, bu olamaz diyor. Bu, mühim inkılâbı içtimaidir, bilhassa avam halk bunu anlamıştır. (Gürültüler)

    3. Celse

    Liyakatsiz memur atamaları ile ilgili Ziya Hurşit ve Mustafa Durak’ın İstizah yani gensoru önergesi görüşülüyor.  

    Mesud Bey (Karahisarişarki); .. Memleketimizin ötesinde berisinde zuhur eden (ortaya çıkan) bazı hadisatı elime (üzüntü verici olaylar) suiidare (kötü idare) neticesidir. O da memuriyetlerin erbap (sahip, usta) ve ehline (becerikli olanına) verilmemesinden neşet eder (doğar)…. vukua (meydana) gelen hadisatın (olayların) ecnebi (yabancı) tahrikatından (tahriklerinden) ziyade suiidare (kötü idare) neticesi olduğuna kaniim (inanıyorum).” 

    Hamdi Namık Bey (İzmit); ”-..Tarih bu günkü esbabı felaketimizi (felaketimizin sebeplerini) tetkik (araştırıp) ve mütalaa edeceği (inceleyeceği) sırada, suiidarenin (kötü idarenin), zimmet (kayıt) hanesine pek mühim (önemli) ve azim (büyük) yekûnlu (toplamı olan) bir kaydını ilave edecektir. Bu da vezaîfin (görevlerin) naehillere (beceriksizlere) tevdi edilmesinden (verilmesinden) ileri gelmiştir.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 28, Celse: 1 ve 3 2. Celse Gizli – Sf. 178 ile 189 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Celalettin Arif Adalet Bakanı olarak Adliyedeki tayinler ve işten çıkarmalarla ilgili bir gensoruyu cevaplarken Antalya’da Artin Efendi ve Trabzon’da ise Silotros Efendi adında mahkeme üyelerinden bahsediyor. Yani Osmanlıda hâkimler bile gayrimüslimlerden olabiliyor. Sf.189 

  • 4 Temmuz 1920 tarihinde 27. İçtima 2, 3, ve 4. celseler gizli celsedir.

    Kuvayı Milliye’nin (1) yaptığı eşkıyalıklar görüşülüyor:

    Vehbi Efendi (Konya); “Efendiler! Köylü yedi senedir, yetmiş senedir, yüz yetmiş senedir kasaba eşrafı (şereflileri, önde gelenleri, sömürenleri) adına öle öle usanmış! Canı boğazına gelmiş. Onlar, dostlar gazi, biz şehit, kuralının karşısında. Bu kere de biz gazi, kasaba eşrafı şehit olsun diyorlar! ….Kuvvai Milliye deyince ve Karesi (Balıkesir) hududunu geçince, eşkıya ocağı demektir. Ve genellikle Kuvvai Milliye demek eski cepheyi geçtikten sonra şekavet (şakilik, eşkıyalık) ocağı demektir. Bunu saklamakta bir anlam yok. Fiiliyattır (yaşanandır) bu.” (2)

    4. Celse Gizlidir:  

    Ordu teşkilâtının yeniden tanzimi ve ordunun takviyesi, Müslim ve gayrimüslimlerden bedeli nakdi alınıp alınmaması ve gayrimüslimlerin bir kısmı hakkında ihtiyati tedabir ittihazına lüzum olup olmadığı konusu görüşüldü:

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 27, Celse: 2, 3 ve 4. Celseler gizli celseler  – Sf. 165 ile 170 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1995): Kuvayı Milliye: Dar anlamıyla düzenli ordu birlikleri dışında bir tür gerilla savaşı ile mücadele veren, sevk ve idareleri merkezi bir komutanlığa bağlı olmayan guruplardı. Bunlardan en büyüğü de Çerkez Ethem’in birlikleridir.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1995): Konya Mebusu Vehbi Efendi 1. Meclisin muhaliflerinden.  Kuvvai Milliyenin eşkıyalığı da ilginç ve önemli bir tespittir.

  • 3 Temmuz 1920 tarihinde 26. İçtima 2, 3 ve 4. Celseler gizlidir.

    Haziran sonundaki büyük bozgundan sonra İsmet Paşa Meclis’in bu celsesinde (oturumunda), işgalden korkulmamasını, işgal genişleyince de küçük harp yani çete harbi yapılacağını söylüyor. 1994’de alınmış notlar:

    Süleyman Sırrı Efendi (Yozgat): “-Soyguncu Başkanı Edip Bey ile görüştük…. Edip Bey bana bir soru sordu: Siz orada geçici bir hükümet kurdunuz, başkentten vazgeçtiniz, Padişah’ı unuttunuz, sonra biz padişahı kurtaracağız, başkenti kurtaracağız, Padişah esirdir diye yalan söylüyorsunuz dedi…” 

    Yozgat’taki isyan nedeni ile Yozgat Mebusları Mustafa Kemal’den izin alıp isyancılarla konuşmaya gittiler. İsyancıların başı Edip Bey bunları tutukluyor. Sonra Çerkez Ethem’in Kuvayı Milliyesi bu mebusları kurtarıyor.

    (Yunan’ın büyük saldırısı var, Susığırlık’a yani Susurluk’a kadar gidilmiş, mebuslar infial içinde ve Mustafa Kemal Paşa teskin edici bir konuşma yapıyor:)

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara); “… Meselâ Ermenistan’daki insanların kendi mukadderatını (geleceklerini) kendi reyleriyle tayin ve tespit etmeleri; Erivan Cumhuriyetini tesis ve teşkil eden (kuran ve oluşturan) Ermenilerin müstakil (bağımsız) olmalarını ve bu bapta (konuda) arzuları her ne ise zaten kabul etmişizdir. Fakat Kürdistan, Lazistan vesaire hakkında değil.  Sureti umumiyede (genel olarak) prensip şudur ki hududu millî olarak çizdiğimiz daire dâhilinde yaşayan anasırı muhtelifei İslâmiye (çeşitli İslam kesimleri) yekdiğerine karşı ırkî, muhitî (lokal, bölgesel), ahlâkî bütün hukukuna riayetkâr (saygılı) öz kardeşlerdir. Binaenaleyh onların arzuları hilâfında bir şey yapmayı biz de arzu etmeyiz. Bizce kat’î olarak muayyen (belirli) olan bir şey varsa o da hududu millî dâhilinde (milli sınırlar içerisinde), Kürt, Türk, Lâz, Çerkez vesaire bütün bu İslâm unsurlar, müşterekül menfaadır (birlikte yarar sahibidirler). Beraber çalışmaya karar vermişlerdir. Yoksa hiç bir vakit başka bir noktai nazar (bakış açısı) yoktur; arzuyu vicdanî ile uhuvvetkârane (birlik içinde) ve dindarâne bir vahdet (birlik, bağ) vardır. Binaenaleyh hiç şüphe etmeyiniz ki Kürt, Lâz vesaire, reyi (kanaati, oy’u) sorulduğu zaman bu reyi vereceklerdir.”  

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;26, Celse: 2, 3, ve 4 gizli celseler – Sf. 155 ile 160 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Temmuz 1920 tarihinde 26. İçtima 2. Celse, Reis; Celalettin Arif Bey.

    Mebuslar tutanaklara ulaşamadıklarını söylüyorlar:

    (Elaziz Mebusu Hüseyin Bey bir önerge veriyor, Meclis zabıtlarının çoğaltılarak satılmasını istiyor. Meclis Başkan Vekili Celalettin Arif Bey, çok iyi çok güzel ama kâğıt yok diyor. Mehmet Şükrü Bey para ayırılarak kâğıt alınsın, bizim burada ne yaptığımızı herkes bilsin, diyor. Celalettin Arif, kâğıt yoldadır diyor. İzmir Mebusu Hamdi Namık Bey, bazı vilâyetlerde matbaacılar bunları teksir edelim dediler, kabul edilmedi diyor. Celalettin Arif Bey, benim bundan haberim yok diyor. Ve hemen gizli celseye geçiyor. Tarih için çok önemli olan bu konu görüşülemiyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;26, Celse2 – Sf. 155 ile 160 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Temmuz 1920 tarihinde 26. İçtima 1. Celse

    Lazistan Mebusu Osman Nuri Bey’ Düzce isyanı hakkında bir takrir (soru önergesi) veriyor:

    Osman Nuri Bey (Lazistan); “1-Düzce’de zuhura gelen (açığa çıkan) hadisei irtica (gericilik olayı) filhakika (gerçekte) Ferit Paşa Hükümetinin Anadolu’yu parçalamak üzere .. yaptıkları teşvikat (teşvikler) neticesi meydana gelmiştir. Fakat umumiyetle (genellikle) halkı bu derece galeyana getiren sebebin yalnızca bu propaganda olamayacağını ve hadisei ihtilâlin (ihtilal hadisesinin) daha derin avamili içtimaiyesi (sosyal etkenleri amilleri) mevcut olduğunu her basiretkâr (ileri görüşlü kişi) derhal takdir edebilir. Şöyle ki; Birçok senelerden beri hükümetin, bittabi (tabii ki) jandarması, adliyesi, rüesayı idaresi (idari Reisleri) ciheti askeriyesi (askeri kesimi), halka yapmış olduğu zulüm ve itisafın (yolsuzluğun) biriktirdiği husumet (hasımlıklar, düşmanlıklar) … bu vakada mühim amil (sebep) olmuştur.” (Rus köylüsünün arazi meselesinden dolayı kinlenerek ekim devriminde sistemi nasıl yıktığını örnek veriyor. Ve devamla:)   “Senelerden beri bizdeki seyyiatı idarenin (idarenin olumsuzlukları, kötülükleri) halk üzerinde az çok buna mümasil (benzer) bir tesiri (etkisi) olduğunu unutmamalıyız ve bütün Düzce havalisine yapılan harekâtı tedibiyenin (cezalandırma harekâtının) halk üzerinde tesiri (etkisi) müşfikâne (şefkatli) olmalıdır. 

      2- Bütün kâinata karşı, demokratik bir esas dâhilinde, Anadolu’da radikal bir teşkilat yapacağımızı ilan ettiğimiz halde… teşkilâtın pek de ilan ettiğimiz esasatla (esaslarla) kabili telif olmadığını (açıklanamayacağını) görmekle dilhûnum (gönülden yaralıyım)(1) “Çünkü herhangi bir kanaati bir kimse sırf taklit eseri olarak taşırsa onu başkasına telkin edemez (öğretemez).  

      3- … Artık eski zihniyeti tamamıyla terk ile basit olan ahali ve memleketimize basit teşkilat yapalım.  

      4- .. Demokratik prensiplerle hareketimiz icap ederken, hâlâ teşkilatımızın merkezi olan Ankara’da polisler tarafından serbest fikir sahiplerinin takibi emir olunursa ve bu da duyulursa, burada bizi ziyarete gelen bilhassa şarklı dostlarımıza karşı vaziyetimizin (durumumuzun) ne kadar tuhaf olacağını… ilâveye mecburum. 11 Haziran 1920.”  (Doğrudur sesleri.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;26, Celse1 – Sf. 155 ile 160 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Çok müthiş bir tespit! Ve devam ediyor:

  • 7 Haziran 1920 tarihinde 25. İçtima 6. Celse,

    Matbuat (basın) ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi Teşkili Hakkında Kanun Görüşülüyor:

    (İftardan sonra Mustafa Kemal Paşa’nın riyasetinde (başkanlığında) tekrar toplanılıyor. Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi Teşkili Hakkında Kanun görüşülüyor.)

    (Ali Şükrü Bey, bu genel müdür İcra Vekilleri Reisine yani Başbakan’a direkt bağlı olsun, o seçip onaylasın diye verilen bir teklife karşılık, bu genel müdür yarın bakan olabilir, biz seçmesek te bunu Meclis onaylasın, diyor. İrşat (bilgilendirme) Encümeni (komisyonu) Reisi Yunus Nadi Bey buna karşı çıkıyor.)

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-… Düşünün bir defa, İcra Reisi hem Heyeti İcraiye hem de heyeti teşriiye (yasama heyetinin) reisidir. Bunun için Riyasete bu kadar şeyler yükletmek doğru değildir. Mesele bir defa yanlış bir çığıra girmiş bulunuyor.”          

    Reis Paşa; (Mustafa Kemal Paşa kızıyor) “-Şükrü Beyefendi tahtı karara (karar altına) alınmış bir şeyin yanlışlığından bahsetmek doğru değildir.” 

    Ali Şükrü Bey; “-Evvelce kabul edilmiş bir şeklin tadilini (değiştirilmesini) veya reddini teklif etmiyorum. .. kanaatim budur ve bunu izah için de bunu söylemek ihtiyacındayım zannediyorum.”

    (Reis Paşa yani Mustafa Kemal müzakerenin kifayetini (görüşmelerin yeterli olduğunu) oylamaya sunar ve kabul edilir ve 3. Madde de kabul ediliyor.)

    7. Celse: 16 Mart 1920 İngilizler Tarafından İstanbul’un İşgali Tarihinden Beri İstanbul’un Yaptığı Bütün Anlaşmaların Yok Farz edilmesine Dair Kanun görüşülüyor:

    Madde 1; İstanbul’un işgali tarihi olan 16 Mart 1920’den itibaren BMM’nin tasvibi (kabulü) haricinde İstanbul’ca akdedilmiş (yapılmış) veya edilecek olan bilumum muahedat (anlaşmalar) ve mukavelat (mukaveleler, sözleşmeler) ve ukudat (akitler) ve mukarreratı resmiye (resmi kararlar) ve verilmiş imtiyazat (ayrıcalık) ve maadin (madenler) ferağ (bağış) ve intikalâtı (devirleri) ve ruhsatnameleri ile mütarekeden (ateşkesten) sonra akdedilmiş muahedatı hafiye (gizli anlaşmalar) ve doğrudan doğruya veya bilvasıta (aracı ile) ecanibe (yabancılara) verilmiş maadin imtiyazatı (maden ayrıcalıkları) ferağ (bağışları) ve intikalâtı (nakilleri) ile ruhsatnameleri keenlemyekûndür. (tamamı yok sayılmaktadır).

    Kanun bu şekliyle kabul edilmiştir.

    (Reis Paşa’nın beyanatına göre Trakya’yı işgale teşebbüs eden Yunan birlikleri henüz hududumuza girmemiştir. Ve Meclis bir aya yakın bir süre ramazan ve bayram nedeni ile tatil ediliyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt:02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;25, Celse; 1’den 7’ye kadar – Sf. 98 ile 144 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Dr. Adnan Bey ve Hüseyin Avni Bey’in 16 Mart 1920 tarihinden beri İstanbul’un yaptığı bütün anlaşmaların yok farz edilmesine dair kanun teklifleri var. Bu kanunun bir adı yok. Mebuslar çok acemiler. 

         

  • 7 Haziran 1920 tarihinde 25. İçtima 1. Celse,

    Seyyar Jandarma Müfrezesi Kurulması Hakkında Kanun görüşülüyor:

    (Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi İsmet Bey, bu yasayı savunuyor. Mevcut bir Jandarma teşkilatı var, kurulması istenen müfrezeler silahlı seyyar müfrezeler olacak. İsyanlarda kullanılacaklar diyor.)   

    Mustafa Necati Bey (Saruhan): “-.. cephelerde üç yüz tevellütten (1300 yani 1884 doğumludan) üç yüz onaltı (1900) doğumluya kadar çok efrat tahtı silaha (silah altına) alınmıştır.”  Sf.103  

    İsmet Bey; “-… efradımız (askerlerimiz) 1310’dan itibarendir. Üç yüz ondan on altıya kadar olanlardan başkası Kuvayı Milliye dediğimiz teşkilat altındadır.”  Sf.104 

    (İhtilalci Paşalar bu kanun ile kendilerini korumaya yönelik bir paralı muhafız birliği kurmak istiyorlar. Bunu bazı mebuslar iyi görüyorlar. Meclis Başkanvekili Celalettin Arif Bey ise konuyu Meclis denetiminden uzaklaştırmaya çok gayret ediyor, iki kere görüşmelere son vererek oylamaya geçmek istiyor, reddediliyor, tekrar görüşülüyor;)              

    Abidin Bey (Niğde); “-.. yüz elli kuruş maaş alan bir jandarma ile bin beş yüz kuruş maaş alan bir jandarma, cephede ikisi yan yana harp edecekler. Hiçbir fert tabiatın hilafına sevk edilemez (doğaya aykırı olarak yönlendirilemez).” 

    (O sırada otuz bin jandarma var. Mevcut jandarma teşkilatı mahalli idarecilerin emrinde, kurulması istenilen teşkilat ise askerin emrinde olacak, ilginç.) Sf.101,106   

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-İsmet Bey burada buyurdular ki; asayişi dâhili vazifeleri (iç güvenlik görevleri) ordunun vazifesi değildir. … Asayiş vazifesi Dâhiliye Vekâletinindir, öyle ise evvela niçin Müdafai Milliye, dâhilde asayişi temin edecek olan bu jandarma müfrezelerini kendi emri altına alıyor? … bir vakit jandarmaya seçme zabitan (subaylar) tayin olunuyordu. … bu sırada da gördük ki asker, vazifesinden kaçıyor, Kuvayı Milliyeye iltihak ediyor. Sebebi nedir? Orada daha fazla para var, biraz serbestlik var.” (1)

    (Üçüncü yoklamada tamamı üzerindeki müzakere kâfi görülüyor, maddelere geçiliyor.)

    4. Celse; Askeri yargı – sivil yargı tartışması var;

    (Kanunun 9. maddesi görüşülüyor sorun çıkıyor. Dokuzuncu Madde; bu birliğin mensuplarının ahaliden parasız ve doğrudan mal almaları halinde zabitan (subaylar) ve efradın (eratın) şiddetle cezalandırılmasını istiyor. Mebuslar bu cezayı sivil savcılar versin diyorlar. İsmet Bey ise Askeri mahkemeler versin diyor. .. Mehmet Şükrü Bey Askeri Ceza Kanunları askerler arasındaki davalara bakar, onun için bu davalara sivil mahkemeler baksın diyor. Ortalık karışıyor. Askeri yargı – sivil yargı tartışması var.) Sf.120,122   

    5. Celse; (Mustafa Kemal Paşa Riyasete oturuyor ve tartışmalar bitiyor maddeler hemen geçiyor. Tamamı onaylanıyor.)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;25, Celse1, 2, 4, 5 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1995): Ziya Hurşit, akıllı ve hırçın bir insan. Yurt dışında mühendislik eğitimi almış olan ilk makine mühendisi. 1926’da İzmir’de Kemal Paşa’ya suikast düzenledi, astılar.

  • 7 Haziran 1920 tarihinde 25. İçtima 1. Celse

    Bir kanun teklifi kabul edildikten beş gün sonra tekrar oylama yapılabiliyor. Bu oylamada da sadece tadil (değişiklik) teklifleri görüşülebiliyor. Muvakkat Temyiz Mahkemesi Heyeti Teşkiline ait kanun daha önce kabul edilmişti ama ikinci kez oylanıp tekrar kabul edildi. Sf. 98

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;25, Celse1 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Haziran 1920 tarihinde 24. İçtima 1. Celse,

    Memuriyet Ve Mebusluk Sıfatlarının Ayrılması Hakkındaki Kanunun Görüşülmesi;

    Mehmet Şükrü Bey (Karahisarısahip); “- .. kuvvetin bir tarafta toplanması daima istibdat (baskı rejimi) tevlit eder (doğurur). Efendim kuvvet bir tarafta toplanacak olursa bu sefer hükümet istibdadı, imparator istibdat yerine Meclis istibdadı kaim olur (yerine konur). Millet bilmeyerek istibdada koşar ve istibdat yaptığını da bilmez. .. Memlekette bendeniz her şeyden ziyade (fazla) kanunun nüfuzunu (etkili olmasını) arzu ederim. …. hem mebusluk sıfatını hem de valilik gibi bir memuriyeti nefsinde cem edecek (toplayacak) olursa, istibdada doğru koşacaktır. … Bendeniz arzu ederim ve isterim ki daima ve daima kanunun nüfuzu cari (geçerli) olsun.  ..ve şu zavallı millet, şahsiyetlerin (kişilerin) esaretinden kurtulsun.” (1)

    (Mehmet Şükrü Bey, ayrıca bu durumun Kanunu Esasiye’ye (Anayasa) de aykırı olduğunu söylüyor.) Sf.76, 77      

    Yunus Nadi Bey (İzmir); “-Bu meclis fevkalade bir meclistir.” (Kâzım Karabekir Paşa’yı da örnek vererek bu durumun devamını istiyor.)  

    (Memurluk ve mebusluk aynı kişide toplanamaz diyen Mehmet Şükrü Bey’e çok büyük tepki doğuyor, konuşturmuyorlar. Gürültü çok, en sonunda meclisi terk ediyorlar. Ara veriliyor.) 

      2. Celse; (Mazbata Encümeninin kararı okunuyor;) 

    “BMM azasının (üyelerinin) herhangi bir memuriyeti uhdesinde (üzerinde) cem edip etmemesi hususunun Heyeti İcraiye’nin teklif ve mütalaası (görüşünü bildirmesi) üzerine, BMM’since takarrür ettirmesi (kararlaştırılması) münasibi mütalaa edilmiş (uygun görülmüş) olmakla….” 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 24, Celse1 ve 2 – Sf. 76 ile 87 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKALIN YORUMU (1) (1995): Mehmet Şükrü Bey demokrat ve solcu bir insan. 1926’da İzmir suikastı suçlamasıyla idam edildi. 

    BAKKAL’IN YORUMU (1995): Meclis Başkan Vekili ve Osmanlı Döneminin Anayasa Profesörü Celalettin Arif Bey bir punduna getirip, memur mebusların durumunun değerlendirilmesini hükümete bırakan bu mazbatayı kabul ettiriyor. Takrir sahibi Mehmet Şükrü Bey ve Niğde Mebusu Abidin Beylerin, hukuk adına çıkan cılız sesleri bastırılıyor. Meclis’in din adamı olan mebuslarının çoğu müftü, yani hem mebus hem de memur olduklarından çıkarları gereği bu teklife karşı çıkıyorlar.

  • 2 Haziran 1920 tarihinde 22. İçtima 1. Celse, Reis; Celalettin Arif Bey.

    8 Mayıs 1920 tarihli Peyamı Sabah Gazetesinin bir haberi okunuyor;

    Reis Celalettin Arif Bey (Erzurum); “-.. İstanbul Hükümeti, vaziyeti siyasiyei hariciyye (dış siyasi işleri) dolayısıyla Kuvayı Milliye aleyhine yapılacak tedibattan (cezalandırmadan) sarfı nazar edildiği (göz ardı edildiği, vazgeçildiği) ve bu işin sulhun akdinden sonraya bırakıldığı zikredilmekte (belirtilmekte) olduğu… ” 

    (Meclis Başkan Vekili ve Osmanlı Döneminin Anayasa Profesörü Celalettin Arif Bey.)

    Merkezi Sivas’ta Bulunan Bir Muvakkat Temyiz Mahkemeleri Teşkili Hakkında Adliye Encümenindeki mazbata görüşülüyor.

    2. Celse:  

    (Meclis Adliye encümeninin sunduğu Sivas’ta Muvakkat bir Temyiz Mahkemeleri kurulması hakkındaki kanunun maddelerini kabul ediyor. Hüseyin Avni Bey bu görüşmeler sırasında usul hakkında kısa bir konuşma yapıyor. Bu kanunun tamamı 23. İçtimada kabul ediliyor.)   

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;22, Celse1 – Sf. 39 ile 55 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 29 Mayıs 1920 tarihinde 21. İçtima 2, 3 ve 4. Celseler gizli celse, Reis Mustafa Kemal Paşa.

    (Muhtemelen Sevr Antlaşması hükümleri görüşülüyor. Bu celselerin zabıtları da yok. Bu zabıtları 2014’de internette buldum. Gizli Celselerde Sevr, Bolşeviklik ve son durum görüşülüyor;)

    Vaziyeti Askeriye, Siyasiye ve Hariciye Hakkında İstizah Takriri (soru önergesi):  

     İsmet Bey (Erkânı Harbiyei Umumiye Vekili, Genelkurmay Başkanlığı Vekili) (Edirne); Vaziyeti siyasiye itibariyle, içinde bulunduğumuz vaziyeti siyasiyemizin en bariz delili İstanbul’dan istihbar edilen (haber alınan) sulh projesidir. Bu proje uzun müddet ince ince düşünülmüş ve yirminci asırda bir milletin siyaseten ve iktisaden bütün mevcudiyeti ile nasıl imha edilebileceğini gösterir bir vesikadır (belgedir). İngiliz projesi diyebileceğimiz bu vesikada düşmanlarımız evvelâ memleketin hudutlarını her taraftan, bütün memaliki İslâmiyeden tecrit etmişlerdir. Şarktan ilerleyen Ermenistan, garptan Yunanistan, aşağıdan, cenuptan İngiltere ve Fransa gerek Araplarla ve gerek Kafkas ve Rumeli’de kalan milletlerle bütün ittisalimizi (bağlantımızı) siyaseten kesmek istemişlerdir.”

    (Fransızlarla bir barış antlaşması ortamı oluşmuş onu görüştüler. Fevzi Paşa 3. Celsede ordunun silah eğitim durumunu anlattı, Kemal Paşa da toparladı. Bu arada Bolşeviklerden yardım konusu çıktı ve Kemal Paşa cevabını verdi:)

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “Ancak bu noktada iki ciheti (yönü) bir birinden tefrik etmek (ayırmak) lâzımdır. Biri Bolşevik (kollektivist, ortakçı) olmak, diğeri Bolşeviklik Rusya’sıyla ittifak etmek (anlaşmak). Biz, Heyeti İcrâiye (hükümet), Bolşeviklik Rusya’sıyla ittifak etmekten bahsediyoruz. Yoksa Bolşevik olmaktan bahsetmiyoruz. Bolşevik olmak büsbütün başka bir meseledir. Böyle bir mesele ile iştigale (meşgul olmaya, uğraşmaya) bizim ihtiyacımız yoktur. Fakat ittifak meselesi kemali ciddiyet ve ehemmiyetle takip edilmektedir ve muvaffak olacağımıza ümidimiz berkemaldir (olgunlaşmıştır). Ancak bu noktanın açık, vazıh (ayrıntılı) ve alenî müzakeresini (görüşülmesini) garba karşı fiilen ilânı harp edeceğimiz güne talik etmek (ertelemek) istiyoruz.” 

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;21, Celse Gizli, 2, 3 ve 4 – Sf. 20, 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • 22 Mayıs 1920 tarihinde 19. İçtima 1. Celse

    Eğitim hakkında bir gensoru görüşülüyor. Gensoru sahibi İzmir Mebusu Hacı Süleyman Efendi:            

    Hacı Süleyman Efendi (İzmir); “-.. Bugün köylerde ufak ufak mektep (okul) yapmak, şehirde büyük cami yapmaktan daha hayırlıdır. (Bravo sadaları, alkışlar) … Erkeklerin okuması ne kadar lâzımsa kızların okuması da o nispetle (oranda) mühimdir (önemlidir) ve belki de daha ehemdir (en önemlisidir). … kadınları yüksek mektepte bulunan bir millet dünyanın en necip (asil, soylu) milletidir.  .. O müstebit (despot) erkekler ki kadınların malik oldukları hukuku hiçe sayanlar, onlar, milletin atii (gelecek) hayatını değil, hali hazırı içtimaiyesini (hazır durumun sosyolojisini) bile bilmeyenlerdir.”  

    (Meclis Reisi Celalettin Arif Bey bu konuşmadan hoşlanmıyor:)  

    Reis (Celalettin Arif); “-Maarifin (öğretimin) ehemmiyetini (önemini) herkes bilir. ..sadede (konuya, asıl meseleye) geliniz…  maksat feminizm üzerine konferans vermek değildir.” Sf. 8,9

    Mebus Maaşlarının Arttırılmasına Dair Bir Takrir görüşüldü ve reddedildi.

    Rasih Efendi (Antalya); “-… merkeziyetçilik bu mülkü (ülkeyi, memleketi) yıkmıştır.”

    (Özel İdarelerin güçlendirilmesi görüşüldü:)

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;19, Celse1 – s. 7 ile 19 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 24 Mayıs 1920 tarihinde 20. İçtima 1. Celsede

    Mayıs ayında Ramazan nedeniyle fazla celse yok.  Mebus mazbataları okunuyor. Ali Fuat Paşa’nın Geyve’deki asileri dağıttığına dair telgrafı okunuyor. Kuvveyi İnzibatiye’den çok sayıda ganimet aldık diyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 02 (22.05.1920 / 28.07.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;20, Celse1 – Sf. 16. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Mayıs 1920 tarihinde 17. İçtima 2. Celsede gizli celse yapılıyor

    Bu gizli celsenin zabıtlarına ulaşılamıyor, Temmuz 1920 deki gizli celselere kadar yapılmış olan gizli celselerin zabıtları İşbankası Yayınında yoktu, 2014’de internette ulaşıldı, sansürlü kırık dökük bir halde. Elviyei Selase’de (üç vilayette, Kars, Batum, Ardahan’da) devlet teşkilatı kurmak için Hükümete tam yetki verildi. Ve Durum değerlendirmesi yapıldı:

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara) “.. Arif Bey kumandasında bir müfrezemizin Yabanabad’a geldiğini ve oradaki kuvayı saire ile (diğer kuvvetlerle) birleştiğini arz etmiştim. Bundan dört beş gün evvel Arif Bey bir kazaya uğradı. İhtimal ki işitmişsinizdir. Kendisi Yabanabad’da çadırında yatarken öldürülmüştür. Şimdiye kadar yaptığımız tahkikat neticesinde sarih noktaya iktiran edemedi (açık bir noktaya dayanamadı). Bunun ya dâhilden veya hariçten vukuuna dair kat’î bir emare (kesin belirti) elde edemedik. Bazıları diyorlar ki kendisinin şedidüttabı (şiddete meyilli tabiatı) ve harekât esnasında maiyetine biraz tazyikatta (baskıda) bulunmuş olması gibi sebeplerle, doğrudan doğruya, kendi etrafında bulunanlardan bu kazanın sadır (yapılmış) olabileceğine ihtimal veriyorlar.

    3. Celse açık celse:

    Bu celsede Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in teklif ettiği Meni Müskirat Kanunu görüşülüyor, bunun ekonomik sonuçları da olacağı iddiasıyla hükümete danışılmasına karar veriliyor.

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 1 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;17, Celse; 02 Gizlidir – Sf. 310, 311) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2014): Kemal Paşa, Arif Bey’in şiddetli bir yapısı var, astları öldürmüş olabilir diyor.

  • 15 Mayıs 1920 tarihinde 16. İçtima 1. Celse

    İzmir’in işgalinin yıldönümü olması nedeniyle konuşmalar yapılıyor:    

    İsmail Safa Bey (Mersin); “-…Türk gazetelerinden bazıları dediler ki – utanarak söylüyorum – .. Kabahat Türklerdedir, İslamlardadır, Yunanın medeni ordusu hiçbir gün bu faciaya razı değildir. Fakat İslam’ın bozuk kısımları, açık söyleyelim, hatta ittihatçı kısımları buna sebep oldu.  … Beş bin Türk ölmüş, yirmi beş bin kişi hapsedilmiş.

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;16, Celse;1 – Sf. 310 , 311) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Mayıs 1920 tarihinde 15. İçtima 3. Celse

    Yarı Açık Yerlerde Kadın Oynatanların Kürek Cezasına Çarptırılması İle İlgili Kanun Teklifi Görüşülüyor: .. Konya Mebusları Postnişin Cenabı Mevlana Abdülhalim ve Refik Beyler bu kanun teklifini veriyor, adliye encümeni ise reddediyor:    

    Besim Atalay Bey (Kütahya) (Çok İlginç); … Sultan Muradı Râbi (Sultan Dördüncü Murat), sigara içen bir neferi (er’i) astı, omuzlarına mum diktirdi, çarmıha gerdirdi, başına bıraktığı nöbetçi gece omuzlarındaki mumlardan sigarasını yakıyordu.  Sen bunun cebir ile kahır ile önüne geçemezsin. Ancak akıl ile önüne geçilecek. … Hocam bu ilim işidir…. gürültü işi değildir.” 

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;15, Celse; 3 ve 4 – Sf. 296 ile 302 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Mayıs 1920 tarihinde 14. İçtima 2. Celse

    Ermeni ve Rumların vakıflarının mallarına el konulması hakkında tebliğ görüşülüyor:

    Reis; “-.. Heyeti İcraiye bir karar verdi ve umumen tebliğ etti (halka bildirdi). Yani tehcir mesailinde (Ermeni, Kürt ve Rumların zorunlu göçürülmesi işleminde) mevkuf (vakfedilmiş) bulunanların gayri mevkuf (vakfedilmemiş gibi) bir surette muhakemesinin icrasını tebliğ buyurdular.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;14, Celse; 2 – Sf. 257 ile 273 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2012): Meclisin ilk icraatlarından birisi, terkedilmiş mallara el koymak. Primitif akümülasyon, birinci elden servet aktarımı.

  • 13 Mayıs 1920 tarihinde 15. İçtima 1. Celsede

    Trabzon mebusları İzzet ve Ziya Beylerin yolda öldürüldüklerine dair Trabzon Müdafai Hukuk Reis’inin 8 Mayıs 1920 tarihli telgrafı okundu.

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;15, Celse;1 – Sf. 296 ile 302 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 11 Mayıs 1920 tarihinde 14. İçtima 1. Celse

    Karabekir’in gönderdiği Rus Milletler Komiserliğinin şark Müslümanlarına yaptığı tamim ile ilgili görüşme yapılıyor. Bolşeviklik yani sosyalizme sığınma arzusu görüşülüyor: 

    Hamdullah Suphi Bey (Antalya); “-.. Memleket Bolşevizmi (sosyalizmi) bilmiyor, memleket Bolşeviklik hakkında irşad edilmemiştir(bilgilendirilmemiştir). İğva (tahrik) edilmiştir. İdlâl edilmiştir (saptırmalar yapılmıştır). Ben, Rusya’nın içinden gelmiş en yakından tanıdığım ve namuslarına itimat ettiğim zabitlere (subaylara) istinat ederek (dayanarak) söylüyorum ki Bolşevizm, İslam memleketlerinde dine karşı tecavüzkâr (saldırgan) olmadı. …Meclisin vazifesi… ya lehinde veya aleyhinde noktai nazarını (bakış açısını, görüşünü) vakit geçirmeden tespit etmektir (saptamaktır).  . .. iman ediyorum ki memleketimizdeki müstevli (istilacı, işgalci) hain kuvvetleri kovmak için bizim en tabii müzahirimiz (destekçimiz) Bolşevik kuvvetleridir.” (Alkışlar)      

    Besim Atalay Bey (Kütahya); Biz Bolşeviklere mumaşat etmekle (onların suyundan gitmekle) bilakis şeriata daha fazla yaklaşıyoruz.”    

    Ali Şükrü Bey (Trabzon); “-Heyeti İcraiye (yürütme kurulu, hükümet) onların programını anlar, tanışır ve Meclise bildirir ve biz millete karşı bilerekten .. icap edeni söyleriz, prensipleri müdafaa ederiz (savunuruz).  Yoksa öyle ezberden olmaz.”

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;14, Celse; 1 – Sf. 257 ile 273 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 9 Mayıs 1920 tarihinde 13. İçtima 1. Celsede

    Maarif Vekili Dr. Rıza Nur Hükûmet Programını Okuyor.

    2. ve 3. Celseler hafidir (Gizlidir): Sâni; Celalettin Arif Bey. 

    (Ankara’ya Gelmeyen Mebusların Durumu; görüşülüyor (Bu gizli celselerin zabıtları yok. İş bankası yayınlarında da yoktu Bu zabıtların sansürlü hâlini 2014’de internetten buldum: Dâvet edildikleri halde Ankara’ya gelmeyen mebusların durumu görüşülüyor;)       

    “Davete İcabetle Büyük Millet Meclisine İltihak Etmemiş Bulunan Mebusan’ın Sureti Kabullerine Dair Kanun;

     1. İstanbul’un işgali üzerine daveti vakıaya icabete Ankara’da Büyük Millet Meclisine iltihak etmemiş (katılmamış) bulunan mebuslar, badema (sonradan), Meclisin sülüsanı, ekseriyeti ârâsı (üçte birinin oyu ile) ile kabul olunurlar.

    2. Bu kanun tarihi neşrinden itibaren mer’idir. (geçerlidir)

    (Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan BMM’ne katılmayanların fesat çıkardıklarını söylüyor.)

    (Türkiye ve diğer İslam ülkeleri için beyanname (yazılı bilgi notu) hazırlanıyor)

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;13, Celse; 2, 3 ve 4 Gizli – Sf. 250,251) kitabından birebir alınmıştır.